dağın ile cümle
dağın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Adı, Denali (Mount McKinley) dağının adından gelir.À ce titre, il a fait la troisième ascension du mont McKinley.
Pasiphae grubu oldukça dağınıktır.En effet, le groupe de Pasiphaé est fortement dispersé en inclinaison.
Bir sıvı (dağılan faz), öbürünün (dağınılan faz) içinde dağılmış durumdadır.L'un d'entre eux inséminera l'autre.
2004 XR190, bir dağınık disk cismi olup olağandışı yüksek eğimli dairesel bir yörüngesi vardır.De plus, l'orbite de 2004 XR190 est relativement circulaire, ce qui est inhabituel pour un objet épars.
Seven Summits), her kıtadaki en yüksek dağın oluşturduğu grup.Les sept sommets (Seven Summits en anglais) sont les montagnes les plus élevées de chacun des sept continents.
"Megiddo dağının etekleri"nden Amik ovasının kastedilip kastedilmediği ise net değildir.Le toponyme du village lui-même de "L'Anse aux Meadows" n'est pas précis.
Dağın zirve noktasına çıkıldığında; tüm şehir ve hatta komşu şehir çevreleri de görüntülenebilir.De cette hauteur, on peut voir toute la ville, ainsi que les proches alentours.
Ephedra distachya, Yurdumuzda Akdeniz Bölgesi, Orta ve Doğu Anadolu Bölgelerinde dağınık ollarak bulunur.Ephedra distachya se rencontre communément en France, sur les côtes atlantiques de l'ouest et du sud.
Köy daha önce dağın eteklerine kurulu bir yerdeymiş.Ce dernier s'est jusque-là caché dans la montagne.
(15874) 1996 TL66, dağınık disk cismi olarak sınıflandırılan ilk gök cismi.(15874) 1996 TL66 (15874) 1996 TL66 est un objet transneptunien découvert en 1996.
Burada, bir dağın tepesinde alevleri gökyüzüne kadar yükselen bir ateş görür.Il arrive à une montagne où une lumière monte jusqu'au ciel comme des flammes.
Çok dağınık olup, tespitleri bile güçtür.Il est tendu, mal à l'aise ; ses auditeurs aussi.
Dağınık saçları vardır.Il a les cheveux bouclés.
Fakat bursu kabul etmeyerek dağınık yaşantısını sürdürmeye devam etti..Néanmoins, le temps est venu de supporter l'insupportable...
Ülkenin en yüksek noktasını Chappal Waddi oluşturmakta olup, dağın zirvesi 2.419 m yüksekliktedir.Près de la frontière camerounaise, le Chappal Waddi culmine à 2 419 mètres.
Arazi yapısı nedeniyle mahallelerin yerleşim durumu dağınıktır.Ceci est dû à la répartition spatiale des habitations.
Yerleşme dağınık evler birbirinden uzaktadır.Les nombreuses colonies sont éloignées les unes des autres.
2007 yılında bu yana Hint Okyanusu'ndaki Dağınık Adalar'da TAAF kapsamında değerlendirilmektedir.Toutefois, en 2007, on en a découvert dans les eaux tropicales de l'Équateur.
Bu dönemden sonra Van şehri Erek Dağının eteğinde yeniden kurulur.En remontant directement la montagne depuis ce point.
Merdivenin ilk basamağı dağın kökünde, son basamağı ise dağın zirvesinde yer alır.Le grand escalier, du côté du Grand Logis, s'arrête au dernier étage de ce bâtiment.
Köy dağınık bir alana yayılıdır.Le village se caractérise par un habitat dispersé.
Şehir merkezinde olan kampüsü, "Mount Royal" adındaki dağın eteklerindedir.Son émetteur est situé au sommet du Mont Royal.
Tacı dağınıktır.Le couronnement manque.
İnka yüksek rahipleri, kurbanları ayin için yüksek bir dağın tepesine götürürdü.Qaïl, qui était infidèle, conduisit les victimes sur le sommet d’une montagne pour les sacrifier lui-même.
Dağın zirvesi kışın karla kaplıdır.La cima de la montaña está cubierta de nieve en el invierno.
Yörüngenin parametresi küçük dağınıklıklar gösterir (15 < Δv < 80 m/s).Muestra poca dispersión de los parámetros orbitales (15 <Δv <80 m / s).
Dağın yeniden iskanı 1907'de başlamıştır.La repoblación de la montaña se inició en 1907.
Böylece okul iyice dağınık bir hale gelmiştir.Y la escuela se vuelve muy fastidiosa.
