dağıttı ile cümle
dağıttı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Kalan grup üyeleri grubu dağıttı.Tsoonid jagati rühma liikmete vahel liisuga.
5'i dağıttık.분배법칙을 사용하면 말이죠
5'i dağıttık.Ovenfor gangende vi altså 5 ind i parentesen, der består af n minus 1.
Ama şarkılarımı yerel DJ’lere dağıttığımızda, onlar bize böyle bir program olmadığını söylüyor.Aber als wir unsere Songs an lokale DJs verteilten, sagten sie uns, es gäbe kein Programm dafür.
Ama yine de dağıttığınız bir dosya kadar iyi değildir.Aber es eignet sich nicht als Handout.
Ama yine de dağıttığınız bir dosya kadar iyi değildir.Dar prezentarea nu-i bună pentru distribuție pe imprimeuri.
Ama yine de dağıttığınız bir dosya kadar iyi değildir.하지만 이는 좋은 유인물 보다 좋지는 않죠.
Ama yine de dağıttığınız bir dosya kadar iyi değildir.Maar het vervangt geen folder.
Ama yine de dağıttığınız bir dosya kadar iyi değildir.Nhưng nó không tốt bằng tờ tài liệu.
Ama yine de dağıttığınız bir dosya kadar iyi değildir.Que es genial para transmitir quienes son y para involucrar a la gente. Pero no como material de apoyo.
Ama yine de dağıttığınız bir dosya kadar iyi değildir.To nie działa dobrze z "rozdawajkami".
Ama yine de dağıttığınız bir dosya kadar iyi değildir.Но в качестве материала для раздачи она не пойдёт.
Ama yine de dağıttığınız bir dosya kadar iyi değildir.אבל זה לא באמת טוב בתור ניירות לחלוקה
Ama yine de dağıttığınız bir dosya kadar iyi değildir.لكنه لن يكون ذا فائدة شكل ملازم مطبوعة
Ama yine de dağıttığınız bir dosya kadar iyi değildir.配布資料にはもっとたくさんの情報が必要です
Anlatacağım şey bu defa Kenya'dan, insanlara gidip indirimli belgeler dağıttılar.Acesta a avut loc în Kenya, au mers și au distribuit oamenilor vouchere, vouchere cu reducere.
Anlatacağım şey bu defa Kenya'dan, insanlara gidip indirimli belgeler dağıttılar.Celui-là a eu lieu au Kenya, ils ont distribué des coupons aux gens, des coupons de réduction.
Anlatacağım şey bu defa Kenya'dan, insanlara gidip indirimli belgeler dağıttılar.Dit gebeurde in Kenia. Daar werden aan de bevolking kortingsbonnen uitgedeeld.
Anlatacağım şey bu defa Kenya'dan, insanlara gidip indirimli belgeler dağıttılar.Esta foi efetuada no Quénia, onde foram distribuídos vales, vales de desconto.
Anlatacağım şey bu defa Kenya'dan, insanlara gidip indirimli belgeler dağıttılar.Ez Kenyában történt, körbementek és kiosztottak az embereknek kuponokat, kedvezmény-kuponokat.
Anlatacağım şey bu defa Kenya'dan, insanlara gidip indirimli belgeler dağıttılar.Och det här var i Kenya, där man åkte runt och distribuerade kuponger, rabattkuponger.
Anlatacağım şey bu defa Kenya'dan, insanlara gidip indirimli belgeler dağıttılar.Przeprowadzono go w Kenii. Prowadzący rozdawali kupony zniżkowe na zakup moskitier.
Anlatacağım şey bu defa Kenya'dan, insanlara gidip indirimli belgeler dağıttılar.Thử nghiệm này diễn ra ở Kenya, họ đã phân phát cho người dân những phiếu mua hàng giảm giá.
Anlatacağım şey bu defa Kenya'dan, insanlara gidip indirimli belgeler dağıttılar.Und dieses eine war in Kenya, wo den Leuten Gutscheine, Rabattgutschein, ausgeteilt wurden.
Anlatacağım şey bu defa Kenya'dan, insanlara gidip indirimli belgeler dağıttılar.Uno di questi era in Kenya, sono andati in giro a distribuire alla gente buoni, buoni sconto.
Anlatacağım şey bu defa Kenya'dan, insanlara gidip indirimli belgeler dağıttılar.케냐에서 했던 실험으로 돌아다니면서 사람들에게 할인쿠폰(Voucher)을 나누어 주었습니다.
Anlatacağım şey bu defa Kenya'dan, insanlara gidip indirimli belgeler dağıttılar.Y este, que fue en Kenia ellos se pasearon y distribuyeron a las personas cupones, cupones de descuento.
Anlatacağım şey bu defa Kenya'dan, insanlara gidip indirimli belgeler dağıttılar.Он был проведён в Кении. Среди жителей этой страны распространялись ваучеры. Ваучеры, предоставлявшие скидку.
Anlatacağım şey bu defa Kenya'dan, insanlara gidip indirimli belgeler dağıttılar.Той беше в Кения, обикаляха и раздаваха на хората купони, купони за намаление.
