Ana içeriğe geç
Sözlük

dağda ile cümle

dağda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Dağdan indiğimizde konuşacağımız çok şey varVi har mycket att tala om, när vi kommit ner från berget.
Dağdan indiğimizde konuşacağımız çok şey varWe hebben genoeg om over te praten, als we van de berg af zijn.
Dağdan indiğimizde konuşacağımız çok şey varΘα τα πούμε μόλις κατέβουμε απ'το βουνό.
Dağdan indiğimizde konuşacağımız çok şey varНие имаме много да се говори, когато слезе от планината.
Dağdan indiğimizde konuşacağımız çok şey varЩе говорим като слезем от планината.
Dağdan indiğimizde konuşacağımız çok şey varיש לנו הרבה על מה לדבר .כשנרד מההר
Dağdan indiğimizde konuşacağımız çok şey varلدينا الكثير مما يمكن التحدث بشأنه عندما نهبط الجبل
Dağdan toplanmış yeşil çay aromalı ızgara ve deniz kulaklı yulaf lapasıAku ingin bubur abalon, dengan akar teh hijau panggang.
Dağdan toplanmış yeşil çay aromalı ızgara ve deniz kulaklı yulaf lapasıCho tôi cháo yến mạch, với trà xanh nhân sâm.
Dağdan toplanmış yeşil çay aromalı ızgara ve deniz kulaklı yulaf lapasıIch hätte gerne Seeohrbrei mit gegrilllten Grüntee Berg Wurzeln.
Dağdan toplanmış yeşil çay aromalı ızgara ve deniz kulaklı yulaf lapasıIk zou graag zeeoren rijstepap willen, met groene thee met gegrilde berg wortels.
Dağdan toplanmış yeşil çay aromalı ızgara ve deniz kulaklı yulaf lapasıIo vorrei della zuppa di aliotide (mollusco di mare), con delle radici di tè verde di montagna grigliate.
Dağdan toplanmış yeşil çay aromalı ızgara ve deniz kulaklı yulaf lapasıJag skulle vilja ha abalone gröt med grillad grön te rötter.
Dağdan toplanmış yeşil çay aromalı ızgara ve deniz kulaklı yulaf lapasıJa poproszę owsiankę ze ślimaków?, z grilowanymi korzeniami górskiej zielonej herbaty???
Dağdan toplanmış yeşil çay aromalı ızgara ve deniz kulaklı yulaf lapasıMi-ar placea terci de ovaz cu scoica abalone, cu radacini de ceai verde pe gratar.
Dağdan toplanmış yeşil çay aromalı ızgara ve deniz kulaklı yulaf lapasıΘα ήθελα ένα πόριτζ αβαλόνης, με ψημένες πράσινες βουνίσιες ρίζες τσαγιού.
Dağdan toplanmış yeşil çay aromalı ızgara ve deniz kulaklı yulaf lapasıЯ буду кашу с моллюсками и обжаренные корнеплоды высокогорного зеленого чая.
Dağdan toplanmış yeşil çay aromalı ızgara ve deniz kulaklı yulaf lapasıأريد عصيده أذن البحر مع شاي جذور الجبل الأخضر المشوي
Dağdan toplanmış yeşil çay aromalı ızgara ve deniz kulaklı yulaf lapasıブルーベリーシャーベットを食後に
Dağdan toplanmış yeşil çaylı ızgara ve sebzeli pirinç keki.Du thé vert de racines de montagne grillées, et du gâteau de riz avec des légumes.
Dağdan toplanmış yeşil çaylı ızgara ve sebzeli pirinç keki.Gegrillte Grünteebergwurzeln und rice cake mit Gemüsen.
Dağdan toplanmış yeşil çaylı ızgara ve sebzeli pirinç keki.Grillad grönte rötter coh ris kaka med grönsaker.
Dağdan toplanmış yeşil çaylı ızgara ve sebzeli pirinç keki.Grilowane korzenie górskiej zielonej herbaty? i ciasteczka ryżowe z warzywami.
