dağıttı ile cümle
dağıttı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.他 施 捨 錢 財 、 賙 濟 貧 窮 . 他 的 仁 義 、 存 到 永 遠 。 他 的 角 必 被 高 舉 、 大 有 榮 耀
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.他 施捨錢財 、 賙濟 貧窮 . 他 的 仁義 、 存到 永遠 。 他 的 角必 被 高舉 、 大有榮耀
Aslında aynı şeyi yazdım, sadece 7'yi paranteze dağıttım.이 파트를 여기 다시 써봤어. 7을 그냥 분배했지.
Aslında aynı şeyi yazdım, sadece 7'yi paranteze dağıttım.Csupán csak ezt a részt írtuk itt át! Csak a hetessel szoroztunk fel...
Aslında aynı şeyi yazdım, sadece 7'yi paranteze dağıttım.J'ai juste réécrit cette partie ici. J'ai juste distribué le 7.
Aslında aynı şeyi yazdım, sadece 7'yi paranteze dağıttım.Jen jsem tuto část přepsal. Jen jsem roznásobil sedmi.
Aslında aynı şeyi yazdım, sadece 7'yi paranteze dağıttım.Len som prepísal túto časť. Len som roznásobil siedmimi.
Aslında aynı şeyi yazdım, sadece 7'yi paranteze dağıttım.Przepisałem tutaj tą część. Oddzieliłem tutaj 7.
Aslında aynı şeyi yazdım, sadece 7'yi paranteze dağıttım.Reescreveu apenas essa parte aqui.
Aslında aynı şeyi yazdım, sadece 7'yi paranteze dağıttım.Sólo reescribió esta parte aquí. Acaba de distribuirse el 7.
Aslında aynı şeyi yazdım, sadece 7'yi paranteze dağıttım.VI har omskrevet det stykke her. Vi har ganget 7 ind i parentesen.
Aslında aynı şeyi yazdım, sadece 7'yi paranteze dağıttım.Пренаписах тази част тук. И разпределих 7.
A'yı b ve c üzerine dağıttım.a를 b나 c에 곱해준 것이죠
A'yı b ve c üzerine dağıttım.Iba som použil distributívny zákon.
A'yı b ve c üzerine dağıttım.Po prostu pomnożyłem obie liczby "b" i "c" przez "a".
A'yı b ve c üzerine dağıttım.Pouze jsem použil distributivní zákon.
A'yı b ve c üzerine dağıttım.Просто умножихме всяка променлива по 'a'.
A'yı b ve c üzerine dağıttım.قمت بتوزيع a على كل من b و c
A'yı b ve c üzerine dağıttım.これは、1−3iを、2と5iに分配しました。
Bize, gözlerimize zarar vermeden güneşe doğru bakmamızı mümkün kılan bu koyu plastik parçaları dağıttılar.De delte nogle mørke plastikbriller ud som gjorde, at vi kunne se direkte på solen uden at skade vores øjne.
Bize, gözlerimize zarar vermeden güneşe doğru bakmamızı mümkün kılan bu koyu plastik parçaları dağıttılar.그곳에서는 어두운 플라스틱 안경을 나눠줬습니다. 직접 태양을 쳐다봐도 눈을 상하지 않게 해주는 물건이죠.
Bize, gözlerimize zarar vermeden güneşe doğru bakmamızı mümkün kılan bu koyu plastik parçaları dağıttılar.חילקו שם משקפי פלסטיק מושחרים שבעזרתם אפשר להביט ישירות לשמש מבלי לפגוע בעיניים.
Bize, gözlerimize zarar vermeden güneşe doğru bakmamızı mümkün kılan bu koyu plastik parçaları dağıttılar.كانو يوزعون تلك النظارات البلاستيكية الغامقة التي سمحت لنا بالنظر إلى الشمس مباشرة بدون إتلاف أعيننا
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.Ấy là những suối nước, những đám mây bị luồng gió mạnh đưa đi và sự tối tăm mờ mịt đã để dành cho chúng nó.
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.Ấy_là những suối nước , những đám mây bị luồng gió mạnh đưa đi và sự tối_tăm mờ_mịt đã để_dành cho chúng_nó .
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.Ci są studniami bez wody, obłoki od wichru pędzone, którym chmura ciemności na wieki jest zachowana.
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.Disse ere vandløse Kilder og Tågeskyer, som drives af Storvind; for dem er Mørke og Mulm bevaret.
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.Disse er vannløse brønner, skodde som drives av stormvind; mørkets natt er rede for dem.
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.Ezek víztelen kútfõk, széltõl hányatott fellegek, a kiknek a sötétség homálya van fenntartva örökre.
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.이 사람들은 물 없는 샘이요 광풍에 밀려 가는 안개니 저희를 위하여 캄캄한 어두움이 예비되어 있나니
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.Sellaiset ovat vedettömiä lähteitä ja myrskytuulen ajamia hattaroita, ja pimeyden synkeys on heille varattu.
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.Sú to bezvodne pramene, chmáry, hnané víchrom, ktorým je zachovaná mrákava tmy na večnosť.
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.Ti so studenci brez vode in megle, ki jih goni vihar, ki jim je shranjen mrak večne teme.
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.Tiť jsou studnice bez vody, a mlhy vichrem zbouřené, jimžťo mrákota tmy chová se na věčnost.
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.Се жерела безводні, хмари, хуртовиною гонимі, котрим чорна темрява на віки захована.
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.Это безводные источники, облака и мглы, гонимые бурею: им приготовленмрак вечной тьмы.
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.בארות בלי מים המה עבים נדפים בסערה אשר שמור להם חשך אפלה לעולם׃
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.هؤلاء هم آبار بلا ماء غيوم يسوقها النوء. الذين قد حفظ لهم قتام الظلام الى الابد.
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.這 些 人 是 無 水 的 井 、 是 狂 風 催 逼 的 霧 氣 、 有 墨 黑 的 幽 暗 為 他 們 存 留
Bu kişiler, susuz pınarlar, fırtınanın dağıttığı sis gibidirler. Onları koyu karanlık bekliyor.這些 人 是 無水 的 井 、 是 狂風 催逼 的 霧氣 、 有 墨黑 的 幽暗 為 他 們 存留
Bunları doğrudan satış gücü ile dağıttık.직접적인 판매 인력을 통해 유통시켰어요
Bunları doğrudan satış gücü ile dağıttık.ووزعناها من خلال قوة مبيعات مباشرة، هؤلاء أشخاص
Bunları doğrudan satış gücü ile dağıttık.商品を直接販売していました
Bunları söyledikten sonra topluluğu dağıttı.(19:40b) Après ces paroles, il congédia l`assemblée.
Bunları söyledikten sonra topluluğu dağıttı.19:40 Und da er solches gesagt, ließ er die Gemeinde gehen.
Bunları söyledikten sonra topluluğu dağıttı.(19:40) Сказав это, он распустил собрание.
Bunları söyledikten sonra topluluğu dağıttı.A keď to povedal, rozpustil shromaždenie.
Bunları söyledikten sonra topluluğu dağıttı.A to powiedziawszy, rozpuścił ono zgromadzenie.
Bunları söyledikten sonra topluluğu dağıttı.Daarmee maakte hij een einde aan de oploop en ging ieder zijns weegs.
Bunları söyledikten sonra topluluğu dağıttı.După aceste cuvinte, a dat drumul adunării.
Bunları söyledikten sonra topluluğu dağıttı.E con queste parole sciolse l'assemblea
Bunları söyledikten sonra topluluğu dağıttı.E, tendo dito isto, despediu a assembléia.
Bunları söyledikten sonra topluluğu dağıttı.In rekši to, je razpustil zbor.
Bunları söyledikten sonra topluluğu dağıttı.이에 그 모임을 흩어지게 하니라
Bunları söyledikten sonra topluluğu dağıttı.Người nói bấy nhiêu lời, bèn cho chúng về.
Bunları söyledikten sonra topluluğu dağıttı.Người nói bấy_nhiêu lời , bèn cho chúng về .
Bunları söyledikten sonra topluluğu dağıttı.Sesudah mengatakan semuanya itu, panitera kota itu menyuruh orang banyak itu pulang
Bunları söyledikten sonra topluluğu dağıttı.Ved å tale så fikk han forsamlingen til å gå sin vei.
Bunları söyledikten sonra topluluğu dağıttı.Y habiendo dicho esto, disolvió la concurrencia
Bunları söyledikten sonra topluluğu dağıttı.Και ειπων ταυτα, απελυσε την συνελευσιν.