Dışsal değişkenler bazen parametreler veya sabitler olarak bilinir.Exogenous variables are sometimes known as parameters or constants.
Dışsal (katkılı) yarı iletkenlerin çok daha karmaşık bir sıcaklık profili vardır.Extrinsic (doped) semiconductors have a far more complicated temperature profile.
İşte bu noktada devlet bu negatif dışsallığı maliyetlendirerek zararını minimuma indirmeye çalışır.Therefore, their donation helped reduce these negative feelings according to the model.
Eğer dışsal nesnelere bağımıysak, içsel zihnimiz tedirgin olacaktır.At the beginning When we embrace what lies within, our potential has no limit.
Böyle dışsal bir biçimde, sağlığı çerçevelemenin büyük avantajına işaret etmek istiyorum.And I want to sort of point out the big advantage of framing health in this external way.
Bu bizim içsel ve dışsal dünyaya bakışımızı ve dışa yansıttıklarımızı, halka içinde tanımlanabilir.It's how we understand the world inside and reflect it outside into this tight loop.
Bu arada, bunlar benim favorilerim, dışsallıkların hesaplanması ve yeşil karbon piyasaları.And by the way, these are my favorites -- externalities calculation and green carbon markets.
Bu tanım gereği dışsallık.That is an externality by definition.
Buna bundling deniyor. Dışsallıkları, ürünün fiyatına ekliyorsunuz.It's bringing those externalities back into the price of the commodity.
Ancak bu yapılar, temelde, dışsallaştırılmış mide ve akciğerlerdir.But these are essentially externalized stomachs and lungs.
Tamam mı? İçsel motive edicilere karşı dışsal motive ediciler.Intrinsic motivators versus extrinsic motivators.
İçsel ve dışsal kuluçka dönemiIntrinsic and extrinsic incubation period
Dışsalcılık – Bir inancı haklı çıkarmak için dış bilgi kaynakları kullanılabilir.Externalism – Outside sources of knowledge can be used to justify a belief.
Gelişim, gizli iç potansiyellerin dışsal olarak gerçekleşmesidir.Development is the outer realization of latent inner potentials.
Bu iki ekol “içselciler” ve “dışsalcılar” olarak tanındı.These two schools became known as the "internalists" and the "externalists."
Dışsalcılık sorunuProblem of externalism
Dopingli (katkılı) ürün, dışsal bir yarı iletken olarak tanımlanır.The doped material is referred to as an extrinsic semiconductor.
2. Ayrıca negatif dışsallıklar da vardır.Es gibt aber auch seltenere Gendefekte.
Bunları temel olarak intrinsing (içsel) veya ekstrinsing (dışsal) sebepler olarak sınıflandırmak mümkündür.Sie konnten als übernatürliche Vorzeichen oder Warnungen (Omen) ausgelegt werden.
Romanda geçen saat, bireyin/toplumun içsel ve dışsal zaman algısıdır.La matière du roman devient l'époque tout entière et au-delà, la nature humaine.
2. Ayrıca negatif dışsallıklar da vardır.También existen externalidades negativas.
Birey bütün fonksiyonlara dışsaldır, katılamaz.E noi artisti siamo innamorati di tutte queste forme, nessuna esclusa.
Bu noktada sigara bir negatif dışsallık olur.В этом случае приставка носит уничижительный, негативный оттенок.
Dışsal motivasyon kontrollü motivasyondur, çünkü birey davranışı sergilemek için baskı hisseder.Они все начнут с импрессионизма, потому что государство хочет импрессионизм.
Ekonomi önemli ölçüde dışsal ranttan beslenmektedir; bu yüzden, güçlü bir yerli üretime gereksinim yoktur.يعتمد الاقتصاد على الإيجار للخارج بشكل كبير وبالتالي مامن حاجة لقطاع إنتاجي محلي قوي.
Bunları temel olarak intrinsing (içsel) veya ekstrinsing (dışsal) sebepler olarak sınıflandırmak mümkündür.Zij konden deze onderscheiding dan mèt of zonder tsarenkroon op hun ster verwerven.
Eğer dışsal nesnelere bağımıysak, içsel zihnimiz tedirgin olacaktır.Gdy zewnętrznie człowiek jest przywiązany do form, jego wewnętrzny umysł jest niespokojny.
2. Ayrıca negatif dışsallıklar da vardır.Є й суто зовнішні відмінності.
Birey bütün fonksiyonlara dışsaldır, katılamaz.Ці атрибути є спільними для всіх елементів, усі вони не обов'язкові.
Dışsal olarak, rupa fiziksel dünyayı ifade eder.Această teorie descrie fizica lumii subatomice.
Eğer dışsal nesnelere bağımıysak, içsel zihnimiz tedirgin olacaktır.Ha viszont rossz gondolatokat táplálunk, jellemünk alantas lesz.
