dağları ile cümle
dağları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Gemi yedinci ayın on yedinci günü Ararat dağlarına oturdu.No sétimo mês, no dia dezessete do mês, repousou a arca sobre os montes de Arará.
Gemi yedinci ayın on yedinci günü Ararat dağlarına oturdu.Och i sjunde månaden, på sjuttonde dagen i månaden, stannade arken på Ararats berg.
Gemi yedinci ayın on yedinci günü Ararat dağlarına oturdu.Og i den syvende måned, på den syttende dag i måneden, blev arken stående på Ararat-fjellene.
Gemi yedinci ayın on yedinci günü Ararat dağlarına oturdu.Pada tanggal tujuh belas bulan tujuh, kapal itu kandas di sebuah puncak di pegunungan Ararat
Gemi yedinci ayın on yedinci günü Ararat dağlarına oturdu.På den syttende Dag i den syvende Måned sad Arken fast på Ararats Bjerge,
Gemi yedinci ayın on yedinci günü Ararat dağlarına oturdu.Tak že odpočinul koráb sedmého měsíce, v sedmnáctý den toho měsíce na horách Ararat.
Gemi yedinci ayın on yedinci günü Ararat dağlarına oturdu.Και εκαθισεν η κιβωτος την δεκατην εβδομην του εβδομου μηνος επι των ορεων Αραρατ.
Gemi yedinci ayın on yedinci günü Ararat dağlarına oturdu.А на седемнадесетия ден от седмия месец ковчегът заседна върху Араратските планини.
Gemi yedinci ayın on yedinci günü Ararat dağlarına oturdu.И остановился ковчег в седьмом месяце, в семнадцатый день месяца, на горах Араратских.
Gemi yedinci ayın on yedinci günü Ararat dağlarına oturdu.ותנח התבה בחדש השביעי בשבעה עשר יום לחדש על הרי אררט׃
Gemi yedinci ayın on yedinci günü Ararat dağlarına oturdu.واستقر الفلك في الشهر السابع في اليوم السابع عشر من الشهر على جبال اراراط.
Gemi yedinci ayın on yedinci günü Ararat dağlarına oturdu.七 月 十 七 日 、 方 舟 停 在 亞 拉 臘 山 上
Gemi yedinci ayın on yedinci günü Ararat dağlarına oturdu.七月 十七日 、 方舟 停在 亞拉臘 山上
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.(103:13) Ты напояешь горы с высот Твоих, плодами дел Твоих насыщается земля.
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.A ki megöntözi a hegyeket az õ palotájából; a te munkáidnak gyümölcsébõl megelégíttetik a föld.
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.Dalle tue alte dimore irrighi i monti, con il frutto delle tue opere sazi la terra
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.Dari langit Kauturunkan hujan di pegunungan, bumi penuh dengan hasil karya-Mu
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.Da tua alta morada regas os montes; a terra se farta do fruto das tuas obras.
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.De sa haute demeure, il arrose les montagnes; La terre est rassasiée du fruit de tes oeuvres.
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.Din locaşul Tău cel înalt Tu uzi munţii; şi se satură pămîntul de rodul lucrărilor Tale.
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.Du feuchtest die Berge von obenher; du machst das Land voll Früchte, die du schaffest;
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.Du vattnar bergen från dina salar, jorden mättas av den frukt du skapar.
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.Fra din Højsal vander du Bjergene, Jorden mættes fra dine Skyer;
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.God voorziet de bergen van water. De aarde kan alleen maar vrucht dragen dank zij U.
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.Han vanner fjellene fra sine høie saler; av dine gjerningers frukt mettes jorden.
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.저가 그 누각에서 산에 물을 주시니 주의 행사의 결과가 땅에 풍족하도다
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.Kterýž svlažuješ hory z výsostí svých, aby ovocem činů tvých sytila se země.
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.Który pokrapiasz góry z pałaców swoich, aby się z owoców spraw twoich nasycała ziemia.
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.On namaka gore iz hramov svojih, s sadom del tvojih se siti zemlja.
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.Saleistasi sinä kastelet vuoret, sinun töittesi hedelmistä maa saa ravintonsa.
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.Tú das de beber a las montañas desde tus altas moradas; del fruto de tus obras se sacia la tierra
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.Từ phòng cao mình , Ngài tưới các núi ; Ðất được đầy_dẫy bông trái về công_việc Ngài .
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.Từ phòng cao mình, Ngài tưới các núi; Ðất được đầy dẫy bông trái về công việc Ngài.
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.Zvlažuješ vrchy zo svojich výšin; z ovocia tvojich diel sýti sa celá zem.
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.Ο ποτιζων τα ορη εκ των υπερωων αυτου απο του καρπου των εργων σου χορταινει η γη.
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.Ти си, Който поиш планините от високите Си обиталища, Тъй щото от плода на Твоите дела се насища земята;
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.משקה הרים מעליותיו מפרי מעשיך תשבע הארץ׃
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.الساقي الجبال من علاليه. من ثمر اعمالك تشبع الارض.
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.他 從 樓 閣 中 澆 灌 山 嶺 . 因 他 作 為 的 功 效 、 地 就 豐 足
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.他 從樓閣 中 澆灌 山嶺 . 因 他 作為 的 功效 、 地 就 豐足
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.(79:11) Горы покрылись тенью ее, и ветви ее как кедры Божии;
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.(80:11) Les montagnes étaient couvertes de son ombre, Et ses rameaux étaient comme des cèdres de Dieu;
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Berge sind mit seinem Schatten bedeckt und mit seinen Reben die Zedern Gottes.
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Bjergene skjultes af dens Skygge. Guds Cedre af dens Ranker;
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Các núi bị bóng nó che phủ, Và các nhành nó giống như cây hương nam của Ðức Chúa Trời.
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Các núi bị bóng nó che_phủ , Và các nhành nó giống như cây hương nam của Ðức_Chúa_Trời .
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Du röjde rum för det, och det slog rötter och uppfyllde landet.
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Du ryddet op for det, og det festet sine røtter og fylte landet.
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Helyet egyengettél elõtte, és gyökeret eresztett, és ellepé a földet.
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Ia menaungi bukit-bukit, dan dengan cabang-cabangnya menutupi pohon-pohon aras raksasa
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.그 그늘이 산들을 가리우고 그 가지는 하나님의 백향목 같으며
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Le hai preparato il terreno, hai affondato le sue radici e ha riempito la terra
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Los montes fueron cubiertos por su sombra, y sus ramas llegaron a ser como cedros de Dios
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Munţii erau acoperiţi de umbra ei, şi ramurile ei erau ca nişte cedri ai lui Dumnezeu.
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Os montes cobriram-se com a sua sombra, e os cedros de Deus com os seus ramos.
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Senca njena je pokrivala gore in njene veje cedre največje.
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Sinä raivasit sille sijan, ja se juurtui ja täytti maan.
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Upratal si pred ním a dal si, aby zapustil svoje korene a naplnil zem.
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Uprázdnil jsi mu, a učinils, aby se vkořenil, i zemi naplnil.
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Uprzątnąłeś dla niej, i sprawiłeś, że się rozkorzeniła i napełniła ziemię.