Çin Budizmi'ndeki dört kutsal dağdan biridir.De Wutai Shan is een van de vier heilige boeddhistische bergen van China.
Halk Musa'nın dağdan inmediğini, geciktiğini görünce, Harun'un çevresine toplandı.Als Mozes terugkeert roept hij het volk bijeen en legt hij hun de regels uit die hij van God ontvangen heeft.
Çin Budizmi'ndeki dört kutsal dağdan biridir.W tradycji chińskiej zaliczana jest do czterech świętych gór buddyzmu.
Rüzgar gece boyu dağdan vadilere doğru eser.Wieczorem ten dźwięk wypełnia całą dolinę.
Kudretli Baykal dağdan bir kaya koparıp uzaklaşan kızına doğru fırlattı.Polifem zabił go rzucając na niego olbrzymią skałę.
O zaman bir demirci dedi ki: "Bu dağda bir demir madeni var.Girdah Rash (arabiska: گرده رش, kurdiska: Girde Ṟesh, گردە ڕەش) är ett berg i Irak.
Gerçekten de dağda 147 adet manastır bulunmaktaydı.Här fanns ursprungligen sju jättegrytor i en bergssluttning.
Dağda metamorfik kayaçlar yaygındır.På månen är denna typ av metamorfos är vanlig.
Bu olay sonrası keskin nişancılığı bırakarak dağda inzivaya çekilir.I så fall skulle man spränga in depåerna i berget.
Kısa bir süre sonra dağdan büyük bir patlama geldi.Dagen efter skedde något mycket obehagligt under lunchrasten.
Köy adını,eteğinde kurulduğu dağdan almaktadır.Namnet kommer från den berghäll som ligger på dess tomt.
Kısa bir süre sonra dağdan büyük bir patlama geldi.Невдовзі на горі з'явилося цілюще джерело.
Dağdan mı?Бачиш гору?
Rüzgârlar, gündüzleri vadiden dağa doğru, geceleri ise dağdan vadiye doğru eser.Гірськодоли́нні вітри́ — вітри, що вночі дмуть вниз схилами гір у долину, а вдень — навпаки.
Hobbit'te anlatıldığına göre Beş Ordular Savaşı'nda savaşan orklar, bu dağda toplanmıştı.V jeho snímku Hobit: Bitva pěti armád vrcholí děj právě kolem této bitvy.
Bu durumda akarsu dağdan daha eskidir.Prin urmare, nava trebuie să fie mai veche decât turnul.
Çin Budizmi'ndeki dört kutsal dağdan biridir.A Vutaj (Wutai)-hegy négy szent hegy egyike a kínai buddhizmusban.
Bu kardeşler dağda yaşamaktan sıkılmış ve yerleşmeye geçmek istemişler.A legidősebb testvére vándorutazó lett és a hegyekben élt.
Çin Budizmi'ndeki dört kutsal dağdan biridir.Emeivuori on yksi neljästä buddhalaisten pyhistä vuoresta Kiinassa.
Çin'deki en önemli tapınaklar ve manastırların bir kısmı bu dağda bulunur.Vuorella sijaitsee useita merkittäviä kiinalaisia luostareita ja temppeleitä.
Bu kardeşler dağda yaşamaktan sıkılmış ve yerleşmeye geçmek istemişler.He olivat kyllästyneet elämään barbaarien keskellä ja halusivat palata kotiin.
Musalara ait iki önemli havuz Aganippe ve Hippocrene'e bu dağda bulunurdu.Kaksi muusien pyhää lähdettä, Aganippe ja Hippokrene, sijaitsivat vuorella.
Dağda alpin bitki toplulukları gelişmiştir.Toisaalta Alppien kaupungit ovat kasvaneet.
Dağda bir çatışma sırasında ölmüştür.Hän sai surmansa yhteenotossa vuoristolaisten kanssa.
1919 senesinde grubu ile birlikte dağdan indi.Hän liittyi Mountainiin vuonna 1969.
Cüceleri dağdan kovan ejderha iki yüzyıl boyunca bölgeyi elinde tuttu.Το χιόνι και ο άνεμος κράτησε τους δύο ορειβάτες στο Νότιο Πέρασμα για δύο μέρες.
Halk Musa'nın dağdan inmediğini, geciktiğini görünce, Harun'un çevresine toplandı.Da Moses ser guldkalven, kaster han i vrede stentavlerne fra sig, og de knuses.
Rüzgar gece boyu dağdan vadilere doğru eser.Den trækker månen over himlen om natten.
Kısa bir süre sonra dağdan büyük bir patlama geldi.Like etter skjedde en kraftig eksplosjon.
Dağda metamorfik kayaçlar yaygındır.Fjellmetalløyenstikker er utbredt i Nord-Europa.