Dışsal olarak, rupa fiziksel dünyayı ifade eder.Το τετράγωνο αντίθετα συμβόλιζε τον φυσικό κόσμο.
Hata ağacı dışsal durumları da dikkate alır fakat HMEA bunu dikkate almaz.Dも重信を批判したが、森はそれも認めず。
Bunları temel olarak intrinsing (içsel) veya ekstrinsing (dışsal) sebepler olarak sınıflandırmak mümkündür.大種(Mahābhūta)的字根源自於此,為元素之意。
Bunları temel olarak intrinsing (içsel) veya ekstrinsing (dışsal) sebepler olarak sınıflandırmak mümkündür.그것을 논(論)할 때 중요한 것은 권력 분립 이론(權力分立理論)과 통치 조직 또는 정부 형태에 관한 원리이다.
Tanrı dışsaldan daha çok bir içsel fikir veya kavram olarak görülür.신은 정의상 상상할 수 있는 어떤 것보다도 더 큰 존재다.
Dışsal değişkenler bazen parametreler veya sabitler olarak bilinir.Egzogene varijable ponekad se nazivaju parametar s ili konstanta s.
Dışsallık, uzaklık, erişilmezlik, gizem anlamlarını içerir.Tomu suprostavljanju nagovještaj, tajanstvenost, ne reći do kraja.
Eğer dışsal nesnelere bağımıysak, içsel zihnimiz tedirgin olacaktır.Miješat ćemo se u unutarnje stvari BiH, to je naša obveza.
Bu noktada sigara bir negatif dışsallık olur.Kajenje je zato manj verjeten vzrok.
Dışsal değişkenler bazen parametreler veya sabitler olarak bilinir.Tie skrituliški brėžiniai kartais interpretuojami kaip galaktikos ar primenantys ląsteles.
Ancak bu yapılar, temelde, dışsallaştırılmış mide ve akciğerlerdir.Aber das sind grundsätzlich nach außen verlagerte Mägen und Lungen.
Ancak bu yapılar, temelde, dışsallaştırılmış mide ve akciğerlerdir.A toto jsou doslova vnější žaludky a plíce.
Ancak bu yapılar, temelde, dışsallaştırılmış mide ve akciğerlerdir.Dar acestea sînt în esenţă stomacuri şi plămîni externalizaţi.
Ancak bu yapılar, temelde, dışsallaştırılmış mide ve akciğerlerdir.이 막은 기본적으로 겉으로 드러난 위와 폐라고 볼 수 있습니다.
Ancak bu yapılar, temelde, dışsallaştırılmış mide ve akciğerlerdir.Maar dit zijn eigenlijk uitwendige magen en longen.
Ancak bu yapılar, temelde, dışsallaştırılmış mide ve akciğerlerdir.Mais ce sont essentiellement des estomacs et des poumons externalisés.
Ancak bu yapılar, temelde, dışsallaştırılmış mide ve akciğerlerdir.Ma questi sono essenzialmente stomaco e polmoni esternalizzati.
Ancak bu yapılar, temelde, dışsallaştırılmış mide ve akciğerlerdir.Men de er faktisk eksterne maver og lunger.
Ancak bu yapılar, temelde, dışsallaştırılmış mide ve akciğerlerdir.Men dessa är i stort sett externa magar och lungor.
Ancak bu yapılar, temelde, dışsallaştırılmış mide ve akciğerlerdir.Nhưng đây là những dạ dày và phổi thiết yếu nằm ở ngoại biên.
Ancak bu yapılar, temelde, dışsallaştırılmış mide ve akciğerlerdir.Pero esencialmente estos son estómagos y pulmones externos.
Ancak bu yapılar, temelde, dışsallaştırılmış mide ve akciğerlerdir.Pohjimmiltaan ne ovat ulkoisia vatsoja ja keuhkoja,
Ancak bu yapılar, temelde, dışsallaştırılmış mide ve akciğerlerdir.Tapi miselium sebenarnya adalah perut dan paru-paru eksternal.
Ancak bu yapılar, temelde, dışsallaştırılmış mide ve akciğerlerdir.Toto sú vlastne externalizované žalúdky a pľúca húb.
Ancak bu yapılar, temelde, dışsallaştırılmış mide ve akciğerlerdir.Viszont ők lényegében külső gyomrok és tüdők.
Ancak bu yapılar, temelde, dışsallaştırılmış mide ve akciğerlerdir.Właściwie są to uzewnętrznione żołądki i płuca.
Ancak bu yapılar, temelde, dışsallaştırılmış mide ve akciğerlerdir.Όμως αυτά στην ουσία είναι εξωτερικευμένα στομάχια και πνεύμονες.
Ancak bu yapılar, temelde, dışsallaştırılmış mide ve akciğerlerdir.Но по сути это выведенные во внешнюю среду желудки и легкие.
Ancak bu yapılar, temelde, dışsallaştırılmış mide ve akciğerlerdir.Но това по същество са външни стомаси и бели дробове.