Anlatacağım şey bu defa Kenya'dan, insanlara gidip indirimli belgeler dağıttılar.והניסוי הזה היה בקניה. הם הלכו וחילקו לאנשים שוברים, שוברי הנחה,
Anlatacağım şey bu defa Kenya'dan, insanlara gidip indirimli belgeler dağıttılar.وهذه التجربة كانت في كينيا، قام الباحثون بالتجول ووزعوا على الناس قسائم، قسائم تخفيض.
Anlatacağım şey bu defa Kenya'dan, insanlara gidip indirimli belgeler dağıttılar.ケニアの人たちに割引券を 配って回りました この割引券があれば
Ardından erkek, kadın her İsrailliye birer somun ekmekle birer hurma ve üzüm pestili dağıttı.Distribuì a tutti gli Israeliti, uomini e donne, una pagnotta, una porzione di carne e una schiacciata d'uva
Ardından erkek, kadın her İsrailliye birer somun ekmekle birer hurma ve üzüm pestili dağıttı.또 이스라엘 무리의 무론 남녀하고 매 명에 떡 한 덩이와 고기 한 조각과 건포도병 하나씩 나누어 주었더라
Ardından erkek, kadın her İsrailliye birer somun ekmekle birer hurma ve üzüm pestili dağıttı.Og han utdelte til hver enkelt i Israel, både mann og kvinne, et brød og et stykke kjøtt og en rosinkake.
Ardından erkek, kadın her İsrailliye birer somun ekmekle birer hurma ve üzüm pestili dağıttı.og uddelte til hver enkelt Israelit, både Mand og Kvinde, en Brødskive, et Stykke Kød og en Rosinkage.
Ardından erkek, kadın her İsrailliye birer somun ekmekle birer hurma ve üzüm pestili dağıttı.waarna hij iedere aanwezige (zowel mannen als vrouwen) een brood, een stuk vlees en wijn gaf.
Ardından erkek, kadın her İsrailliye birer somun ekmekle birer hurma ve üzüm pestili dağıttı.и роздал всем Израильтянам, и мужчинам и женщинам, по одному хлебу и по куску мяса и по кружке вина,
Ardından erkek, kadın her İsrailliye birer somun ekmekle birer hurma ve üzüm pestili dağıttı.ויחלק לכל איש ישראל מאיש ועד אשה לאיש ככר לחם ואשפר ואשישה׃
Ardından erkek, kadın her İsrailliye birer somun ekmekle birer hurma ve üzüm pestili dağıttı.وقسم على كل آل اسرائيل من الرجال والنساء على كل انسان رغيف خبز وكاس خمر وقرص زبيب
Ardından erkek, kadın her İsrailliye birer somun ekmekle birer hurma ve üzüm pestili dağıttı.並 且 分 給 以 色 列 人 、 無 論 男 女 、 每 人 一 個 餅 、 一 塊 肉 、 一 個 葡 萄 餅
Ardından erkek, kadın her İsrailliye birer somun ekmekle birer hurma ve üzüm pestili dağıttı.並且 分給 以色列人 、 無論 男女 、 每人 一 個餅 、 一 塊 肉 、 一 個 葡萄餅
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.(111:9) Он расточил, роздал нищим; правда его пребывает во веки; рог его вознесется во славе.
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.Egli dona largamente ai poveri, la sua giustizia rimane per sempre, la sua potenza s'innalza nella gloria
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.El este darnic, dă celor lipsiţi; milostenia lui ţine în veci; capul i se înalţă cu slavă.
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.Er streut aus und gibt den Armen; seine Gerechtigkeit bleibt ewiglich, sein Horn wird erhöht mit Ehren.
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.Espalhou, deu aos necessitados; a sua justiça subsiste para sempre; o seu poder será exaltado em honra.
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.Esparce, da a los necesitados; su justicia permanece para siempre, y su poderío será exaltado en gloria
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.Hij geeft veel weg aan de armen. Altijd blijft hij oprecht; met blijdschap en eer wordt hij omringd.
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.Il fait des largesses, il donne aux indigents; Sa justice subsiste à jamais; Sa tête s`élève avec gloire,
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.저가 재물을 흩어 빈궁한 자에게 주었으니 그 의가 영원히 있고 그 뿔이 영화로이 들리리로다
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.Osztogat, adakozik a szegényeknek; igazsága megmarad mindvégig; az õ szarva felemeltetik dicsõséggel.
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.Rozděluje štědře, a dává nuzným; spravedlnost jeho zůstává na věky, roh jeho bude vyvýšen v slávě.
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.Rozprasza, i daje ubogim; sprawiedliwość jego trwa na wieki; róg jego wywyższy się w sławie.
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.Rozsýpa, dáva chudobným; jeho spravedlivosť stojí na večnosť; jeho roh sa vyvýši v sláve.
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.til fattige deler han rundhåndet ud, hans Retfærdighed varer evindelig; med Ære løfter hans Horn sig.
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.Εσκορπισεν, εδωκεν εις τους πενητας η δικαιοσυνη αυτου μενει εις τον αιωνα το κερας αυτου θελει υψωθη εν δοξη.
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.Разпръсна, даде на сиромасите; Правдата му трае до века; Рогът му ще се издигне на почит.
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.פזר נתן לאביונים צדקתו עמדת לעד קרנו תרום בכבוד׃
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.فرّق اعطى المساكين بره قائم الى الابد. قرنه ينتصب بالمجد.