Dağdan toplanmış yeşil çaylı ızgara ve sebzeli pirinç keki.Groene berg wortels thee, en de rijstcakes met groenten.
Dağdan toplanmış yeşil çaylı ızgara ve sebzeli pirinç keki.Radacini de ceai verde pe gratar, si prajiturile de orez cu legume.
Dağdan toplanmış yeşil çaylı ızgara ve sebzeli pirinç keki.Radici di tè verde di montagna grigliate e gnocchi di riso con verdure.
Dağdan toplanmış yeşil çaylı ızgara ve sebzeli pirinç keki.Teh hijau bakar dari akar tumbuhan pegunungan, dan kue nasi dengan sayuran.
Dağdan toplanmış yeşil çaylı ızgara ve sebzeli pirinç keki.Trà xanh và bánh gạo với rau cho chị.
Dağdan toplanmış yeşil çaylı ızgara ve sebzeli pirinç keki.Ψητές πράσινες ρίζες τσαγιού βουνού, και κέικ από ρύζι με λαχανικά.
Dağdan toplanmış yeşil çaylı ızgara ve sebzeli pirinç keki.Обжаренные корнеплоды высокогорного зеленого чая и рисовые пирожные с овощами.
Dağdan toplanmış yeşil çaylı ızgara ve sebzeli pirinç keki.شاي جذور جبل الاخضر المشوي..وكعك الارز مع الخضار
Dağdan toplanmış yeşil çaylı ızgara ve sebzeli pirinç keki.鮭を焼いて胡椒をかけずに
Dağda yalnızdım ve evren karşımda duruyordu. Yukarı bakıp diyordum ki, 'Bak, fotonlar.Es solo yo en esta montaña y el universo y miré arriba, y pense para mi mismo...
‹‹Dönüp dağdan aşağıya indim. Dağ alev alev yanıyordu. Antlaşmanın iki levhası iki elimdeydi.Così io mi volsi e scesi dal monte, dal monte tutto in fiamme, tenendo nelle mani le due tavole dell'alleanza
‹‹Dönüp dağdan aşağıya indim. Dağ alev alev yanıyordu. Antlaşmanın iki levhası iki elimdeydi."Di vuelta y descendí del monte que ardía en fuego, con las dos tablas del pacto en mis dos manos
‹‹Dönüp dağdan aşağıya indim. Dağ alev alev yanıyordu. Antlaşmanın iki levhası iki elimdeydi.Je retournai et je descendis de la montagne tout en feu, les deux tables de l`alliance dans mes deux mains.
‹‹Dönüp dağdan aşağıya indim. Dağ alev alev yanıyordu. Antlaşmanın iki levhası iki elimdeydi.내가 돌이켜 산에서 내려 오는데 산에는 불이 붙었고 언약의 두 돌판은 내 손에 있었느니라
‹‹Dönüp dağdan aşağıya indim. Dağ alev alev yanıyordu. Antlaşmanın iki levhası iki elimdeydi.Tedy obrátiv se, sstoupil jsem s hory, (hora pak hořela ohněm), dvě dsky smlouvy maje v obou rukou svých.
‹‹Dönüp dağdan aşağıya indim. Dağ alev alev yanıyordu. Antlaşmanın iki levhası iki elimdeydi.Vậy , ta bèn xây lại đi xuống núi , cả núi vẫn có lửa cháy : hai tay ta cầm hai bảng đá về sự giao_ước .
‹‹Dönüp dağdan aşağıya indim. Dağ alev alev yanıyordu. Antlaşmanın iki levhası iki elimdeydi.Vậy, ta bèn xây lại đi xuống núi, cả núi vẫn có lửa cháy: hai tay ta cầm hai bảng đá về sự giao ước.
‹‹Dönüp dağdan aşağıya indim. Dağ alev alev yanıyordu. Antlaşmanın iki levhası iki elimdeydi.Я обратился и пошел с горы, гора же горела огнем; две скрижали завета были в обеих руках моих;
‹‹Dönüp dağdan aşağıya indim. Dağ alev alev yanıyordu. Antlaşmanın iki levhası iki elimdeydi.ואפן וארד מן ההר וההר בער באש ושני לחת הברית על שתי ידי׃
‹‹Dönüp dağdan aşağıya indim. Dağ alev alev yanıyordu. Antlaşmanın iki levhası iki elimdeydi.فانصرفت ونزلت من الجبل والجبل يشتعل بالنار ولوحا العهد في يديّ
‹‹Dönüp dağdan aşağıya indim. Dağ alev alev yanıyordu. Antlaşmanın iki levhası iki elimdeydi.於 是 我 轉 身 下 山 、 山 被 火 燒 覂 . 兩 塊 約 版 在 我 兩 手 之 中
‹‹Dönüp dağdan aşağıya indim. Dağ alev alev yanıyordu. Antlaşmanın iki levhası iki elimdeydi.於是 我 轉身 下山 、 山 被 火 燒覂.兩塊約 版 在 我 兩 手 之中
Ertesi gün dağdan indikleri zaman, İsayı büyük bir kalabalık karşıladı.Aconteció al día siguiente, cuando habían bajado del monte, que una gran multitud le salió al encuentro
Ertesi gün dağdan indikleri zaman, İsayı büyük bir kalabalık karşıladı.A doua zi, cînd s'au pogorît de pe munte, o gloată mare a întîmpinat pe Isus.
Ertesi gün dağdan indikleri zaman, İsayı büyük bir kalabalık karşıladı.A stalo sa nasledujúceho dňa, keď sišli s vrchu, že sa stretol s ním veliký zástup.
Ertesi gün dağdan indikleri zaman, İsayı büyük bir kalabalık karşıladı.Bữa sau , khi Chúa cùng môn_đồ từ núi xuống , có đoàn dân đông đến đón_rước Ngài .
Ertesi gün dağdan indikleri zaman, İsayı büyük bir kalabalık karşıladı.Bữa sau, khi Chúa cùng môn đồ từ núi xuống, có đoàn dân đông đến đón rước Ngài.
Ertesi gün dağdan indikleri zaman, İsayı büyük bir kalabalık karşıladı.Es begab sich aber den Tag hernach, da sie von dem Berge kamen, kam ihnen entgegen viel Volks.
Ertesi gün dağdan indikleri zaman, İsayı büyük bir kalabalık karşıladı.És lõn másnap, mikor õk a hegyrõl leszállottak, sok nép méne elébe.
Ertesi gün dağdan indikleri zaman, İsayı büyük bir kalabalık karşıladı.Il giorno seguente, quando furon discesi dal monte, una gran folla gli venne incontro
Ertesi gün dağdan indikleri zaman, İsayı büyük bir kalabalık karşıladı.I stało się nazajutrz, gdy oni zstąpili z góry, że mu lud wielki zabieżał.
Ertesi gün dağdan indikleri zaman, İsayı büyük bir kalabalık karşıladı.Keesokan harinya Yesus dan ketiga pengikut-Nya turun dari gunung itu, dan orang banyak datang kepada Yesus
Ertesi gün dağdan indikleri zaman, İsayı büyük bir kalabalık karşıladı.이튿날 산에서 내려 오시니 큰 무리가 맞을쌔
Ertesi gün dağdan indikleri zaman, İsayı büyük bir kalabalık karşıladı.Kun he seuraavana päivänä menivät alas vuorelta, tuli paljon kansaa häntä vastaan.
Ertesi gün dağdan indikleri zaman, İsayı büyük bir kalabalık karşıladı.Le lendemain, lorsqu`ils furent descendus de la montagne, une grande foule vint au-devant de Jésus.
Ertesi gün dağdan indikleri zaman, İsayı büyük bir kalabalık karşıladı.Men det skete Dagen derefter, da de kom ned fra Bjerget, at der mødte ham en stor Skare.
Ertesi gün dağdan indikleri zaman, İsayı büyük bir kalabalık karşıladı.När de dagen därefter gingo ned från berget, hände sig att mycket folk kom honom till mötes.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod