dağın ile cümle

dağın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Hor Dağında öldüğünde Harun 123 yaşındaydı.아론이 호르산에서 죽던 때에 나이 일백 이십 삼 세이었더라
Hor Dağında öldüğünde Harun 123 yaşındaydı.Och Aron var ett hundra tjugutre år gammal, när han dog på berget Hor.
Hor Dağında öldüğünde Harun 123 yaşındaydı.og Aron var 123 År gammel, da han døde på Bjerget Hor.
Hor Dağında öldüğünde Harun 123 yaşındaydı.Και ο Ααρων ητο εκατον εικοσιτριων ετων, οτε απεθανεν εν τω ορει Ωρ.
Hor Dağında öldüğünde Harun 123 yaşındaydı.Аарон беше на сто и двадесет и три години, когато умря на планината Ор.
Hor Dağında öldüğünde Harun 123 yaşındaydı.Аарон был ста двадцати трех лет, когда умер на горе Ор.
Hor Dağında öldüğünde Harun 123 yaşındaydı.ואהרן בן שלש ועשרים ומאת שנה במתו בהר ההר׃
Hor Dağında öldüğünde Harun 123 yaşındaydı.وكان هرون ابن مئة وثلاث وعشرين سنة حين مات في جبل هور.
Hor Dağında öldüğünde Harun 123 yaşındaydı.亞 倫 死 在 何 珥 山 的 時 候 、 年 一 百 二 十 三 歲
Hor Dağında öldüğünde Harun 123 yaşındaydı.亞倫死 在 何珥山 的 時候 、 年 一百二十三 歲
Horev Dağında RABbi öyle kızdırdınız ki, sizi yok edecek kadar öfkelendi.Aj na Horebe ste popudili Hospodina k hnevu, a Hospodin sa rozhneval na vás tak, že vás chcel zahladiť,
Horev Dağında RABbi öyle kızdırdınız ki, sizi yok edecek kadar öfkelendi.Allerede ved Horeb vakte I Herrens vrede, og Herren harmedes på eder, så han vilde ha gjort ende på eder.
Horev Dağında RABbi öyle kızdırdınız ki, sizi yok edecek kadar öfkelendi.Bahkan di Gunung Sinai kamu membuat TUHAN marah sekali, sehingga Ia mau membinasakan kamu
Horev Dağında RABbi öyle kızdırdınız ki, sizi yok edecek kadar öfkelendi.Denn am Horeb erzürntet ihr den HERRN also, daß er vor Zorn euch vertilgen wollte,
Horev Dağında RABbi öyle kızdırdınız ki, sizi yok edecek kadar öfkelendi.호렙산에서 너희가 여호와를 격노케 하였으므로 여호와께서 진노하사 너희를 멸하려 하셨느니라
Horev Dağında RABbi öyle kızdırdınız ki, sizi yok edecek kadar öfkelendi.La Horeb, atîta aţi aţîţat mînia Domnului, încît Domnul S'a mîniat pe voi şi voia să vă nimicească.
Horev Dağında RABbi öyle kızdırdınız ki, sizi yok edecek kadar öfkelendi.Már a Hóreben haragra indítátok az Urat, és annyira megharaguvék reátok az Úr, hogy el akara veszteni titeket.
Horev Dağında RABbi öyle kızdırdınız ki, sizi yok edecek kadar öfkelendi.Myöskin Hoorebilla te vihoititte Herran, ja Herra vihastui teihin, niin että hän aikoi tuhota teidät.
Horev Dağında RABbi öyle kızdırdınız ki, sizi yok edecek kadar öfkelendi.Tại Hô-rếp, các ngươi cũng đã chọc giận Ðức Giê-hô-va; nên Ngài nổi thạnh nộ toan diệt các ngươi.
Horev Dağında RABbi öyle kızdırdınız ki, sizi yok edecek kadar öfkelendi.Tại_Hô - rếp , các ngươi cũng đã chọc_giận Ðức_Giê - hô-va ; nên Ngài nổi thạnh nộ toan diệt các ngươi .
Horev Dağında RABbi öyle kızdırdınız ki, sizi yok edecek kadar öfkelendi.Také i na Orébě popudili jste k hněvu Hospodina, a rozhněval se na vás Hospodin, aby vás shladil.
Horev Dağında RABbi öyle kızdırdınız ki, sizi yok edecek kadar öfkelendi.Także i przy górze Horeb pobudziliście do gniewu Pana, i rozgniewał się Pan na was, aby was wygładził.
Horev Dağında RABbi öyle kızdırdınız ki, sizi yok edecek kadar öfkelendi.também em Horebe provocastes � ira o Senhor, e o Senhor se irou contra vós para vos destruir.
Horev Dağında RABbi öyle kızdırdınız ki, sizi yok edecek kadar öfkelendi.Tudi na Horebu ste razdražili v jezo GOSPODA, in GOSPOD se je razsrdil na vas, da vas je hotel pokončati:
Horev Dağında RABbi öyle kızdırdınız ki, sizi yok edecek kadar öfkelendi.Ved Horeb fortørnede I HERREN, og HERREN blev vred på eder, så han vilde ødelægge eder.
Horev Dağında RABbi öyle kızdırdınız ki, sizi yok edecek kadar öfkelendi.Vid Horeb förtörnaden I HERREN, och HERREN vredgades på eder, så att han ville förgöra eder.
Horev Dağında RABbi öyle kızdırdınız ki, sizi yok edecek kadar öfkelendi."Vosotros provocasteis a ira a Jehovah en Horeb, y Jehovah se airó tanto contra vosotros como para destruiros
Horev Dağında RABbi öyle kızdırdınız ki, sizi yok edecek kadar öfkelendi.Weet u nog hoe toornig u Hem maakte bij de berg Horeb? Hij stond op het punt u te vernietigen.
Horev Dağında RABbi öyle kızdırdınız ki, sizi yok edecek kadar öfkelendi.Και εν Χωρηβ παρωργισατε τον Κυριον και εθυμωθη ο Κυριος εναντιον σας δια να σας εξολοθρευση,
Horev Dağında RABbi öyle kızdırdınız ki, sizi yok edecek kadar öfkelendi.А на Хорив раздразнихте Господа; и Господ, като се разгневи на вас, щеше да ви изтреби.
Horev Dağında RABbi öyle kızdırdınız ki, sizi yok edecek kadar öfkelendi.И при Хориве вы раздражали Господа, и прогневался на вас Господь, так что хотел истребить вас,
Horev Dağında RABbi öyle kızdırdınız ki, sizi yok edecek kadar öfkelendi.ובחרב הקצפתם את יהוה ויתאנף יהוה בכם להשמיד אתכם׃
Horev Dağında RABbi öyle kızdırdınız ki, sizi yok edecek kadar öfkelendi.حتى في حوريب اسخطتم الرب فغضب الرب عليكم ليبيدكم.
Horev Dağında RABbi öyle kızdırdınız ki, sizi yok edecek kadar öfkelendi.你 們 在 何 烈 山 又 惹 耶 和 華 發 怒 、 他 惱 怒 你 們 、 要 滅 絕 你 們
Horev Dağında RABbi öyle kızdırdınız ki, sizi yok edecek kadar öfkelendi.你 們 在 何烈山 又 惹 耶和華 發怒 、 他 惱怒 你 們 、 要 滅絕 你 們
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.Après avoir chanté les cantiques, ils se rendirent à la montagne des oliviers.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.Après voir chanté les cantiques, ils se rendirent à la montagne des oliviers.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.A sezpívavše písničku, vyšli na horu Olivetskou.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.A zaspievajúc pieseň vyšli na Olivový vrch.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.A zaśpiewawszy pieśó, wyszli na górę oliwną.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.După ce au cîntat cîntarea, au ieşit în muntele Măslinilor.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.Dupăce au cîntat cîntările de laudă, au ieşit în muntele Măslinilor.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.E dopo aver cantato l'inno, uscirono verso il monte degli Ulivi
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.És dicséretet énekelve kimenének az olajfák hegyére.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.És dícséretet énekelvén, kimenének az olajfák hegyére.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.E tendo cantado um hino, saíram para o Monte das Oliveiras.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.E, tendo cantado um hino, saíram para o Monte das Oliveiras.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.In ko so odpeli zahvalnico, odidejo na Oljsko goro.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.I zaśpiewawszy pieśó, wyszli na górę oliwną.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.Ja veisattuaan kiitosvirren he lähtivät Öljymäelle.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.Kemudian mereka menyanyikan sebuah nyanyian pujian. Dan sesudah itu mereka pergi ke Bukit Zaitun
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.Khi đã hát thơ thánh rồi , Chúa và môn_đồ đi ra đặng lên núi ô - li-ve .
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.Khi đã hát thơ thánh rồi, Chúa và môn đồ đi ra đặng lên núi ô-li-ve.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.Khi đã hát thơ thánh rồi , Ðức_Chúa_Jêsus và môn_đồ đi ra mà lên núi Ô - li-ve .
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.Khi đã hát thơ thánh rồi, Ðức Chúa Jêsus và môn đồ đi ra mà lên núi Ô-li-ve.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.이에 저희가 찬미하고 감람산으로 나아가니라
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.이에 저희가 찬미하고 감람산으로 나가니라
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.Na de maaltijd zongen zij een lied tot eer van God en gingen vervolgens naar de Olijfberg.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.När de sedan hade sjungit lovsången, gingo de ut till Oljeberget.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.Og da de hadde sunget lovsangen, gikk de ut til Oljeberget.

İlgili Sayfalar