dağları ile cümle
dağları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
RABbin söylediğine kulak verin: Kalkın, davanızı dağların önünde dile getirin. Tepeler duysun sesinizi.너희는 여호와의 말씀을 들을지어다 내게 이르시기를 너는 일어 나서 산 앞에서 쟁변하여 작은 산으로 네 목소리를 듣게 하라 하셨나니
RABbin söylediğine kulak verin: Kalkın, davanızı dağların önünde dile getirin. Tepeler duysun sesinizi.Kuulkaa, mitä Herra sanoo: Nouse ja käy oikeutta vuorten kanssa, ja kukkulat kuulkoot sinun äänesi.
RABbin söylediğine kulak verin: Kalkın, davanızı dağların önünde dile getirin. Tepeler duysun sesinizi.Nože počujte to, čo hovorí Hospodin: Vstaň a pravoť sa s vrchami, a brehy nech počujú tvoj hlas!
RABbin söylediğine kulak verin: Kalkın, davanızı dağların önünde dile getirin. Tepeler duysun sesinizi.Oíd, por favor, lo que dice Jehovah: "¡Levántate, pleitea junto a los montes, y que oigan las colinas tu voz
RABbin söylediğine kulak verin: Kalkın, davanızı dağların önünde dile getirin. Tepeler duysun sesinizi.Ouvi agora o que diz o Senhor: Levanta-te, contende perante os montes, e ouçam os outeiros a tua voz.
RABbin söylediğine kulak verin: Kalkın, davanızı dağların önünde dile getirin. Tepeler duysun sesinizi.Słuchajcie, proszę, co mówi Pan: Wstań, rozpieraj się z temi górami, a niech słuchają pagórki głosu twego.
RABbin söylediğine kulak verin: Kalkın, davanızı dağların önünde dile getirin. Tepeler duysun sesinizi.Slyštež nyní, co praví Hospodin: Vstaň, suď se s těmito horami, a nechť slyší pahrbkové hlas tvůj.
RABbin söylediğine kulak verin: Kalkın, davanızı dağların önünde dile getirin. Tepeler duysun sesinizi.Слушайте, что говорит Господь: встань, судисьперед горами, и холмы да слышат голос твой!
RABbin söylediğine kulak verin: Kalkın, davanızı dağların önünde dile getirin. Tepeler duysun sesinizi.שמעו נא את אשר יהוה אמר קום ריב את ההרים ותשמענה הגבעות קולך׃
RABbin söylediğine kulak verin: Kalkın, davanızı dağların önünde dile getirin. Tepeler duysun sesinizi.اسمعوا ما قاله الرب. قم خاصم لدى الجبال ولتسمع التلال صوتك.
RABbin söylediğine kulak verin: Kalkın, davanızı dağların önünde dile getirin. Tepeler duysun sesinizi.以 色 列 人 哪 、 當 聽 耶 和 華 的 話 。 要 起 來 向 山 嶺 爭 辯 、 使 岡 陵 聽 你 的 話
RABbin söylediğine kulak verin: Kalkın, davanızı dağların önünde dile getirin. Tepeler duysun sesinizi.以色列人 哪 、 當聽 耶和華 的話 。 要 起來 向 山嶺爭辯 、 使岡陵聽 你 的 話
RAB diyor ki, "O gün Edom'un bilge adamlarını, Esav'ın dağlarındaki bilgiçleri yok edeceğim.Azon a napon, ezt mondja az Úr, nem vesztem-é ki a bölcseket Edomból, és az értelmet az Ézsau hegyérõl?!
RAB diyor ki, "O gün Edom'un bilge adamlarını, Esav'ın dağlarındaki bilgiçleri yok edeceğim.Či nebude toho dňa tak, hovorí Hospodin, že vyhubím múdrych z Edoma a rozumnosť s vrchu Ezavovho?
RAB diyor ki, "O gün Edom'un bilge adamlarını, Esav'ın dağlarındaki bilgiçleri yok edeceğim.Forse in quel giorno, dice il Signore, non disperderò i saggi da Edom e l'intelligenza dal monte di Esaù
RAB diyor ki, "O gün Edom'un bilge adamlarını, Esav'ın dağlarındaki bilgiçleri yok edeceğim.Izali dnia onego, mówi Pan, nie wytracę mędrców z Edom, a roztropnych z góry Ezawa?
