Ana içeriğe geç
Sözlük

dağ ile cümle

dağ kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Bu sabah dağın bu bölümü etrafında hoş bir gezintiye gittik.This morning we went for a lovely stroll around this part of the mountain.
McKinley Dağı'nın yüksekliği nedir?What is the height of Mount McKinley ?
Whitney dağı nerededir?Where is Mount Whitney located ?
O, tüm manzarayı dağın tepesinden görebiliyordu.He could see the entire landscape from the top of the mountain.
Binalar artık oldukça dağınık görünüyor fakat hala cazibeleri var.The buildings look pretty ragged now, but they still have charm.
Evde olduğum zaman pencereden dağlara bakmayı severim.When I am at home, I like to look at the mountains through the window.
Evimdeyken penceremden dağlara bakmak hoşuma gidiyor.I like to look at the mountains from my window when I'm in my house.
Dağı denizden daha çok severim.I like the mountain more than the sea.
Tom ve Mary dağlarda kamp yapmaya gittiler.Tom and Mary went camping in the mountains.
Tom pizzaları dağıtır.Tom delivers pizzas.
Dağıtmadan önce Tom'a bir şans verelim.Let's give Tom a chance before we freak out.
O sadece buz dağının tepesi.That's only the tip of the iceberg.
Kalabalık hızla dağıldı.The crowd dispersed quickly.
Everest Dağı'nın zirvesi dünyadaki en yüksek noktadır.Mount Everest's summit is the highest spot in the world.
Everest dağının doruk noktası dünyada en yüksek noktadır.The peak of mount Everest is the highest spot in the world.
Deneyimsiz dağcılar sıklıkla irtifa hastalığına yakalanırlar.Inexperienced climbers often suffer with altitude sickness.
Dağ, karla kaplıydı.The mountain was covered in snow.
Kilimanjaro dağı, Afrika'nın en yüksek dağıdır.Mount Kilimanjaro is the highest mountain in Africa.
Kaya düşüşünde üç dağcı öldü.Three climbers were killed in a rock fall.
Bir kaya çığında üç dağcı öldü.Three climbers were killed in a rock fall.
Saçımı dağıtmayın.Don't ruffle my hair.
Sovyetler Birliği 26 Aralık 1991'de dağıldı.The Soviet Union was dissolved on December 26, 1991.
Dağda askerlere bakmak zordur.Taking care of soldiers on a mountain is difficult.
Evlilikleri dağılıyordu.Their marriage was falling apart.
Kalabalık dağılmaya başladı.The crowd began to dissipate.
Oy pusulalarının dağıtımı on dakika sürdü.The distribution of the ballots took ten minutes.
Tom dağda durdu ve Mary'ye olan sevgisini gökyüzüne itiraf etti.Tom stood on the mountaintop and confessed his love of Mary to the sky.
Sis dağıldı.The fog dissipated.
Tom dağdan aşağıya kaydı.Tom skied down the mountain.
Onlar dağa gittiler fakat hava iyi değildi.They went to the mountain, but the weather was not good.
Evim çok dağınık.My apartment is a mess.
Çok dağınığım.I'm very messy.
Ben pizza dağıtırım.I deliver pizzas.
Dikkatim dağılmıştı.I got distracted.
Kartları dağıttım.I dealt the cards.
Fadıl'ın ailesi dağılıyordu.Fadil's family was falling apart.
Sami'nin rüyaları dağılmaya başladı.Sami's dreams began to disintegrate.
Kartları karıştırdım ve sonra dağıttım.I shuffled the cards and then dealt them.
Benim bir evcil dağgelinciğim var.I have a pet ferret.
Tom bir dağ tırmanma kazasında hayatını kaybetti.Tom lost his life in a mountain climbing accident.
Sen genellikle bu kadar dağınık değilsin.You're usually not this disorganized.
Çok dağınık görünüyorsun.You seem very disorganized.
Dağcılık insana sabır ve hoşgörüyü öğretebilir.Mountaineering can teach people patience and tolerance.
Ben dağınık bir kişiyim.I'm a messy person.
Tom'un o kadar dikkati dağılmış ki fotoğraf makinesini otobüste bıraktı.Tom was so distracted that he left his camera on the bus.
Babamla Fuji dağına gittiğimde sekiz yaşındaydım.I was eight years old when I went to Mt. Fuji with my dad.
Babamla Fuji Dağ'ına gittiğimde sekiz yaşındaydım.I was eight years old when I went to Mt. Fuji with my dad.
Leyla'nın hayatı dağıldı.Layla's life fell apart.
Leyla ve Sami'nin evliliği dağılıyordu.Layla and Sami's marriage was falling apart.
Söz dağarcığını bu şekilde öğrenmeye çalışın.Try to learn vocabulary in this way.
O yol dağa gidiyor.That path goes to the mountain.
İş yerinde dağınık bir masanız var mı?Do you have a messy desk at work?
Eskiden dağlık bir bölgede yaşıyordum.I used to live in a mountainous area.
Dağlık bir bölgede doğdum.I was born in a mountainous area.
Tom durumu dağıtmaya çalıştı.Tom tried to diffuse the situation.
Leyla'nın dağınık kısa saçları vardı.Layla had messy short hair.
Ben dağlık bir bölgede büyüdüm.I grew up in a mountainous area.
Sis dağılıyor.The mist is clearing.
Sami kartları dağıttı.Sami dealt the cards.
Dağlarda Wi-Fi bulunmaması gerçekten rahatsız edicidir.It's really disturbing for not having Wi-Fi in the mountains.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod