En yüksek dağa ulaşmak istiyorum.Ik wil de hoogste berg bereiken.
Oğlu cevap verdi: “Bir dağa sığınacağım, beni sudan korur.”Rzekł mu na to ów starzec: "Ja jestem ziemski duch, potomek Rodzica Wielkich Gór.
Daha sonra dağa ilk tırmanma denemeleri çok zor olarak gözüktü.Uważał potem to wejście za swoją najtrudniejszą wspinaczkę.
Dağa tırmanmak da mümkündür.Potrafi się wspinać.
Deli kız mahallenin karşısındaki dağa kaçar.Twierdza mieści się na wzgórzu górującym nad miastem.
Dağavaryan, Ayaş Hapishanesi'ne götürülecek gruba dahil edilir.W jednym ze skrzydeł zamierza się zorganizować więzienie męskie.
Bu dağa halk İldivan dağı demektedir.Z tego powodu miejsce to nazwali Szczęśliwa Góra.
Dağa tırmanmak için en ideal zaman Kasım ile Mart arasındaki mevsimdir.Den lämpliga tiden att bestiga berget är mellan november och mars.
İsa havarilerinden Petrus, Yakup ve Yuhanna'yı beraberinde alarak yüksek bir dağa çıkar.Vid ett tillfälle tog Jesus med sig Petrus, Jakob och Johannes upp på ett högt berg.
Bu yollar dağa çapraz olarak çıkar.Det går bäst att vandra runt berget.
Dağa tırmanmak da mümkündür.Och Han har tillåtit mig att bestiga berget.
Dağa çok ender tırmanılır.Mångformig klättrande perenn ört.
Albay Galip, dağa çıkarak bir antlaşmaya varmaya calışmışdır.Адмірал Грейг вирішив перетворити пагорб на парк.
Deli kız mahallenin karşısındaki dağa kaçar.Лялька сама йде до Країни дурнів.
Almanların yaptıklarını görünce de onlara karşı savaşmak için dağa çıkar.Коли довелось німцям здавати гору, то відступаючи вони підірвали входи до підземель.
Rüzgârlar, gündüzleri vadiden dağa doğru, geceleri ise dağdan vadiye doğru eser.Гірськодоли́нні вітри́ — вітри, що вночі дмуть вниз схилами гір у долину, а вдень — навпаки.
Augustus çocuğu reddetmiş ve terk edilmesini ya da ölmesi için dağa bırakılmasını emretmişti.Augustus dítě odmítl a nařídil, aby bylo odvrženo nebo ponecháno na horském úbočí zemřít.
Dağa en yakın yerleşim yeri San Pedro de Atacama köyüdür.Nejbližší osídlením je chilské město San Pedro de Atacama.
Adı dağa verilmiştir ve halen kullanılmaktadır.Tato metoda získala pojmenovaní po něm a stále se používá.
Anlam daha geniş bir kelime dağarcığına, daha fazla ayrıntıya başvurularak açıklanır.Novým sloganem se stalo sousloví Když chcete vědět víc.
Bu yollar dağa çapraz olarak çıkar.Vedla tudy cesta od Kutné Hory.
Jacob üniversiteye yukarı manzaradan bakmak için bir dağa tırmandığı sırada değişen dünya hakkında kafa yorar.Jack közben egy dombról figyeli a területet.
Dağa tırmanırken bir bataklığa saplanıp kalır bu sırada aşağıdan ateş sesleri duyar.Felmászik egy hegyre, itt figyel fel rá, hogy a partról füst száll fel.
Dağa tırmanış bir gün içerisinde tamamlanabilir.A kőfejtő alsó szintjére egy lépcsősoron lemenve lehet eljutni.
Deli kız mahallenin karşısındaki dağa kaçar.A Nyalábvár romjai a város melletti dombtetőn.
Dağa ilk çıkış konusunda da farklı açıklamalar sözkonusudur.A hegység nevének eredetével kapcsolatban többféle vélekedés látott napvilágot.
Birçok Kürt kadın dağa çıktı.Monia kiipeijöitä on kuollut vuorella.
Dağa tırmanmak da mümkündür.Vuorelle pääsee myös kävellen.
Dorlar dağa kıymet verirdi.Suomentanut Huvi Vuorinen.
