da ile cümle
da kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Herkes bir ya da iki kez başarısız olur.Everybody fails once or twice.
Birinci sınıf 8. 30'da başlar.The first class begins at 8:30.
Bir aydan daha fazla bir süre Nagoya'da yaşadım.I lived for more than a month in Nagoya.
Metro ücretleri, 1 Nisan 1999'dan itibaren artırılacaktır.Subway fares will be raised as of April 1st, 1999.
1979'da Rahibe Teresa Nobel Barış Ödülü'nü kazandı.In 1979, Mother Teresa won the Nobel Peace Prize.
1955'te kanseri nüksetti ve 1956'da 42 yaşında öldü.In 1955, the cancer returned and she died in 1956 at the age of 42.
1914'te olduğu gibi 1939'da dünya bir savaşın eşiğindeydi.In 1939, as in 1914, the world was on the brink of war.
1639'dan sonra Japonya yabancı mutfağın kapısını kapattı.After 1639 Japan closed the door to foreign cuisine.
1600'larda , çay Hindistan'dan Avrupa'ya tanıtıldı.In the 1600s, tea was introduced into Europe from India.
15 dakika geçti.It has gone a quarter.
Güzel sanatlar on beşinci yüzyılda İtalya'da gelişti.The fine arts flourished in Italy in the 15th century.
Saat 11'e 10 dakika var.It is ten minutes before eleven.
Biz on dakikalık bir yürüyüşten sonra müzeye geldik.After ten minutes' walk we came to the museum.
On dakika önce biri seni ziyaret etti.Someone called on you ten minutes ago.
O, on dakika önce evden ayrıldı.She left home ten minutes ago.
10 dakikalık bir mola alalım.Let's take a 10 minute break.
On dakikalık moladan sonra provamıza yeniden başladık.After a ten-minute break, we resumed our rehearsal.
On dakikalık bir mola verelim.Let's have a ten-minute break.
Mary gelmeden önce on dakika beklememiştim.I had not waited ten minutes before Mary came.
O, on dakika içerisinde gelecek.He'll be along in ten minutes.
On dakikadan daha az sürede oraya varırsın.You'll get there in less than ten minutes.
10 dakika içinde döneceğim.I'll be back in ten minutes.
İstasyona on dakika geç vardım.I arrived at the station ten minutes late.
On yıldır Japonya'dan ilk defa çıkıyorum.I left Japan for the first time in ten years.
On yıl içinde ilk kez Japonya'dan ayrıldım.I left Japan for the first time in ten years.
Sabah 10'dan önce otelden ayrılmalıyız, aksi halde Miami trenini kaçıracağız.We must leave the hotel before 10 a.m., otherwise we will miss the train for Miami.
Saat 10'dan sonra beni arama.Don't call me up after ten o'clock.
Saat onda Osaka'dan Tokyo'ya hareket edecek.He leaves Osaka for Tokyo at ten.
10 dolardan daha fazla harcamak istemiyorum.I don't want to spend more than $10.
İşlerin yüz ya da elli yıl önce nasıl olduğunu bilmiyorum.I don't know how things were a hundred or fifty years ago.
"Benim babam içki içmez." "Benim babam da.""My father doesn't drink." "Neither does my father."
"Onun babası dün öldü." ""Ben daha önce hiç böyle bir adam görmedim.""His father died yesterday." "I have never seen such a man before."
"Mutlu Yeni Yıllar." "Sana da aynısını diliyorum!""A Happy New Year!" "I wish you the same!"
"Bir dahaki sefere" dedi."Next time," he said.
"Ara sıra onu boşamayı düşünüyorum." "Dalga geçiyor olmalısın!""Now and then I think of divorcing him." "You must be kidding!"
"Kim daha genç, Hanako mu yoksa Taro mu?""Taro.""Who is younger, Hanako or Taro?" "Taro is."
"Biraz daha ister misiniz?" "Hayır, yeterince aldım.""Would you like any more?" "No, I've had enough."
"Biraz daha kahve alır mıydınız?" "Hayır, teşekkürler. Yeterince içtim.""Will you have some more coffee?" "No, thanks. I've had enough."
"Artık dayanamıyorum!" "Sakin ol. En kısa sürede geleceğim.""I can't stand it any more!" "Calm down. I'll come over as soon as possible."
"Bir fincan daha kahve içer misiniz?" "Hayır, teşekkürler.""Will you have another cup of coffee?" "No, thank you."
"Bill Japonya'da mıydı?" "Evet, öyleydi.""Was Bill in Japan?" "Yes, he was."
"Şu yeni bir şapkadan daha ucuz."diye cevaplar Susan."That's cheaper than a new hat," Susan answers.
"Bir dakika içinde döneceğim,"diye ekledi."I'll be back in a minute," he added.
O, "Daha fazla hiçbir şey söylemeyeceğim çünkü bahaneler üretmekten nefret ederim" dedi.He said, "I will say nothing more, because I hate making excuses."
"Otobüsler bir saat içinde ne sıklıkta çalışırlar?" "Her otuz dakikada.""How often do the buses run in an hour?" "Every thirty minutes."
Utangaç genç adam "Teşekkür ederim, bir parça daha kek yemek istiyorum" dedi."Thank you, I'd love to have another piece of cake," said the shy young man.
"Nerede yaşıyorsunuz?" "Tokyo'da yaşıyorum.""Where do you live?" "I live in Tokyo."
"Nerede yaşıyorsun?" "Tokyo'da yaşıyorum.""Where do you live?" "I live in Tokyo."
Öksürüğüm ve az da ateşim var.I have a cough and a little fever.
AB'nin birliği giderek daha sarsıntılı hale gelmektedir.The EU's unity is gradually becoming shakier.
O zamandan beri, Japonya'da büyük bir değişim oldu.Since then, a great deal of change has occurred in Japan.
Sen ilerle ve ben sana daha sonra yetişirim.You walk on and I will catch up with you later.
Öyleyse daha sonra tekrar geleceğim.Then I'll come again later.
Ailene daha saygılı olmalısın.You should be more considerate of your parents.
Ben sizi dava edeceğim.I'll sue you.
Sizi bir partiye davet etmek istiyorum.I want to invite you to a party.
O seni öldürmek ya da yaşamana izin vermek bana kalmış!It's up to me whether I kill you or let you live!
Umarım erkek kardeşin daha iyidir.I hope your brother is better.
Kardeşim bir daire arıyor.My brother is looking for an apartment.
Kardeşim kanser araştırmasına dahil oldu.My brother is engaged in cancer research.