Pasiphae grubu oldukça dağınıktır.El grupo Pasifae está muy disperso.
Dağınık ışık açık gökyüzü parlaklığı ve rengi üretir.La luz dispersa produce el brillo y el color del cielo despejado.
3 boyutlu bilgisayar grafiklerinde dağınık yansıma, küresel yansımanın önemli bir parçasını oluşturur.En gráficos 3D por computadora, la interreflexión difusa es un componente importante de la iluminación global.
Büyük Britanya'da dağınık olarak görülür.La Bruja Aburrida en Gran Bretaña.
Dağın etekleri yayla tundrası ile kaplıdır.Las laderas de la montaña están cubiertas por la tundra.
Uzun ve dağınık saçları vardır.Tiene el pelo largo y despeinado.
Bu dönemden sonra Van şehri Erek Dağının eteğinde yeniden kurulur.Remontando directamente la montaña desde este punto.
Dağın başı üç gece ağarır, gündüz gibi olur."Por contra, la desventura de no hallar tierra firme hasta al cabo de tres meses.
Ölçmeler sonunda elde edilen bilgiler çok sayıda ve dağınıktır.A partir de ese momento las noticias que encontramos sobre él son pocas y dispersa.
Semte dağınık bir şekilde inşa edilmiş olan külliyenin ana elemanı durumundaki parçasıdır.Estos son parte de la segunda bobina disruptiva construida especialmente.
Dişi Kurt derhal "Kao Çang"'ın (Turfan)'ın Kuzeybatısında bulunan bir dağın üstündeki mağaraya kaçtı.La Loba huye con el niño a una cueva en las montañas al noroeste de Kao-ch'ang.
Merkez ise Kunovacı dağına yerleştirilmiş 18.000 kişilik bir kuvvetten oluşmaktaydı.Esto silenciaba a las 18,000 personas que asistieron al Estadio Thống Nhất.
Bu nedenle dağınık olarak inebilen taburlar bir hayli zor şartlarda toparlanabildiler.Aquellos que no pudieron escapar a tiempo enfrentaron circunstancias muy difíciles.
Sıradan maddelerin çoğu ışığı düzgün ve dağınığık yansımların bir karışımı şeklinde yansıtır.En general muchos objetos reales tienen una mezcla de propiedades reflectivas difusas y especulares.
Anna üstünü değiştirirken Will mutfağın dağınıklığını toplar.Adam cambia la forma en que dirige la cocina.
Dağın zirveleri aynı zamanda üç ili birbirinden ayırır.Cocido montañés - Los tres elementos se comen juntos o aparte.
Dağınık yerleşmişlerdir.Se encuentran deshabitadas.
Ancak, Türk Doğu Ordusunun birlikleri de dağınıktı.Incluso la estructura de mando de las fuerzas armadas se rompió.
Dağın tepesinin doğudan, ilkbaharın sonlarına doğru görünümü.Vista hacia el este del pico a finales de primavera.
Köy dağınıktır.El pueblo está desierto.
Dağınık bir orman yapısı vardır.Creando un bosque encantado.
Düz bir alan olmayışı, yerleşimin dağınık olmasına sebep olmuştur.Edificio sin cimientos, claro era que se derrumbaba fácilmente.
Yani evler dağınık bir şekilde yer almaktadır.Las casas están muy dispersas.
Kavakdere köyü ise dağınık yerleşme yapısına sahiptir.También coloniza fácilmente hábitats perturbados.
Ayrıca dağınık disk cisimleriyle karşılaştırmaya bakınız.Para conmemorar el disco Paradox.
Soğuk dağın yüksekliği 2000-3000 metredir.Monte Frío está a 2256 metros de altitud.
Dağın yamaçlarını Balmaceda ve Serrano buzulları örter.Tres serranitas le lloran al pie del monte serrano.
Erkek kardeşim Fuji dağına hiç tırmanmadı.Mio fratello non ha mai scalato il monte Fuji.
Dağın tepesine ulaşmayı başardım.Sono riuscito a raggiungere la vetta della montagna.
Sence dağın zirvesine çıkabilir miyim?Secondo te posso raggiungere la vetta della montagna?
Pasiphae grubu oldukça dağınıktır.Gruppo di Pasifae, il gruppo è molto disperso.
Üd veya Üde dağının sırtında ise Kara-Büren akarsuyu kaynağını alır.Altari nele case o nelle colline (kure o murgul), con candele e offerte di latte.