Halk Musa'nın dağdan inmediğini, geciktiğini görünce, Harun'un çevresine toplandı.Da Moses ser guldkalven, kaster han i vrede stentavlerne fra sig, og de knuses.
Rüzgar gece boyu dağdan vadilere doğru eser.Den trækker månen over himlen om natten.
Kısa bir süre sonra dağdan büyük bir patlama geldi.Like etter skjedde en kraftig eksplosjon.
Bu dağdan güçlü bir derenin çıktığını öğrenir, alp yiğit.Kota ini dikenal dengan alamnya yang sangat khas pegunungan Alp.
Uzaklarda küçük bir "Y" görünce dağdan çıkışın buradan olduğunu düşündü ve umudunu kaybetmedi.Thấy hình "Y" nhỏ ở xa, anh đoán ra lối để ra khỏi dãy núi, và nhất định không từ bỏ hy vọng.
Dağdan toplanan bitkileri satarak geçinen aileler de vardır.祖母が残した山林を売って資金を得ていた。
Yaylaları; Kayaaltı, Koçpınarı adını yanında bulunmuş olduğu dağdan almıştır.のち畠山義綱から偏諱を賜って綱賢に改名したとされる。
Dağdan kapılar açılmış ve üzerlerine cehennem ateşi yağdırılmış, bunun için yenilmişler.地獄的外圍是鐵圍山,鐵圍山隔斷了陽間與陰界,並且地獄的各個部分也是由鐵圍山隔斷。
Bucakta engebe olarak Kara dağdan bucağa doğru inen Veli Deresi vardır.窗外月华霜重,听彻梅花弄。
Dağdan tarafı sınırı Yan dağı doruklarıdır.山脈的另一邊就是闇之國。
Dağdan mı?בעניין הירח?
Çin Budizmi'ndeki dört kutsal dağdan biridir.הר ווטאי הוא אחד מארבעת ההרים הקדושים לבודהיזם בסין.
Yıldızeli ilçesi adını bu dağdan almıştır.שם קיבל כל אחד מיורשיו את התואר הזקן מן ההר.
Çin Budizmi'ndeki dört kutsal dağdan biridir.Patrí medzi tzv. štyri posvätné vrchy budhizmu.
Rüzgârlar, gündüzleri vadiden dağa doğru, geceleri ise dağdan vadiye doğru eser.Dieną kalnų slėniais jis pučia aukštyn, o naktį nuo kalnų viršūnių dvelkia į slėnius.
Dağdan geniş vadilere inen bu dere buralarda bir nehre dönüşürmüş.Nuo aplinkinių kalnų į upę suteka daug intakų.
Ancak insanlar dağdan inip, kendilerini toparladıktan sonra, yine tırmanmaya çıkıyorlar.Ale místo toho lidé slezou dolů, a jen co se zotaví, zase lezou nahoru.
Böylece o gece dağdan kaçan o adam neşeyle değil saf, ilkel bir korkuyla ürperdi.Así el hombre que bajó de la montaña esa noche temblaba no con alegría sino con un temor sombrío y primordial.
Böylece o gece dağdan kaçan o adam neşeyle değil saf, ilkel bir korkuyla ürperdi.Człowiek, który zbiegl tamtej nocy z góry drżał nie z radości, ale z czystego, pierwotnego strachu.
Böylece o gece dağdan kaçan o adam neşeyle değil saf, ilkel bir korkuyla ürperdi.De man die die nacht de heuvel afvluchtte, trilde dus niet van vreugde maar van hevige, primordiale angst.
Böylece o gece dağdan kaçan o adam neşeyle değil saf, ilkel bir korkuyla ürperdi.그날 밤, 산 아래로 달아난 그 남자는 기쁨이 아닌 분명하고 본능적인 공포에 떨었습니다.
Böylece o gece dağdan kaçan o adam neşeyle değil saf, ilkel bir korkuyla ürperdi.Moža, ki je tisto noč pritekel iz gore, ni prevevalo veselje, temveč globok, prvobitni strah.
Böylece o gece dağdan kaçan o adam neşeyle değil saf, ilkel bir korkuyla ürperdi.Omul care cobora în fugă muntele în noaptea aceea nu tremura de bucurie, ci de o frică primordială.
Böylece o gece dağdan kaçan o adam neşeyle değil saf, ilkel bir korkuyla ürperdi.Så mannen som flydde nerför berget den natten darrade inte av glädje utan av stark, primitiv rädsla.
Böylece o gece dağdan kaçan o adam neşeyle değil saf, ilkel bir korkuyla ürperdi.Takže muž, ktorý tú noc utiekol z kopca sa netriasol od radosti, ale od neúprosného, pudového strachu.
Böylece o gece dağdan kaçan o adam neşeyle değil saf, ilkel bir korkuyla ürperdi.И така, мъжът, който слязъл от планината тази нощ, треперел не от радост, а от силен първичен страх.
Böylece o gece dağdan kaçan o adam neşeyle değil saf, ilkel bir korkuyla ürperdi.Человек, спустившийся той ночью с горы был охвачен не радостью, а ужасным, первобытным страхом.
Böylece o gece dağdan kaçan o adam neşeyle değil saf, ilkel bir korkuyla ürperdi.אז האיש שברח במורד ההר באותו הלילה רעד ולא משמחה אלא מפחד קדמוני חזק.