RAB diyor ki, "O gün Edom'un bilge adamlarını, Esav'ın dağlarındaki bilgiçleri yok edeceğim.나 여호와가 말하노라 그 날에 내가 에돔에서 지혜 있는 자를 멸하며 에서의 산에서 지각 있는 자를 멸하지 아니하겠느냐
RAB diyor ki, "O gün Edom'un bilge adamlarını, Esav'ın dağlarındaki bilgiçleri yok edeceğim.Ne pogubim li tisti dan, govori GOSPOD, modrih iz Edoma in razumnosti z gore Ezavove?
RAB diyor ki, "O gün Edom'un bilge adamlarını, Esav'ın dağlarındaki bilgiçleri yok edeceğim.Sannerligen, på den dagen, säger HERREN skall jag förgöra de vise i Edom och allt förstånd på Esaus berg.
RAB diyor ki, "O gün Edom'un bilge adamlarını, Esav'ın dağlarındaki bilgiçleri yok edeceğim.Skal jeg ikke på den dag, sier Herren, gjøre ende på alle vismenn i Edom og all forstand på Esaus berg?
RAB diyor ki, "O gün Edom'un bilge adamlarını, Esav'ın dağlarındaki bilgiçleri yok edeceğim.Totisesti, sinä päivänä, sanoo Herra, minä lopetan viisaat Edomista ja taidon Eesaun vuorelta.
RAB diyor ki, "O gün Edom'un bilge adamlarını, Esav'ın dağlarındaki bilgiçleri yok edeceğim.Visselig vil jeg på hin Dag, lyder det fra HERREN, udrydde de vise af Edom og Klogskab af Esaus Bjerge.
RAB diyor ki, "O gün Edom'un bilge adamlarını, Esav'ın dağlarındaki bilgiçleri yok edeceğim.Zdaliž v ten den, praví Hospodin, nevyhladím moudrých z země Idumejské, a rozumných s hory Ezau?
RAB diyor ki, "O gün Edom'un bilge adamlarını, Esav'ın dağlarındaki bilgiçleri yok edeceğim.В оня ден, казва Господ, Няма ли да погубя мъдрите от Едом, И благоразумието от Исавовия хълм?
RAB diyor ki, "O gün Edom'un bilge adamlarını, Esav'ın dağlarındaki bilgiçleri yok edeceğim.Не в тот ли день это будет, говорит Господь, когда Я истреблю мудрых в Едоме и благоразумных на горе Исава?
RAB diyor ki, "O gün Edom'un bilge adamlarını, Esav'ın dağlarındaki bilgiçleri yok edeceğim.הלוא ביום ההוא נאם יהוה והאבדתי חכמים מאדום ותבונה מהר עשו׃
RAB diyor ki, "O gün Edom'un bilge adamlarını, Esav'ın dağlarındaki bilgiçleri yok edeceğim.ألا أبيد في ذلك اليوم يقول الرب الحكماء من ادوم والفهم من جبل عيسو.
RAB diyor ki, "O gün Edom'un bilge adamlarını, Esav'ın dağlarındaki bilgiçleri yok edeceğim.耶 和 華 說 、 到 那 日 、 我 豈 不 從 以 東 除 滅 智 慧 人 、 從 以 掃 山 除 滅 聰 明 人
RAB diyor ki, "O gün Edom'un bilge adamlarını, Esav'ın dağlarındaki bilgiçleri yok edeceğim.耶和華 說 、 到 那日 、 我豈不從以東 除滅 智慧 人 、 從以掃山 除 滅聰 明人
Rocky Dağları'nda.Στα Βραχώδη Όρη.
Sadece dağların kenarlarına değil, ancak kutsal yolculukların istikameti olan buzlu zirvelere.단순히 산의 주변들이 아니라 순례자들의 목적지인 빙하로 된 가장 꼭대기까지 말입니다
Sadece dağların kenarlarına değil, ancak kutsal yolculukların istikameti olan buzlu zirvelere.Nem csak a hegygerincre, hanem a jeges hegycsúcsra is, ami a zarándokok úti célja.
Sadece dağların kenarlarına değil, ancak kutsal yolculukların istikameti olan buzlu zirvelere.Nicht einfach zu den Berghängen, sondern bis zu den eisbedeckten Gipfeln, wo die Pilger hin reisen.
