Bu sabah dışarı erken çıktım.I went outside early in the morning.
Ne yaptığımı bilmeden odadan dışarıya koştum.I ran out of the room without knowing what I was doing.
Ben bisikletle dışarı gittim.I went out by bicycle.
Yağmurda bisikleti dışarı bırakma.Don't leave the bicycle out in the rain.
Ev ödevimi bitirdikten sonra dışarı çıkacağım.I will go out after I finish my homework.
Dışarı çıkmak istemiyor musun?Don't you want to go out?
O beni ziyaret ettiğinde dışarı gitmek üzereydim.I was about to go out when he called on me.
Keşke dışarı çıktığın zaman kapıyı kapatsan.I wish you would shut the door when you go out.
Keşke dışarı çıkarken kapıyı örtsen.I wish you would shut the door when you go out.
Dışarı çıkmak için hazır mısınız?Are you ready to go out?
Lütfen dışarı çıkmadan önce kapıyı kilitle.Please lock the door before you go out.
Dışarı çıkmadan önce gazın kapalı olduğundan emin olun.Be sure to turn off the gas before you go out.
Birkaç gün dışarı çıkmamalısın.You shouldn't go out for a few days.
Şiddetli yağmur dışarı çıkmamızı engelledi.The heavy rain kept us from going out.
Şiddetli yağış dışarı çıkmamızı engelledi.The heavy rain prevented us from going out.
Kuvvetli yağış dışarı çıkmama engel oldu.The heavy rain prevented me from going out.
Hava çok iyi, kuruması için çamaşırlarımı dışarıya asmayı düşünüyorum.The weather's so good I think I'll hang the laundry out to dry.
Hava iyi olursa, yarın dışarı çıkacağım.If the weather is good, I'll go out tomorrow.
Kötü havaya aldırmadan dışarı çıkmaya karar verdim.Regardless of the bad weather, I decided to go out.
Kötü hava dışarı gitmemizi engelledi.Bad weather kept us from going out.
Yanan evden dışarı çıktığı zaman itfaiyecinin yüzü korkunçtu.The firemen's face was grim when he came out of the burning house.
O senin dışarı çıkman için izin verecek.He will grant permission for you to go out.
O benim dün dışarı gitmeme itiraz etti.He objected to my going out yesterday.
O zaten dışarı gitti.He has already gone out.
Sık sık içmek için dışarı gidiyor.He often goes out drinking.
O yağmurda dışarı gitti.He went out in the rain.
O, yağmur için hazırlıklı olarak dışarı çıktı.He went out prepared for rain.
O bir yürüyüş için dışarı çıktı.He has gone out for a walk.
O, dükkândan dışarı fırladı.He dashed out of the store.
O öfkeli bir yüz ile dışarı çıktı.He came out with an angry face.
Odadan öfkeyle dışarı çıktı.He got out of the room in anger.
O, öfkeyle odadan dışarı koştu.He ran out of the room in anger.
O her gün, dışarıda yemek yerdi, ancak şimdi buna gücü yetmiyor.He used to eat out every day, but now he can't afford it.
Bizi uzun süre dışarıda beklettiler.They kept us waiting outside for a long time.
Onunla birlikte dışarı çıkması istendi.She was asked to go out with him.
O nadiren dışarı gider.She seldom goes out.
Onun dışarı çıkması yasaklandı.She is forbidden to go out.
O şimdi dışarıda.She is out now.
Bebekler geldikten sonra, sık sık dışarıya çıkmadı.She did not go out often after the babies came.
Sır dışarı sızdı.The secret leaked out.
Babam kartpostal almak için dışarı gitti.My father has gone out to buy postcard.
Babam dışarıda ama annem evde.Father is out, but Mother is at home.
Annem bu manto ile dışarı çıkmayı seviyor.Mother likes to go out in this coat.
Her hafta sonu birlikte dışarı çıkarız.We go out together every weekend.
Soruşturmada onun dışarıda olduğunu öğrendim.Upon inquiring, I learned that she was out.
Lütfen hareket ederken pencereden dışarı eğilmeyin.Please don't lean out of the window when we're moving.
Dışarıda havanın güneşli olup olmayacağını merak ediyorum.I wonder if it will be sunny outside.
Hava karardığında dışarı çıkmaktan hoşlanmam.I don't like to go out when it's dark.
O az önce dışarı çıktı.He left just a moment ago.
Lütfen akşam yemeği için beni dışarı götür!Please take me out for dinner!
Bu havada dışarı çıkmayı hayal bile edemiyorum.I can't imagine going out in this weather.
Pencereden dışarı bir şeyler atmak yasaktır.It is forbidden to throw things out of the window.
Onlar patlamadan sonra birkaç cesedi dışarıya taşıdı.They carried out several bodies after the explosion.
Dışarıda yağmur yağıyor.It's raining outside.
Sessiz olun. Sessiz olmazsanız, dışarı atılırsınız.Be quiet. If you aren't quiet, you'll be thrown out.
Kapa çeneni. Eğer kapamazsan, dışarı atılırsın.Shut up. If you don't, you'll be thrown out.
Hiç kimse bu tür havada dışarı gitmez.Nobody goes outside in this kind of weather.
Lütfen dilini dışarı uzat.Please stick out your tongue.
Ceket için dışarısı oldukça sıcak.It's pretty warm out for a jacket.
Ben, dışarı gitmeden önce dinleneceğim.I'm going to rest before I go out.