Kardeşimin odası hep dağınıktır.My brother's room is always untidy.
Benim odam dağınık.My room is messy.
Dağcı kayalıklara çarptıktan sonra yok oldu.The climber died after he was hit by rocks.
Halat gevşedikten sonra dağcılar öldü.The climbers died after the rope came loose.
Her yıl Avusturya Alp'lerinde birkaç düzine dağcı ölmektedir.Several dozen mountaineers die each year in the Austrian Alps.
1980'den beri servetin büyük yeniden bir dağıtımı vardı.There has been a massive redistribution of wealth since 1980.
Tom ve ben sık sık birlikte dağa tırmanmaya gideriz.Tom and I often go mountain climbing together.
Fuji Dağı çok güzel bir dağdır.Mt. Fuji is a very beautiful mountain.
Senin odan çok dağınık.Your room is very messy.
Odam çok dağınık.My room is very messy.
Tom, bütün yaz dağ kulübesinde kalmayı planlıyor.Tom plans on staying in his mountain cabin all summer.
Şu an yaşadığım evden Fuji dağını görebiliyorum.I can see Mt. Fuji from the house where I'm living now.
Tom dikkati dağılmış gibi görünüyor.It looks like Tom is distracted.
Tom çok dağınık görünüyor.Tom seems to be very disorganized.
Tom, dikkati dağılmış gibi görünüyordu.Tom looked like he was distracted.
Tom biraz dikkati dağılmış gibi görünüyordu.Tom seemed a little distracted.
Tom dikkati dağılmış gibi görünüyordu.Tom seemed to be distracted.
Tom çok dağınıktı.Tom was very disorganized.
Tom dağınık görünüyordu.Tom seemed disorganized.
Tom herkese mavi boncuk dağıtır.Tom is very nice to everyone.
Tom dağ tırmanışına hiç gitmedi.Tom has never gone mountain climbing.
Tom, Mary'nin dağınık olduğunu söyledi.Tom said that Mary was disorganized.
Tom genellikle dağa tırmanmaya gider.Tom often goes mountain climbing.
Tom, dağınık olduğumu biliyor.Tom knows that I'm disorganized.
Yatak odası penceremden dağlar görebiliyorum.I can see mountains from my bedroom window.
Tom bu dağınıklığı toparlamalı.Tom needs to clean up this mess.
Tom bu dağınıklığı toparlamak zorunda.Tom has to clean up this mess.
Bu dağınıklığı daha sonra toparlayacağım.I'll clean up this mess later.
Tom'un dağın tepesine ulaşacağını mı düşünüyorsun?Do you think Tom will reach the top of the mountain?
Evimden yaklaşık üç saat mesafedeki dağlarda bir kulübem var.I have a cabin in the mountains about three hours from my house.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar dağınık görünmüyor.Tom doesn't seem to be as disorganized as Mary seems to be.
Tom'un çok dikkati dağıldı.Tom became very distracted.
Tom'un dağınık olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom is disorganized.
Pyeongchang, Güney Kore'deki Taebaek Dağları'nda bulunan bir ilçedir.Pyeongchang is a county located in the Taebaek Mountains in South Korea.
Sami dağınıklığı temizledi.Sami cleaned up the mess.
Sami, Rocky Dağları'nda yer alan küçük bir toplulukta yaşıyordu.Sami lived in a small community nestled in the Rocky Mountains.
Tom bir dağ rehberidir.Tom is a mountain guide.
Hediye dağıtmayı seviyorum.I love the distribution of gifts.
Sami, Leyla'nın ceset parçalarını şehir çevresine dağıttı.Sami scattered Layla's body parts around the city.
Sami bu dağa tırmanan ilk iki ayağı kesilmiş kişidir.Sami is the first double-amputee to climb this mountain.
Sami yılanın dikkatini dağıtmaya çalıştı.Sami tried to distract the snake.
Sami gerçekten dağıttı.Sami was really freaked out.
Tom'un dağınık olduğunu biliyorum.I know Tom is disorganized.
Tom'un dikkati dağılmış olduğunu biliyorum.I know Tom was distracted.
Dağa tırmanmak sadece birkaç saat sürdü.It only took a few hours to climb the mountain.
İşten sonra kafanı nasıl dağıtıyorsun?How do you relax after work?
Tom iyi bir dağcıdır.Tom is a good climber.
Kusura bakma, konuyu dağıttım.I'm sorry, I digress.
Tom çok dağınık, değil mi?Tom is very messy, isn't he?
Tom dağınık bir insan, değil mi?Tom is a messy person, isn't he?
Hiç tek başına dağa tırmanmaya gittin mi?Have you ever gone mountain climbing alone?
Dağ deniz seviyesinden 5000 metre yüksekte.The mountain is 5,000 meters above sea level.
Sami ücretsiz Kuran dağıtıyordu.Sami gave copies of the Quran for free.
Sami Hira Mağarası'nı görmek için Nur Dağı'na çıktı.Sami climbed Jabal al-Nour to see the Cave of Hira.
Otel, dağda yer alıyor.The hotel is located on the mountain.
Otel, dağda bulunuyor.The hotel is situated on the mountain.
Yükselen sular dağları on beş arşın aştı.The water was fifteen cubits higher than the mountains which it covered.
Kabiliye kuzeydoğu Cezayir'de bulunan dağlık bir bölgedir.Kabylie is a mountainous region situated in northeastern Algeria.
Kabiliye kuzeydoğu Cezayir'de yer alan dağlık bir bölgedir.Kabylie is a mountainous region situated in northeastern Algeria.
Tatoeba'daki cümleler konu dağılımı bakımından dengeli mi?Is the Tatoeba Corpus genre-balanced?