dağı ile cümle

dağı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Senin el yazın dağınık.Your handwriting is messy.
Tornado zarar vermeden dağıldı.The tornado dissipated without harm.
Haritalar tüm askerlere dağıtıldı.Maps were distributed to all the soldiers.
Onların dikkatini dağıtmasına izin verme.Don't let them distract you.
Onun senin dikkatini dağıtmasına izin verme.Don't let him distract you.
Tom gazeteleri dağıtır.Tom delivers newspapers.
Fuji Dağı gün batımında muhteşem görünüyor.Mt. Fuji looks spectacular at sunset.
Dan Linda'yı kaçırmak için polisin dikkatini dağıtmaya çalıştı.Dan tried to distract the police to let Linda escape.
Son zamanlarda düşen kar, dağı beyaza boyadı, bu gerçekten güzel.The snow that fell recently has coloured the mountain white, it is truly beautiful.
Dağın zirvesine ulaşmayı başardılar, ama geri inerken bir kaza geçirdiler.They succeeded in reaching the mountain summit, but had an accident when coming back down.
Yarın sabah dağıtılacak.It'll be delivered tomorrow morning.
Tom Mary'nin kaçabilmesi için polisin dikkatini dağıtmaya çalıştı.Tom tried to distract the police so Mary could escape.
Tom Mary kaçabilsin diye polisin dikkatini dağıtmaya çalıştı.Tom tried to distract the police so Mary could escape.
Bu çok dikkat dağıtıcı.It's very distracting.
Tom, içip efkarını dağıtmaya çalıştı.Tom tried to drink his problems away.
Herhangi bir şey dağıtmadım.I didn't hand out anything.
Açık bir günde buradan Fuji dağını görebilirsiniz.On a clear day, you can see Mt. Fuji from here.
Dağın tepesinde bir türbe vardır.There is a shrine atop the mountain.
Dağın tepesinde bir tapınak vardır.There is a shrine atop the mountain.
Everest Dağının yüksekliği ne kadar?How high is Mount Everest?
Tom'un odası çok dağınık.Tom's room is very messy.
Yüksek bir dağın zirvesinde hava çok incedir.The air is very thin at the top of a high mountain.
Almanya'daki en yüksek dağın adı nedir?What's the name of the highest mountain in Germany?
Gün doğumunu tam zamanında görmek için dağın tepesine gittik.We made it to the top of the mountain just in time to see the sunrise.
Mary çiçekleri dağıtıyor.Mary is giving out flowers.
Kapa çeneni! Benim dikkatimi dağıtıyorsun.Shut up, you're distracting me.
Odayı paylaştığım kişi olan Tom dağınıktır.Tom, with whom I am sharing a room, is messy.
Tom, onunla bir odayı paylaştığım adam, dağınık.Tom, the guy I'm sharing a room with, is messy.
Filipinlerin en yüksek dağına ne denildiğini biliyoruz.We know what the Philippines' highest mountain is called.
Tom her zaman dağınıktı.Tom has always been messy.
Belki Tom'un dikkati dağınıktı.Maybe Tom was distracted.
Tom çok dağınık.Tom is very messy.
Grup dağıldı.The group disbanded.
Evimin arkasındaki sokak, dağıtım kamyonları için çok dar.The street behind my house is too narrow for delivery trucks.
Bizim dikkat dağıtan bir şeye ihtiyacımız var.We need a distraction.
Tom her zaman çok dağınık görünüyor.Tom always seems so disorganized.
Onlar uyuşturucu kullanıcılarına ücretsiz şırıngalar ve iğneler dağıtmaya başlayacak.They will begin distributing free syringes and needles to drug users.
Tom ve Mary'nin evliliği dağılmaya başladı.Tom and Mary's marriage began to fall apart.
Tom'un masası o kadar dağınıktı ki, temizlikçi odayı temizlemeyi reddetti.Tom's desk was so untidy that the cleaner refused to clean the room.
Polis göstericileri dağıtmak için plastik mermi kullandı.Police used rubber bullets to subdue the rioters.
Hava açıkken Fuji Dağı uzak mesafeden görülebiliyor.On a clear day, we can see Mt. Fuji in the distance.
Hava açıkken Fuji dağını uzaktan görebiliriz.On a clear day, we can see Mt. Fuji in the distance.
Tom bir delikanlı iken gazeteler dağıtarak para kazandı.When Tom was a teenager, he earned money delivering newspapers.
Dağın yamaçları ve bütün ağaçlar karla kaplıydı.The slopes of the mountain and the trees were all covered in snow.
Bu buzdolabının entegre buz ve su dağıtıcısı vardır.This refrigerator has an integrated ice and water dispenser.
Dikkatimizi dağıtacak hiçbir şey istemiyoruz.We don't want any distractions.
Onun görüşüne göre, Euro bölgesi dağılmaktadır.In his opinion, the eurozone is disintegrating.
Süreç dağınık olacak.The process will be messy.
O, mesajı dağıtmak için ceza evine gitmek istiyor.He wants to go to jail to spread the message.
Dağın bu tarafında, çok yağmur yağmaz.On this side of the mountain, it doesn't rain much.
Mary dağı keşfetmeye gitti.Mary has gone off to explore the mountain.
Üzgünüm, ev biraz dağınık.Sorry, the house is kind of a mess.
Bu sabah biraz dikkatim dağıldı.I have been a bit distracted this morning.
Benim dışarıda bu protestocular tarafından dikkatim dağıtıldı.I was distracted by those protesters outside.
Bu sabah dağın bu bölümü etrafında hoş bir gezintiye gittik.This morning we went for a lovely stroll around this part of the mountain.
McKinley Dağı'nın yüksekliği nedir?What is the height of Mount McKinley ?
Whitney dağı nerededir?Where is Mount Whitney located ?
O, tüm manzarayı dağın tepesinden görebiliyordu.He could see the entire landscape from the top of the mountain.
Binalar artık oldukça dağınık görünüyor fakat hala cazibeleri var.The buildings look pretty ragged now, but they still have charm.
Dağı denizden daha çok severim.I like the mountain more than the sea.
İlgili Sayfalar