da ile cümle

da kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Müzik yoksa hayat da yoktur.No music, no life.
Sanırım astlarıma öğüt dağıtmak zorunda olduğum yaşa ulaştım.I guess I've reached the age where I have to dispense advice to my underlings.
Senin ya da başka biri tarafından itilip kakılmayacağım.I'm not going to be pushed around by you or anyone else.
Onun ekmeğinin iki tarafı da tereyağı ile yağlanmıştı.His bread is buttered on both sides.
Çatı damlıyordu.The roof was dripping.
Çatıya giden merdiven, dar, dik ve karanlık.The staircase leading to the rooftop is narrow, steep, and dark.
Okinawa'nın Çin'e Honshu'dan daha yakın olduğunun farkında mısın?Are you aware that Okinawa is closer to China than to Honshu?
Kral yalnızca bizi değil birçok başka insanı da davet etti.The King invited not only us but also a lot of other people.
Yokohama, Japonya'daki en büyük şehirlerden biridir.Yokohama is one of the largest cities in Japan.
Yokohama, Japonya'da ikinci en büyük nüfuslu kentidir.Yokohama is the city in Japan with the second largest population.
Yokohama'nın nüfusu Osaka'nınkinden daha büyüktür.The population of Yokohama is larger than that of Osaka.
Hangisi daha ağır, kurşun mu yoksa altın mı?Which is heavier, lead or gold?
Bu mesafeden Fuji Dağını görebiliriz.We can see Mt. Fuji in the distance.
Uzaktan bakınca bu dağ Fuji dağı gibi görünüyor.Seen from a distance, this mountain looks like Mt. Fuji.
Uzaktan bakınca bu dağ Fuji dağına benziyor.Seen from a distance, this mountain looks like Mt. Fuji.
Güçlü yen Japonya'nın ihracat endüstrisinin aleyhine davranmaktadır.The strong yen is acting against Japan's export industry.
Güçlü yen şirket için ölümcül bir darbeydi.The strong yen was a fatal blow to the company.
Bir daire çizin.Draw a circle.
Bir daire çiz.Draw a circle.
Yen dolardan daha zayıf.The yen is weaker than the dollar.
Yen dolardan daha değersizdir.The yen is weaker than the dollar.
İstasyon yaklaşık on dakikalık yürüme mesafesinde.It is about ten minutes' walk to the station.
İstasyon on dakikalık yürüyüş mesafesinde.It's ten minutes' walk to the station.
İstasyona kadar bir milden daha fazla değil.It is no more than a mile to the station.
Otobüsle istasyon yaklaşık on dakika sürer.It's about ten minutes to the station by bus.
İstasyon 3 kilometreden daha fazladır.It is more than 3 kilometers to the station.
İstasyona taksiyle gitmek 20 dakikamı alacak.It will take me 20 minutes to get to the station by taxi.
İstasyona gitmek beş dakika aldı.It took five minutes to get to the station.
İstasyon buradan bir on dakikalık mesafede.The station is a ten minute drive from here.
İstasyon buradan arabayla on dakika.The station is a ten minute drive from here.
Arabayla istasyondan amcamın evine varmak yaklaşık sadece beş dakika aldı.It took only about five minutes to get to my uncle's house from the station by car.
İstasyondan okula yürümek yirmi dakika sürer.It takes twenty minutes to walk from the station to school.
Lütfen bir İngiliz beyefendisi gibi davran.Please behave like an English gentleman.
İngilizce konuştuğunda tonlama için daha fazla dikkat et.Pay more attention to intonation when you speak English.
İngilizce konuşan o oğlan benden daha uzundur.That boy who is speaking English is taller than I.
İngilizce öğrenmek için Amerika'da yaşamaktan daha iyi bir yol olduğunu sanmıyorum.I don't think that there is any better way to learn English than by living in America.
İngilizce Japoncadan daha zor mu?Is English more difficult than Japanese?
İngilizce, Japonya'da öğrenilir.English is studied in Japan.
İngilizcenin yanı sıra Almanca da konuşur.He speaks German, not to mention English.
Kanada'da İngilizce konuşulur mu?Is English spoken in Canada?
Kanada'da İngilizce konuşulur.English is spoken in Canada.
İngilizce Amerika'da konuşulur.English is spoken in America.
İngilizcenin yanı sıra, Almanca da konuşur.In addition to English, he speaks German.
Hangisini daha çok seversin, İngilizceyi mi yoksa müziği mi?Which do you like better, English or music?
Biz ya İngilizce ya da Japonca konuşabiliyorduk.We were allowed to speak either in English or in Japanese.
Ya İngilizce ya da Japonca konuşmamıza izin verildi.We were allowed to speak either in English or in Japanese.
O ya İngilizce ya da Fransızca konuşabilir.He can speak either English or French.
Daimi barış, illüzyondan başka bir şey değildir.Permanent peace is nothing but an illusion.
Gösteri o kadar sıkıcıydı ki Ann ve ben uykuya daldık.The show was so boring that Ann and I fell asleep.
Bir filmin herhangi bir kitaptan daha eğlenceli olduğunu düşünüyorum.I think a movie is more entertaining than any book.
Unzen dağı öylesine güzel bir yer ki birçok insan orayı ziyaret eder.Mt. Unzen is such a nice place that many people visit there.
Bulutlar dağılıyor.The clouds are breaking.
Egzersiz yaparsan daha kuvvetli olacaksın.You will be more vigorous if you exercise.
Yağmur daha da şiddetli yağdı.The rain fell even harder.
Yağmur dan dolayı evde kaldım.I stayed home because of the rain.
Yağmur yağsa da yağmasa da planımı değiştirmeyeceğim.Whether it rains or not, I won't change my plan.
Yağmur yağacağına dair bir önsezim var.I have a hunch that it will rain.
Bence yağmur yağarsa diye bir şemsiye alman daha iyi olur.I think you'd better take an umbrella in case it rains.
Yağmur başlamadan önce başlasak daha iyi olur.We had better start before it begins to rain.
Yağmur yağdığı için hava bu akşam daha erken kararacak.It will get dark earlier this evening, as it is raining.

İlgili Sayfalar