da ile cümle
da kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Daha çok öğrencinin gelmek istediğini sanmıyorum.I don't think any more students want to come.
John o bir öğrenci iken sıklıkla dağa tırmanmaya giderdi.John would often go mountain climbing when he was a student.
Eğer bir öğrenci isen, öyle davran.If you are a student, behave as such.
Yaz tatillerini okuldan daha çok seviyorum.I like summer holidays better than school.
Okul sadece beş dakikalık yürüme mesafesindedir.The school is only a five-minute walk.
Bizim okul eve on dakikalık yürüyüş mesafesindedir.Our school is within ten minutes' walk of my house.
Okul istasyondan daha uzaktır.The school is farther than the station.
Okul istasyona beş dakikalık yürüyüş mesafesinde yer almaktadır.The school is located within five minutes' walk of the station.
Okul 8:30'da başlar.School begins at eight-thirty.
Okula bir taş atımlık mesafede kalsa da, sık sık okula geç kalır.Though he lives within a stone's throw of the school, he is often late.
Okula geç kalan öğrencilerin sayısı beklediğimden çok daha azdı.The number of students who were late for school was much smaller than I had expected.
Onu daha önce gördüğümden eminim.I'm sure I've seen him before.
Her konuşmacıya beş dakika ayrıldı.Each speaker was allotted five minutes.
Bu kentin kuzey kesiminde daha fazla insan yaşar.More people live in the northern part of the city.
Genellikle Japonya'da haziran ayında fazla yağmur vardır.As a rule we have much rain in June in Japan.
Genel olarak konuşulursa, kadınlar erkeklerden daha iyi dilcidirler.Generally speaking, women are better linguists than men.
Genel olarak konuşulursa kızlar erkeklerden daha iyi dilcidirler.Generally speaking girls are better linguists than boys.
Genel olarak, kadınlar erkeklerden daha uzun yaşarlar.Generally speaking, women live longer than men.
Genel olarak konuşulursa, kadınlar erkeklerden daha uzun yaşarlar.Generally speaking, women live longer than men.
Florida'daki hava genellikle ılımlıdır.The weather in Florida is generally moderate.
Genelde erkekler kadınlardan daha güçlüdür.Generally speaking, men are stronger than women.
Genel olarak söylemek gerekirse, oğlanlar kızlardan daha hızlı koşabilirler.Generally speaking, boys can run faster than girls.
Evde kalmak dışarı çıkmaktan daha iyidir.It is better to stay in than go out.
Yabancılar Fuji dağına hayran kalıyorlar.Foreigners admire Mt. Fuji.
İnsanlar yurt dışına çıktıklarında farklı davranır mı?Do people behave differently when they go abroad?
Lütfen bizi dışarıda akşam yemeği yemeye davet edin.Please invite us out to dinner.
Açılış törenine çok misafir davet etmeyi planlıyorum.I plan to invite a lot of guests to the opening ceremony.
Yurt dışında seyahat şimdi daha popüler.Traveling abroad is now more popular.
Yurt dışında bir geziye davet edildim, ama ben gitmek istemiyorum.I've been invited on a trip abroad, but I don't want to go.
Yurtdışı gıda ihracatları tarım dayanaklarından biridir.Overseas food exports are one of the mainstays of agribusiness.
Gittikçe daha fazla çift balayı gezilerine yurt dışına gitmektedir.More and more couples go on honeymoon trips abroad.
Yurtdışına giderken, bir çift gözlük daha almalısınız.You should take another pair of glasses when you go abroad.
Denize yarım milden daha fazla değil.It is no more than half a mile to the sea.
Sahile gitmektense dağlara gitmeyi tercih ederim.I would rather go to the mountains than to the beach.
Şirket onu bir danışman olarak işe aldı.The company engaged him as an advisor.
Biz işten sonra Shinjuku'da bir kafede buluşurduk.We used to meet at a coffee shop in Shinjuku after work.
Hepimiz şirket Noel partisinde çok yemek yedik özellikle dana rosto.We all pigged out at the company Christmas party, especially on the roast beef.
Toplantı sekizde dağıldı.The meeting broke up at eight.
Konferans Tokyo'da düzenlenecek.The conference is to be held in Tokyo.
Toplantı her zamankinden daha erken sona erdi.The meeting ended earlier than usual.
Toplantı dörtte dağıldı.The meeting broke up at four.
Konsey 9.00'da başladı ve 10.45'e kadar bitirilmeli.The council began at 9:00 and should be finished by 10:45.
Toplantıda o, tartışmayı tekeline aldı ve davayı tamamen bozdu.At the meeting he monopolized the discussion and completely disrupted the proceeding.
Toplantı için gündem dağıtıldı.The agenda for the meeting has been distributed.
Her üye davet edildi.Each member was called upon.
Partiye katılım beklenenden daha büyüktü.The attendance at the party was larger than had been expected.
Toplantı beşte dağıldı.The meeting broke up at five.
Biz tüketiciler daha fazla yerli ürün tüketmeliyiz.We consumers must buy more domestic products.
Loş ışıkta dans ettik.We danced in the subdued lighting.
Biz zengin ya da fakir olup olmadığımıza göre, olayları farklı görürüz.We see things differently, according to whether we are rich or poor.
Biz onu akşam yemeği partisine davet ettik.We invited him to the dinner party.
Biz onun davranışına şaşırdık.We were surprised at his conduct.
Güneşin dağların ardında batışını izledik.We watched the sun setting behind the mountains.
Dağ evine doğru gittik.We headed for the mountain cottage.
Biz dakikliğe değer veririz.We value punctuality.
Biz 2 Nisan'da Honolulu'ya döndük.We returned to Honolulu on April 2.
Biz dağ geçişi boyunca pek çok karıncalar gibi süründük.We crawled like so many ants along the mountain pass.
Dağın zirvesinde durduk.We stood on the top of the mountain.
Biz dağdaki dereyi tırmandık.We climbed up the stream in the mountain.
Geçen yaz Fuji Dağı'na tırmandık.We climbed Mt. Fuji last summer.