Evde değil dağda mısın?Men ikke i fjellet.
Dağda bazı buzullar vardır.Di desa ini terdapat lereng gunung.
O zaman bir demirci dedi ki: "Bu dağda bir demir madeni var.Karena ampuh perkataan Sunan Kalijaga, pada waktu itu juga besi menjelma sebesar gunung.
Bu dağdan güçlü bir derenin çıktığını öğrenir, alp yiğit.Kota ini dikenal dengan alamnya yang sangat khas pegunungan Alp.
Uzaklarda küçük bir "Y" görünce dağdan çıkışın buradan olduğunu düşündü ve umudunu kaybetmedi.Thấy hình "Y" nhỏ ở xa, anh đoán ra lối để ra khỏi dãy núi, và nhất định không từ bỏ hy vọng.
Felsefe, bugüne dek anladığım yaşadığım gibisi, yüksek dağda, buz içinde gönüllü yaşamaktır.”Muôn duyên thay đổi nào còn việc, tháng năm phòng núi lạnh như băng..."
Gürcan Dağdaş (d.Thanh toán chia tách (a.k.a.
Dağda yılan kışlasın, Allah biricik çocuğunuzu bağışlasın.山内一豊は弟の山内康豊を鎮圧に派遣。
Hristiyan geleneğine göre, Musa, bu dağda gömülüdür, fakat kabrinin yeri bilinmemektedir.キリスト教の伝承によれば、モーセは神によってこの山に埋葬されたが、モーセの永眠の地は不明である。
Dağdaki cüceler sevinçle karşılamıştır.比丘たちは歓喜する。
“Yedi Kuday” emirlerinde bulunan “Yayuçı”larla berâber bu dağda yaşarlar.七日(なぬかのひ)に、行きて檉岸山(ちゃうがんざん=須岸山)の明(みなみ)に行到(いた)る。
Dağdan toplanan bitkileri satarak geçinen aileler de vardır.祖母が残した山林を売って資金を得ていた。
Yaylaları; Kayaaltı, Koçpınarı adını yanında bulunmuş olduğu dağdan almıştır.のち畠山義綱から偏諱を賜って綱賢に改名したとされる。
Dağda yaşayan canavar kediler山中の猫又
Dağdan kapılar açılmış ve üzerlerine cehennem ateşi yağdırılmış, bunun için yenilmişler.地獄的外圍是鐵圍山,鐵圍山隔斷了陽間與陰界,並且地獄的各個部分也是由鐵圍山隔斷。
Bu dağda 500'den fazla mağara bulunuyordu ve bunlar birbirine tüneller yoluyla bağlanıyordu.五姐妹山有大約500個石灰岩洞穴,由隧道相連。
Dağda mahsur kalmıştır ve aylardır orada yaşamaktadır.留連月餘日,乃還山。
Hristiyan geleneğine göre, Musa, bu dağda gömülüdür, fakat kabrinin yeri bilinmemektedir.根据基督教的传统,摩西被安葬在尼波山,虽然没有指定他的埋葬地点是。
Bucakta engebe olarak Kara dağdan bucağa doğru inen Veli Deresi vardır.窗外月华霜重,听彻梅花弄。
Dağda yılan kışlasın, Allah biricik çocuğunuzu bağışlasın.子(或云大歲神之子):大山咋神 - 與味耜高彥根神同人。
Dağdan tarafı sınırı Yan dağı doruklarıdır.山脈的另一邊就是闇之國。
Gerçekten de dağda 147 adet manastır bulunmaktaydı.산둥 성에서는 174 mm의 강수량이 관측되었기도 했다.
Dağda bazı buzullar vardır.산에는 동혈사가 있다.
Dağdan mı?בעניין הירח?
Çin Budizmi'ndeki dört kutsal dağdan biridir.הר ווטאי הוא אחד מארבעת ההרים הקדושים לבודהיזם בסין.
Bu dağda 500'den fazla mağara bulunuyordu ve bunlar birbirine tüneller yoluyla bağlanıyordu.ההר הכיל כ-500 מערות שנחצבו בסלע הגיר והיו מקושרות בעזרת תעלות.
Çin'deki en önemli tapınaklar ve manastırların bir kısmı bu dağda bulunur.על ההר שוכנים כמה מהמנזרים והמקדשים הבודהיסטיים החשובים ביותר בסין.
Yıldızeli ilçesi adını bu dağdan almıştır.שם קיבל כל אחד מיורשיו את התואר הזקן מן ההר.
Dağdaki cüceler sevinçle karşılamıştır.Настойниците приеха с радост мира.
Sen hiç dağda bir ayı gördün mü?Виждал ли си някога мечка в планината?