Dağa tırmanmak da mümkündür.Είναι πιθανό να έφτανε μέχρι πάνω στο λόφο.
Köyün eski adı Dağa'dır.Byens oprindelige navn er Bjergsted.
O benim dağa tek başıma tırmanmamın imkansız olduğunu düşünüyor.Han tror det er umuligt for mig at bestige bjerget alene.
Oğlu cevap verdi: “Bir dağa sığınacağım, beni sudan korur.”David svarte: «Jeg er sønn av din tjener Isai i Betlehem.»
Ancak Mihrali dağa çıktığından yakalanmaz.Berge kom ikke inn på Stortinget.
Dağa tırmanmak da mümkündür.Fjellet er lett å bestige.
1958 Hint bir ekip tarafından dağa ikinci çıkışı.1958 Pendakian kedua sampai ke puncak oleh ekspedisi India.
Saruman dokuz yoldaşı büyüleyerek dağa şimşek çaktırır, üstlerine çığ düşer.Akan tetapi, jika kami tidak bersalah, letuskanlah gunung ini dan kutuk Bujang Sembilan menjadi ikan!”
Sürülerini alıp dağa doğru göç ettiler.Mereka mendorong orang-orang Baining dan Sulka ke pegunungan.
Oğlu cevap verdi: “Bir dağa sığınacağım, beni sudan korur.”Kemudian berkatalah ia kepada perempuan itu: "Berilah kiranya aku minum air sedikit, aku haus."
Sid, dik bir dağa tırmanarak dağın tepesindeki kampa ulaşmayı hedefler.Jen akhirnya melompat ke sisi gunung.
Dağa Ahtnalar Dghelaayce’e adını verirler.Bermuara di Pegunungan Khangay di bawah nama Ider.
Dorlar dağa kıymet verirdi.Kuskamaph: núi đem lại hạnh phúc.
Üvey anne bir gün çocukları kenger (bir tür yer sebzesi) toplamaları için dağa gönderir.山内尼は為義の孫頼朝の乳母を務める。
Dağarında yaklaşık 1000’i aşkın eser vardır.山の中に「万年桜のウワサ」がある。
Dağa tırmanmak da mümkündür.木登りもできるらしい。
Dağavaryan, Ayaş Hapishanesi'ne götürülecek gruba dahil edilir.牢にとらわれた山田野を引き取る。
Daha sonra dağa ilk tırmanma denemeleri çok zor olarak gözüktü.実に立派な山であることを登ってみて初めて知った。
Dağa tırmanış bir gün içerisinde tamamlanabilir.後立山連峰縦走時に登頂されることがある。
Keçilerini dağa salan Kaya Bey keçilerin sakalının ıslak olarak geri döndüğünü fark eder.無事に山へ行った山羊たちは、丸々と太って帰って来た。
Dorlar dağa kıymet verirdi.山号は稲付山。
Ayı yavrusunu kaçırıp arkasına bile bakmadan dağa kaçtı.彼は小熊を連れ去り、振り返らずに山を駆け上がった。
Oğlu cevap verdi: “Bir dağa sığınacağım, beni sudan korur.”謝瞻臨終時寫信給謝晦,說:「我得以善終,下葬在山下,沒有遺憾了。
Dağa tırmanmak da mümkündür.此山难以攀登。
Dağa tırmanış bir gün içerisinde tamamlanabilir.沿樓梯上去就能到達。
Dorlar dağa kıymet verirdi.这种马便于登山。
Biliyoruz ki, zeybeklik geleneği içinde dağa giden, dağlara çıkan kişiye “zeybek oldu” denilmektedir.敬德以告世民,世民曰:“公心如山岳,虽积金至斗,知公不移。
Dağa tırmanmak da mümkündür.산을 오를 수 있다.
Dorlar dağa kıymet verirdi.도리아인도 이 산을 중요하게 여겼다.
Saruman dokuz yoldaşı büyüleyerek dağa şimşek çaktırır, üstlerine çığ düşer.야마나카 이노(山中 (やまなか) いの)는 나루토의 등장인물로, 가공의 닌자이다.
Romalıların Latincesi Avrupa'nın pek çok kısmında ve dünyada dilbilgisini ve sözcük dağarcığını etkilemiştir.또 로마의 라틴어는 유럽 여러 지역의 문법과 어휘에 영향을 끼쳤다.