Böylece o gece dağdan kaçan o adam neşeyle değil saf, ilkel bir korkuyla ürperdi.لذلك فالرجل الذي نزل هاربا من الجبل في تلك الليلة مرتعشا ﻻ من الفرحة بل بصرخة، يملأها الخوف.
Böylece o gece dağdan kaçan o adam neşeyle değil saf, ilkel bir korkuyla ürperdi.喜びではなく 苛酷で 根源的な恐怖に震えながら 彼には確信のかけらもなく むしろ疑念に圧倒されていました
Dağdan indiğimizde konuşacağımız çok şey varKita akan bicarakan sesuatu, saat kita turun dari gunung.
Dağdan indiğimizde konuşacağımız çok şey varLesz miről beszélgessünk, miután leértünk a hegyről.
Dağdan indiğimizde konuşacağımız çok şey varTendremos mucho de qué hablar, cuando bajemos de la montaña.
Dağdan indiğimizde konuşacağımız çok şey varVi har en masse at tale om, når vi kommer ned fra fjeldet.
Dağdan indiğimizde konuşacağımız çok şey varVi har mycket att tala om, när vi kommit ner från berget.
Dağdan indiğimizde konuşacağımız çok şey varWe hebben genoeg om over te praten, als we van de berg af zijn.
Dağdan indiğimizde konuşacağımız çok şey varΘα τα πούμε μόλις κατέβουμε απ'το βουνό.
Dağdan indiğimizde konuşacağımız çok şey varНие имаме много да се говори, когато слезе от планината.
Dağdan indiğimizde konuşacağımız çok şey varЩе говорим като слезем от планината.
Dağdan indiğimizde konuşacağımız çok şey varיש לנו הרבה על מה לדבר .כשנרד מההר
Dağdan indiğimizde konuşacağımız çok şey varلدينا الكثير مما يمكن التحدث بشأنه عندما نهبط الجبل
Dağdan toplanmış yeşil çay aromalı ızgara ve deniz kulaklı yulaf lapasıAku ingin bubur abalon, dengan akar teh hijau panggang.
Dağdan toplanmış yeşil çay aromalı ızgara ve deniz kulaklı yulaf lapasıCho tôi cháo yến mạch, với trà xanh nhân sâm.
Dağdan toplanmış yeşil çay aromalı ızgara ve deniz kulaklı yulaf lapasıIch hätte gerne Seeohrbrei mit gegrilllten Grüntee Berg Wurzeln.
Dağdan toplanmış yeşil çay aromalı ızgara ve deniz kulaklı yulaf lapasıIk zou graag zeeoren rijstepap willen, met groene thee met gegrilde berg wortels.
Dağdan toplanmış yeşil çay aromalı ızgara ve deniz kulaklı yulaf lapasıIo vorrei della zuppa di aliotide (mollusco di mare), con delle radici di tè verde di montagna grigliate.
Dağdan toplanmış yeşil çay aromalı ızgara ve deniz kulaklı yulaf lapasıJag skulle vilja ha abalone gröt med grillad grön te rötter.
Dağdan toplanmış yeşil çay aromalı ızgara ve deniz kulaklı yulaf lapasıJa poproszę owsiankę ze ślimaków?, z grilowanymi korzeniami górskiej zielonej herbaty???
Dağdan toplanmış yeşil çay aromalı ızgara ve deniz kulaklı yulaf lapasıMi-ar placea terci de ovaz cu scoica abalone, cu radacini de ceai verde pe gratar.
Dağdan toplanmış yeşil çay aromalı ızgara ve deniz kulaklı yulaf lapasıΘα ήθελα ένα πόριτζ αβαλόνης, με ψημένες πράσινες βουνίσιες ρίζες τσαγιού.
Dağdan toplanmış yeşil çay aromalı ızgara ve deniz kulaklı yulaf lapasıЯ буду кашу с моллюсками и обжаренные корнеплоды высокогорного зеленого чая.
Dağdan toplanmış yeşil çay aromalı ızgara ve deniz kulaklı yulaf lapasıأريد عصيده أذن البحر مع شاي جذور الجبل الأخضر المشوي
Dağdan toplanmış yeşil çay aromalı ızgara ve deniz kulaklı yulaf lapasıブルーベリーシャーベットを食後に
Dağdan toplanmış yeşil çaylı ızgara ve sebzeli pirinç keki.Du thé vert de racines de montagne grillées, et du gâteau de riz avec des légumes.
Dağdan toplanmış yeşil çaylı ızgara ve sebzeli pirinç keki.Gegrillte Grünteebergwurzeln und rice cake mit Gemüsen.
Dağdan toplanmış yeşil çaylı ızgara ve sebzeli pirinç keki.Grillad grönte rötter coh ris kaka med grönsaker.
Dağdan toplanmış yeşil çaylı ızgara ve sebzeli pirinç keki.Grilowane korzenie górskiej zielonej herbaty? i ciasteczka ryżowe z warzywami.
Dağdan toplanmış yeşil çaylı ızgara ve sebzeli pirinç keki.Groene berg wortels thee, en de rijstcakes met groenten.
Dağdan toplanmış yeşil çaylı ızgara ve sebzeli pirinç keki.Radacini de ceai verde pe gratar, si prajiturile de orez cu legume.
Dağdan toplanmış yeşil çaylı ızgara ve sebzeli pirinç keki.Radici di tè verde di montagna grigliate e gnocchi di riso con verdure.