Ana içeriğe geç
Sözlük

dışar ile cümle

dışar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
İki erkekten uzun olanı önce dışarı çıktı.The taller of the two men went out first.
O, nadiren, kırk yılda bir, karanlık çöktükten sonra dışarı çıkar.She seldom, if ever, goes out after dark.
Karanlıktan sonra nadiren, kırk yılda bir, dışarı çıkar.She seldom, if ever, goes out after dark.
Hava kararmadan önce işi bitirmek için hepimiz dışarı çıktık.We went all out to finish the work before dark.
Ya içeri gel ya da dışarı git.Either come in or go out.
Bir kedi odadan dışarıya hızla koştu.A cat dashed out of the room.
Yanan evden dışarı çıktığı zaman itfaiyecinin yüzü korkunçtu.The firemen's face was grim when he came out of the burning house.
Onun o gün dışarı çıkmadığı kesindir.It is certain that he didn't go out that day.
Onun dışarı gittiğini gördün mü?Did you see him go out?
O, dışarı çıkar çıkmaz, yağmur yağmaya başladı.As soon as he went out, it began to rain.
O dışarı çıktığında yağmur yağmaya başladı.It began to rain when he went out.
Onun dışarı çıkmak için ana nedeni Patty'yi görmekti.His primary reason for going out was to see Patty.
Onun dışarı çıktığını duydum.I heard him go out.
Onu görmek için gittim fakat o dışarıdaydı.I went to see him, but he was out.
Artanını ona bıraktım ve dışarı çıktım.I left the rest to him and went out.
Onun ayakkabıları o kadar eskiydi ki parmakları onlardan dışarı çıkıyordu.His shoes were so old that his toes were sticking out of them.
Onun sağlığı hakkında endişeli olduğu için, annesi onun dışarı çıkmasını engelledi.His mother prevented him from going out because she was anxious about his health.
O senin dışarı çıkman için izin verecek.He will grant permission for you to go out.
O benim dün dışarı gitmeme itiraz etti.He objected to my going out yesterday.
O, birkaç dakika önce dışarı çıktı.He went out a few minutes ago.
Beşten biraz önce dışarı çıktı.He went out a little before five o'clock.
O şimdi dışarda.He is out now.
Öfkeyle dışarı çıktı.He went out in anger.
O zaten dışarı gitti.He has already gone out.
Az önce dışarı çıktı.He went out just now.
Maalesef o az önce dışarı çıktı.I'm afraid he's just gone out.
O bir an için dışarı çıktı.He stepped out for a moment.
O neden aceleyle dışarı gitti?Why did he go out in a hurry?
O kadar ürkmüştü ki yalınayak dışarı koştu.He was so startled that he ran outside barefoot.
Şiddetli yağmura rağmen dışarı çıktı.He went out in spite of the heavy rain.
O, ne konuştu nede ağladı, sessizce dışarı çıktı.He neither spoke nor wept, but went out in silence.
Sık sık içmek için dışarı gidiyor.He often goes out drinking.
Cumartesi geceleri sık sık dışarıda yemek yiyor.He often eats out on Saturday nights.
Cumartesi akşamları genelde dışarıda yer.He often eats out on Saturday nights.
O, hoşça kal demeden dışarı çıktı.He went out without saying good-bye.
O, gece dışarı çıkardı.He used to go out at night.
O yağmurda dışarı gitti.He went out in the rain.
O, yağmur için hazırlıklı olarak dışarı çıktı.He went out prepared for rain.
O, yaz aylarında uzun bir yürüyüş için dışarı çıkardı.He would go to out for a long walk in summer.
O, evden dışarı fırladı.He tore out of the house.
O, evden dışarı atıldı.He got thrown out of the house.
Bütün dikkatimi dışarıdaki manzaraya yöneltti.He addressed my full attention to the landscape outside.
O dışarı gitti.He has gone out.
O her dışarı gidişinde kitapçıya uğrar.Every time he goes out, he drops in at the bookstore.
O, dışarı gittiğinde, onun evine göz kulak olmamı rica eder.When he goes out, he asks me to keep an eye on his house.
O, aceleyle dışarı çıktı.He went out in a hurry.
O gece geç saatlerde asla dışarı gitmez.He never goes out late at night.
O bugün dışarıda oynar.He plays in the outfield today.
Pencereden dışarı bakarak oturuyordu.He sat looking out of the window.
Karısının dışarıda çalışmasına itiraz etti.He objected to his wife working outside.
O bir yürüyüş için dışarı çıktı.He has gone out for a walk.
O ofisten dışarı fırladı.He rushed out of the office.
Bazen dışarıda ailesi ile birlikte yemek yedi.He sometimes ate out with his family.
O, ev ödevini bitirdikten sonra yürüyüş için dışarı çıktı.After he had finished his homework, he went out for a walk.
Dışarı çıkmak yerine tüm gün evde oturdu.He stayed at home all day instead of going out.
Dışarı çıkmak yerine bütün gün evde kaldı.He stayed at home all day instead of going out.
Temiz hava almak için dışarı çıktı.He went outside for a breath of fresh air.
Bir gazete alması için oğlunu dışarı gönderdi.He sent his son out to get the newspaper.
O, pencereden dışarı bakıyordu.He was looking out the window.
O, dükkândan dışarı fırladı.He dashed out of the store.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod