da ile cümle
da kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bu ayakkabılar çok dar. Acıtıyorlar.These shoes are too tight. They hurt.
Hava yoksa insan on dakika bile yaşayamaz.If there were no air, man could not live even ten minutes.
Ayda havasız rüzgar ya da ses olmayabilir.Without air there can be no wind or sound on the moon.
Gökyüzü gittikçe karardı ve rüzgar gittikçe daha sert esti.The sky grew darker and darker, and the wind blew harder and harder.
Gökyüzünde benim sayabileceğimden daha fazla yıldız var.There are more stars in the sky than I can count.
Gökyüzünden bakıldığında, köprü daha güzel görünür.Seen from the sky, the bridge appears more beautiful.
Aptalca davrandın,bunun hesabını ödeyeceksin.You've acted foolishly and you will pay for it.
Zahmet yoksa kazanç da yok.No pain, no gain.
Haç yoksa taht da yok.No cross, no crown.
Acıya daha fazla katlanamam.I cannot bear the pain any more.
Ginza'da yürüken bir arkadaşa rastladım.I ran into a friend while walking in Ginza.
Ginza Japonya'da en işlek cadde midir?Is the Ginza the busiest street in Japan?
Banka soyguncuları bütün yönlere dağıldılar.The bank robbers dispersed in all directions.
Cuma gecesi lisede bir dans olacak.There will be a dance Friday night at the high school.
Cuma günü bir dans partisi düzenlenecek.A dance will be held on Friday.
Bazı zamanlar Kanazawa'da tipi olur.There are sometimes blizzards in Kanazawa.
Zenginler her zaman fakirlerden daha mutlu değildir.The rich are not always happier than the poor.
Altın para düşünülenden çok daha değerliydi.The gold coin was much more valuable than was supposed.
Ödünç vermek ya da ödünç almak istemiyorum.I don't want to lend or borrow.
Sağlık servetten daha iyidir.Health is better than wealth.
Altın demirden daha ağırdır.Gold is heavier than iron.
Altın, demirden daha ağırdır.Gold is heavier than iron.
Altın demirden daha kıymetlidir.Gold is more precious than iron.
Altın sudan çok daha ağırdır.Gold is far heavier than water.
Altın gümüşten daha ağırdır.Gold is heavier than silver.
Altın diğer bütün metallerden daha değerlidir.Gold is more precious than any other metal.
Altın fiyatı günlük olarak dalgalanır.The price of gold fluctuates daily.
Bizim Amerikalı komşumuz önümüzdeki yıl beş yıldır Japonya'da yaşıyor olacak.Our American neighbor will have lived in Japan for five years next year.
Yakın bir gelecekte, Japonya'da büyük bir deprem olabilir.In the near future, we may have a big earthquake in Japan.
Benim için sürpriz oldu, çocuk Yokohama'dan buraya bütün yolu tek başına geldi.To my surprise, the child came here by himself all the way from Yokohama.
Ayna parçaları zemin üzerinde dağıldı.Fragments of the mirror were scattered on the floor.
O heyecanlandığında, gittikçe daha hızlı konuştu.As he grew excited, he spoke more and more rapidly.
Sürüş öğretmenim daha sabırlı olmam gerektiğini söylüyor.My driving instructor says I should be more patient.
Profesör düşüncelere dalmış görünüyordu.The professor seemed to be lost in thought.
Profesör ona öğrencilerinden biri gibi davrandı.The professor treated her as one of his students.
Öğretmenler bütün öğrencilerine tarafsız davranmalılar.Teachers should treat all their students impartially.
Öğretmenlerin, öğrencilerinin tümüne tarafsız bir biçimde davranmaları gerekir.Teachers should treat all their students impartially.
Öğretmenlerin, bütün öğrencilerine tarafsız bir şekilde davranmaları gerekir.Teachers should treat all their students impartially.
Öğretmenlerin, bütün öğrencilerine tarafsızca davranmaları gerekir.Teachers should treat all their students impartially.
Öğretmenlerin, bütün öğrencilerine tarafsız olarak davranmaları gerekir.Teachers should treat all their students impartially.
Bir öğretmenin aylığı bir avukatınkinden daha düşüktür.The salary of a teacher is lower than that of a lawyer.
Eğitim için daha fazla para ekonomik büyümeyi teşvik edecek.More money for education will spur economic growth.
Eğitim okula gitmekten daha fazla bir şey demektir.Education means something more than going to school.
Afedersiniz ama fotoğrafa bir kez daha bakayım.Excuse me, but let me have another look at the photo.
Şehir merkezi Kyoto'da büyük bir trafik sıkışıklığı vardı.There was an enormous traffic jam in downtown Kyoto.
Yazlar Kyoto'da çok sıcaktır.Summers are very hot in Kyoto.
Kyoto'da yaşadığım zamanlarda,müzeyi sıklıkla ziyaret ederim.I would often visit the museum when I lived in Kyoto.
Uzun süredir ilk kez Kyoto'da şiddetli kar yağdı.A heavy snow fell in Kyoto for the first time in ages.
Kyoto'da ziyaret edilecek bir sürü yer var.There are many places to visit in Kyoto.
Kyoto'da birçok tapınak vardır.There are many shrines in Kyoto.
Kyota'da bulundun mu?Have you been to Kyoto?
Kyoto'da bir sürü eski tapınaklar var.There are many old temples in Kyoto.
Kyoto'da görülecek çok yerler var.There are many places to see in Kyoto.
Kyoto'da bir kez bulundum.I have been to Kyoto once.
Kyoto'dan bahsetmişken, sen hiç Kinkakuji tapınağını ziyaret ettin mi?Speaking of Kyoto, have you ever visited the Kinkakuji Temple?
Kyoto'da hem eski hem de modern yapıları görebilirsiniz.In Kyoto, you can see both old and modern buildings.
Balığın ve etin besin değerleri yüksek ama ikincisi öncekine göre daha pahalıdır.Fish and meat are both nourishing, but the latter is more expensive than the former.
Hem balık hem de et besleyici fakat sonraki öncekinden daha pahalı.Fish and meat are both nourishing, but the latter is more expensive than the former.
Geçen yılla karşılaştırıldığında bu yılın ürünleri çok daha iyi.Compared with last year, this year's crops are much better.
Bir bardak daha süt almaz mısınız?Won't you have another glass of milk?