dağın ile cümle

dağın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Refidimden yola çıkıp Sina Çölüne girdiler. Orada, Sina Dağının karşısında konakladılar.他 們 離 了 利 非 訂 來 到 西 乃 的 曠 野 、 就 在 那 裡 的 山 下 安 營
Refidimden yola çıkıp Sina Çölüne girdiler. Orada, Sina Dağının karşısında konakladılar.他 們離 了 利 非訂來 到 西乃 的 曠野 、 就 在 那 裡 的 山下 安營
Sabaha kadar hazırlan, sabah olunca Sina Dağına çık; dağın tepesinde, huzurumda dur.A bądź gotów rano, że wstąpisz jutro na górę Synaj, i staniesz przede mną na wierzchu tej góry.
Sabaha kadar hazırlan, sabah olunca Sina Dağına çık; dağın tepesinde, huzurumda dur.A buď hotový na ráno a ráno vyjdeš na vrch Sinai a tam mi budeš stáť na temene vrchu.
Sabaha kadar hazırlan, sabah olunca Sina Dağına çık; dağın tepesinde, huzurumda dur.Bersiap-siaplah besok pagi untuk mendaki Gunung Sinai dan menghadap Aku di puncak gunung itu
Sabaha kadar hazırlan, sabah olunca Sina Dağına çık; dağın tepesinde, huzurumda dur.Budiž tedy hotov ráno, a vstoupíš v jitře na horu Sinai, a staneš přede mnou na vrchu hory té.
Sabaha kadar hazırlan, sabah olunca Sina Dağına çık; dağın tepesinde, huzurumda dur.És légy készen reggelre, és jöjj fel reggel a Sinai hegyre, és állj ott elõmbe a hegy tetején.
Sabaha kadar hazırlan, sabah olunca Sina Dağına çık; dağın tepesinde, huzurumda dur.In bodi pripravljen za jutro, in stopi zjutraj na goro Sinajsko in se postavi pred menoj na vrhu gore.
Sabaha kadar hazırlan, sabah olunca Sina Dağına çık; dağın tepesinde, huzurumda dur.아침 전에 예비하고 아침에 시내산에 올라와 산꼭대기에서 내게 보이되
Sabaha kadar hazırlan, sabah olunca Sina Dağına çık; dağın tepesinde, huzurumda dur.Ngày mai, hãy chực cho sẵn, vừa sáng lên trên đỉnh núi Si-na -i, đứng trước mặt ta tại đó.
Sabaha kadar hazırlan, sabah olunca Sina Dağına çık; dağın tepesinde, huzurumda dur.Ngày_mai , hãy chực cho sẵn , vừa sáng lên trên đỉnh núi Si-na - i , đứng trước mặt ta tại đó .
Sabaha kadar hazırlan, sabah olunca Sina Dağına çık; dağın tepesinde, huzurumda dur.Prepara-te para amanhã, e pela manhã sobe ao monte Sinai, e apresenta-te a mim ali no cume do monte.
Sabaha kadar hazırlan, sabah olunca Sina Dağına çık; dağın tepesinde, huzurumda dur.и будь готов к утру, и взойди утром на гору Синай, и предстань предо Мною там на вершине горы;
Sabaha kadar hazırlan, sabah olunca Sina Dağına çık; dağın tepesinde, huzurumda dur.והיה נכון לבקר ועלית בבקר אל הר סיני ונצבת לי שם על ראש ההר׃
Sabaha kadar hazırlan, sabah olunca Sina Dağına çık; dağın tepesinde, huzurumda dur.وكن مستعدا للصباح. واصعد في الصباح الى جبل سيناء وقف عندي هناك على راس الجبل.
Sabaha kadar hazırlan, sabah olunca Sina Dağına çık; dağın tepesinde, huzurumda dur.明 日 早 晨 、 你 要 豫 備 好 了 、 上 西 乃 山 、 在 山 頂 上 站 在 我 面 前
Sabaha kadar hazırlan, sabah olunca Sina Dağına çık; dağın tepesinde, huzurumda dur.明日 早晨 、 你 要 豫備 好 了 、 上 西乃山 、 在 山頂 上 站 在 我 面前
Saçları dağınık, elbisesinin ön kısmı düzensiz, çıplak ayakları ise biraz çirkin.Její vlasy jsou neupravené, vepředu jsou šaty vyhrnuté, její nohy jsou bosé, což bylo velmi nemravné.
Salcantay'ın kalbine, inka imparatorluğunun ikinci en önemli dağına çarptığını bulacaksınız.살칸타이(Salcantay)의 중심에 닿고, 그 너머로는 남십자성이
Salcantay'ın kalbine, inka imparatorluğunun ikinci en önemli dağına çarptığını bulacaksınız.Salcantay raakt, de tweede belangrijkste berg van het Incarijk.
Salcantay'ın kalbine, inka imparatorluğunun ikinci en önemli dağına çarptığını bulacaksınız.קולע למרכז סלקאנטאי, השני מההרים החשובים ביותר באימפריה של האינקה.
Salcantay'ın kalbine, inka imparatorluğunun ikinci en önemli dağına çarptığını bulacaksınız.ويصيب قلب جبل الـ"Salcantay" الجبل الثاني من حيث الأهمية في إمبراطورية الإنكا
Salcantay'ın kalbine, inka imparatorluğunun ikinci en önemli dağına çarptığını bulacaksınız.サルカンタイが見えます さらにサルカンタイのかなたには
Şefer Dağından ayrılıp Haradada konakladılar.A když se hnuli s hory Sefer, položili se v Arad.
Şefer Dağından ayrılıp Haradada konakladılar.A keď odišli s vrchu Šáfer, táborili v Charáde.
