dağı ile cümle

dağı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Kendini bir dağın zirvesinde düşün.Imagine yourself on a mountaintop.
Tom yatağını dağınık bıraktı.Tom left his bed unmade.
Tom her oyuncuya beş kart dağıttı.Tom dealt five cards to each player.
Bu dağınık olacak.This is going to be messy.
Everest dağı dünyadaki en yüksek yerdir.The peak of Mt. Everest is the highest place in the world.
Etna dağı püskürdü, Sicilya'ya volkanik kaya yağdırıyor.Mount Etna has erupted, showering Sicily in volcanic rock.
Hâlâ düğün pastasının dağıtılmasını bekliyoruz.We're still waiting for the wedding cake to be delivered.
Tom dağınık bir kişi.Tom is a messy person.
Tom dağınık dairesine gitti.Tom walked into his messy apartment.
Tom'un odası dağınık.Tom's room is messy.
Kalabalık dağılıncaya kadar bekle.Wait until the crowd scatters.
Ben Aso dağına tırmandım.I've climbed Mt. Aso.
Dağın tepesi ne kadar uzakta?How far's the top of the mountain?
Fedora bir Linux dağıtımıdır.Fedora is a Linux distribution.
Gönüllüler tek kullanımlık bardaklarda çay dağıttı.Volunteers distributed tea in disposable cups.
Dağıtma sırası sende.It's your turn to deal.
Olimpos Dağı güneş sistemindeki en yüksek dağdır.Mount Olympus is the highest mountain in the solar system.
Tom'un çok dağınık olduğunu düşünüyorum.I think Tom is very disorganized.
Tom'un dağınık olduğunu düşünüyor musun?Do you think Tom is untidy?
Dağın tepesine ulaşmanın en güvenli yolu nedir?What's the safest way to get to the top of the mountain?
Tom ve Mary'nin evi çok dağınık.Tom and Mary's house is very untidy.
Hepimizin dikkati dağıldı.We all got distracted.
O, kışın Fuji Dağına tırmanan ilk adamdı.He was the first man to climb Mt. Fuji in the winter.
Alman milli takımı Portekiz'i dağıttı.The German national team dismantled Portugal.
Hiç Fuji dağına tırmandın mı?Have you ever climbed up Mt. Fuji?
Açık bir günde Fuji Dağı'nı buradan görebiliriz.On a clear day, we can see Mt. Fuji from here.
Kentin ulaşım sistemi dağıldı.The city's transportation system disintegrated.
Onlar dağın eteğine geldiler.They arrived at the foot of the mountain.
Askerler mültecilere gıda dağıtıyorlar.The soldiers distribute food to the refugees.
Tom'un kolayca dikkati dağılır.Tom is easily distracted.
Bilimsel bilginin dağıtımı önemlidir.The dissemination of scientific knowledge is essential.
Tom dağınık görünüyor.Tom seems disorganized.
Tom dağınık gibi görünüyor.Tom seems to be disorganized.
Tom dağınıktı.Tom used to be disorganized.
Fuji Dağı güzeldir.Mount Fuji is beautiful.
Kartları dağıtmak için Tom'un sırası.It's Tom's turn to deal the cards.
Onun giysileri odanın her yanına dağılmış ve şapkasını yatağın dibinde buldu.Her clothes were strewn about the room, and she found her hat at the foot of the bed.
Tom'un ilgisi çabuk dağıldı.Tom quickly lost interest.
Japonya'daki Ontake dağı püskürdü.Mount Ontake erupted in Japan.
Bugün Fuji Dağı açıkça görülebilir.Today Mount Fuji can be clearly seen.
Ontake Dağı püskürdüğünde en az 31 kişi öldü.At least 31 people were killed when Mt. Ontake erupted.
O dağınık bir cevap verdi.She gave a diffuse answer.
Mary ona hayat hikayesini anlatırken Tom soğuk ve dikkati dağılmış görünüyordu.Tom looked distant and distracted while Mary told him her life story.
Dünyanın en yüksek dağıdır.It is the highest mountain in the world.
Dünyanın en yüksek dağı hangisi?What's the world's highest mountain?
Kitaplar odanın etrafına dağılmıştı.Books are scattered around the room.
Dağı sever misin?Do you like the mountain?
Bu sadece buz dağının görünen kısmı mı?Is this just the tip of the iceberg?
Birçok insan, Rushmore dağını görmek için Güney Dakota'ya gider.Many people go to South Dakota to see Mount Rushmore.
Fuji dağı Japonya'nın en ünlü dağıdır.Mt. Fuji is Japan's most famous mountain.
Onun evi dağın eteğinde.Her house is at the foot of the mountain.
Tom kartları kesti ve dağıtmaya başladı.Tom cut the cards and started dealing.
Tom'un Mary tarafından dikkati dağıtıldı.Tom was distracted by Mary.
Tom dağınık, değil mi?Tom is scruffy, isn't he?
Oda çok dağınıktı.The room was very untidy.
Fuji Dağına bir kez daha tırmanmak istiyorum.I'd like to climb Mt. Fuji once again.
Her yere dağılmış boş teneke kutular vardı.There were empty cans scattered all over the place.
Önümüzdeki pazartesiden önce her şeyi dağıtmak için elimizden geleni yapacağız.We'll do our best to deliver everything before next Monday.
Dikkatimi dağıtmayı bırak.Stop distracting me.
Birçok renk ve boyutlarda kristaller onun masasının karşısında dağıldı.Crystals of many colors and sizes were scattered across his desk.
İlgili Sayfalar