Sadece dağların kenarlarına değil, ancak kutsal yolculukların istikameti olan buzlu zirvelere.Niet slechts tot de flanken van de bergen, maar tot de ijzige toppen die de bestemming zijn van pelgrims.
Sadece dağların kenarlarına değil, ancak kutsal yolculukların istikameti olan buzlu zirvelere.Nie tylko na zbocza gór, ale na kompletnie zlodowaciałe szczyty, będące celem pielgrzymek.
Sadece dağların kenarlarına değil, ancak kutsal yolculukların istikameti olan buzlu zirvelere.Non soltanto sui fianchi delle montagne, ma fino ai picchi ghiacciati che sono il destino dei pellegrini.
Sadece dağların kenarlarına değil, ancak kutsal yolculukların istikameti olan buzlu zirvelere.No sólo a la falda de las montañas, sino a los propios picos helados que son el destino de los peregrinos.
Sadece dağların kenarlarına değil, ancak kutsal yolculukların istikameti olan buzlu zirvelere.Nu doar la poalele munților, ci pe crestele înghețate, ținta pelerinilor.
Sadece dağların kenarlarına değil, ancak kutsal yolculukların istikameti olan buzlu zirvelere.Не просто в горы, но на самые покрытые льдом пики гор. Это место устремления паломников.
Sadece dağların kenarlarına değil, ancak kutsal yolculukların istikameti olan buzlu zirvelere.Не просто до склоновете на планините, но до самите ледени върхове, които са съдбата на пилгримите.
Sadece dağların kenarlarına değil, ancak kutsal yolculukların istikameti olan buzlu zirvelere.לא סתם אל צלעות ההרים, אלא ממש עד לפסגות המושלגות, יעדן של הצליינים.
Sadece dağların kenarlarına değil, ancak kutsal yolculukların istikameti olan buzlu zirvelere.ليس ببساطة إلى حواف الجبال بل إلى القمم المتجمدة التي تمثل وجهة الحجاج
Sadece dağların kenarlarına değil, ancak kutsal yolculukların istikameti olan buzlu zirvelere.巡礼の到着地点である 雪山の頂上です あぐらをかいている男が
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.Ainda plantarás vinhas nos montes de Samária; os plantadores plantarão e gozarão dos frutos.
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.Di nuovo pianterai vigne sulle colline di Samaria; i piantatori, dopo aver piantato, raccoglieranno
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.Du sollst wiederum Weinberge pflanzen an den Bergen Samarias; pflanzen wird man sie und ihre Früchte genießen.
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.Ennu en gang skal du plante vingårder på Samarias fjell; de som planter dem, skal også ta dem i bruk.
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.ešte budeš sadiť vinice na vrchoch Samárie; sadiť budú sadiaci a budú užívať obecné po rokoch prvotín.
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.Ještě štěpovati budeš vinice v horách Samařských, štěpovati budou štěpaři i jísti.
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.Jeszcze będziesz sadziła winnice na górach Samaryjskich; a szczepiący szczepić będą i jeść będą.
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.Kamu akan membuka kebun anggur di pegunungan Samaria, dan yang menanam akan memetik buahnya pula
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.네가 다시 사마리아 산들에 포도원을 심되 심는 자가 심고 그 과실을 먹으리라
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.Még szõlõket plántálsz Samariának hegyein; a kik plántálják a plántákat, élnek is azok gyümölcsével.
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.Ngươi sẽ lại trồng vườn nho trên núi Sa-ma-ri , những kẻ trồng sẽ trồng và sẽ được hái trái .
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.Ngươi sẽ lại trồng vườn nho trên núi Sa-ma-ri, những kẻ trồng sẽ trồng và sẽ được hái trái.
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.Otra vez plantarás viñas en los montes de Samaria, y los que las planten gozarán del fruto
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.Sinä istutat jälleen viinitarhoja Samarian vuorille; ne, jotka istuttavat, saavat korjata hedelmätkin.
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.Vei sădi iarăş vii pe înălţimile Samariei; ceice le vor sădi, le vor culege şi roadele.
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.Vin skal du atter plante på Samarias Bjerge, plante skal du og høste.
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.Zopet boš sadila vinograde na gorah v Samariji; sadili bodo sadilci in uživali sad.