Şefer Dağından ayrılıp Haradada konakladılar.Au pornit dela muntele Şafer, şi au tăbărît la Harada.
Şefer Dağından ayrılıp Haradada konakladılar.A z pokolenia synów Efraimowych książę Chemuel, syn Seftanów.
Şefer Dağından ayrılıp Haradada konakladılar.Ði từ núi Sê-phe và đóng trại tại Ha-ra-đa .
Şefer Dağından ayrılıp Haradada konakladılar.Ði từ núi Sê-phe và đóng trại tại Ha-ra-đa.
Şefer Dağından ayrılıp Haradada konakladılar.És elindulának a Séfer hegyétõl és tábort ütének Haradában.
Şefer Dağından ayrılıp Haradada konakladılar.Ils partirent de la montagne de Schapher, et campèrent à Harada.
Şefer Dağından ayrılıp Haradada konakladılar.Ja he lähtivät Seferin vuoren juurelta ja leiriytyivät Haradaan.
Şefer Dağından ayrılıp Haradada konakladılar.세벨산에서 발행하여 하라다에 진쳤고
Şefer Dağından ayrılıp Haradada konakladılar.Och de bröto upp från berget Sefer och lägrade sig i Harada.
Şefer Dağından ayrılıp Haradada konakladılar.Og de drog fra Sefer-fjellet og leiret sig i Harada.
Şefer Dağından ayrılıp Haradada konakladılar.Partieron del monte Sefer y acamparon en Harada
Şefer Dağından ayrılıp Haradada konakladılar.Partiram do monte Sefer, e acamparam-se em Harada.
Şefer Dağından ayrılıp Haradada konakladılar.Partirono dal monte Sefer e si accamparono ad Arada
Şefer Dağından ayrılıp Haradada konakladılar.Så brød de op fra Sjefers Bjerg og slog Lejr i Harada.
Şefer Dağından ayrılıp Haradada konakladılar.van de berg Har-Safer naar Harada;
Şefer Dağından ayrılıp Haradada konakladılar.Vom Gebirge Sepher zogen sie aus und lagerten sich in Harada.
Şefer Dağından ayrılıp Haradada konakladılar.Z gore Sefere pa se odpravijo in se utabore v Haradi.
Şefer Dağından ayrılıp Haradada konakladılar.Και σηκωθεντες απο του ορους Σαφερ, εστρατοπεδευσαν εν Χαραδα.
Şefer Dağından ayrılıp Haradada konakladılar.И отправились от горы Шафер и расположились станом в Хараде.
Şefer Dağından ayrılıp Haradada konakladılar.Като отпътуваха от хълма Сафер, разположиха стан в Харада.
Şefer Dağından ayrılıp Haradada konakladılar.ויסעו מהר שפר ויחנו בחרדה׃
Şefer Dağından ayrılıp Haradada konakladılar.ثم ارتحلوا من جبل شافر ونزلوا في حرادة.
Şefer Dağından ayrılıp Haradada konakladılar.從 沙 斐 山 起 行 、 安 營 在 哈 拉 大
Şefer Dağından ayrılıp Haradada konakladılar.從沙斐山 起行 、 安營 在 哈 拉大
Seir Dağını viran edip kimsesiz bırakacağım, oraya gidip geleni kesip atacağım.A obrátim vrch Seir na hroznú pustinu a vyplienim z neho toho, kto by išiel a vrátil sa cezeň,
Seir Dağını viran edip kimsesiz bırakacağım, oraya gidip geleni kesip atacağım.Convertiré al monte Seír en desolación y soledad, y eliminaré de allí al que pasa y al que vuelve
Seir Dağını viran edip kimsesiz bırakacağım, oraya gidip geleni kesip atacağım.És teszem Seir hegyét pusztaságok pusztaságává, és kiirtom belõle az átmenõt és visszatérõt.
Seir Dağını viran edip kimsesiz bırakacağım, oraya gidip geleni kesip atacağım.Farò del monte Seir una solitudine e un deserto e vi eliminerò chiunque su di esso va e viene
Seir Dağını viran edip kimsesiz bırakacağım, oraya gidip geleni kesip atacağım.I obrócę górę Seir w wielkie spustoszenie, a wygubię z niej przechodzącego, i wracającego się;
Seir Dağını viran edip kimsesiz bırakacağım, oraya gidip geleni kesip atacağım.Ja, jag skall göra Seirs berg tomt och öde och utrota därifrån envar som färdas där, fram eller tillbaka.
Seir Dağını viran edip kimsesiz bırakacağım, oraya gidip geleni kesip atacağım.Je ferai de la montagne de Séir une solitude et un désert, Et j`en exterminerai les allants et les venants.
Seir Dağını viran edip kimsesiz bırakacağım, oraya gidip geleni kesip atacağım.Jeg gør Seirs Bjergland til Ørk og Ødemark og udrydder deraf enhver, som kommer og går;
Seir Dağını viran edip kimsesiz bırakacağım, oraya gidip geleni kesip atacağım.내가 세일산으로 놀라움과 황무지가 되게 하여 그 위에 왕래하는자를 다 끊을지라
Seir Dağını viran edip kimsesiz bırakacağım, oraya gidip geleni kesip atacağım.Kota-kotamu di pegunungan Edom akan Kujadikan sepi dan setiap orang yang melintasinya akan Kubunuh
Seir Dağını viran edip kimsesiz bırakacağım, oraya gidip geleni kesip atacağım.Minä teen Seirin vuoren tyhjäksi ja autioksi ja hävitän sieltä menijän ja tulijan.

İlgili Sayfalar