Dışarı gittim.I went outside.
İşten sonra bir şey içmek için dışarı çıkalım.Let's go out for a drink after work.
Bu gece dışarıda yemek yemeyelim.Let's not eat out tonight.
Dışarıya baktım.I looked outside.
Böyle bir günde dışarı çıkmam gerektiğini düşünmüyorum.I don't think I should go out on a day like this.
Bu gece dışarı çıkmazsan daha iyi olacağını düşünüyorum.I think it'd be better if you didn't go out tonight.
Geceleri kendi başınıza dışarı çıkmanın güvenli olduğunu sanmıyorum.I don't think it's safe to go out at night by yourself.
Ben dışarlıklıyım.I'm an outsider.
Dışarıda bırakılmış hissediyorum.I feel left out.
Dışarı dans etmeye çıktım.I went out dancing.
Dışarı çıkmayı seviyorum.I love going out.
Ben yemek yemek için dışarı çıktım.I went out to eat.
Dışarıda yemek hoşuma gider.I like eating out.
Tamam, dışarıda bekle.Okay, wait outside.
Dışarıda yüzlerce insan vardı.There were hundreds of people outside.
Leyla, kocasını soğuk havada dışarıda bıraktı.Layla left her husband out in the cold.
Fadıl köpeği dışarı çıkardı.Fadil took the dog out.
Sana dışarı çıkmanı söyledim.I told you to get out.
Babam hemen şimdi dışarı çıktı.Dad just now went out.
Babam daha şimdi dışarı çıktı.Dad just now went out.
Bu sabah çok tembeldim ve dışarı çıkmadım.This morning, I was very lazy and didn't go out.
Tom nadiren geç saatlere kadar dışarıda kalır.Tom seldom stays out late.
Dün evde kaldım, çünkü dışarı çıkmak için kesinlikle hiç isteğim yoktu.Yesterday I stayed home, since I had absolutely no desire to go out.
Kafesin kilidini açtım ve tavşanların dışarı çıkmasına izin verdim.I unlocked the cage and let the rabbits out.
Bu gece dışarı çıkıp Çin yemekleri yiyelim.Let's go out and eat Chinese food tonight.
Dışarıda olanlara bak.Look at what's happening outside.
Tom'un babası onun geceleyin dışarı çıkmasına izin vermez.Tom's father doesn't allow him to go out at night.
Dışarıdayken genellikle şapka giyerim.I usually wear a hat when I'm outside.
Tom geceleri kendi başına dışarı çıkmak için çok genç.Tom is too young to go out by himself at night.
Ben genellikle cuma gecelerinde dışarı çıkarım.I usually go out on Friday nights.
Karanlıktan sonra neredeyse hiç dışarı çıkmam.I almost never go out after dark.
Sami hava karanlıktan sonra neredeyse hiç dışarı çıkmaz.Sami almost never goes out after dark.
Tom neler olduğunu görmek için dışarı çıktı.Tom went outside to see what was going on.
Tom ve Mary ne kadar süre birlikte dışarı çıktı?How long did Tom and Mary go out together?
Ben zaten çöpü dışarı attım.I've already taken out the trash.
Tom zamanını dışarıda geçirmeyi tercih ediyor.Tom prefers to spend his time outside.
Dün bütün gün dışarıdaydım.I was out all day yesterday.
Tom'un arabası hala dışarıda park edilmiş durumda.Tom's car is still parked out back.
Tom köpeği yürüyüş için dışarı çıkardı.Tom took the dog out for a walk.
Tom'la öğle yemeği için dışarı çıktım.I went out for lunch with Tom.
Sami ve Leyla mezuniyetlerini kutlamak için dışarı çıktılar.Sami and Layla went out to celebrate their graduation.
Bir kez içeri girersen, dışarı çıkamazsın.Once you're in, you can't get out.
Dışarı çıktığımda neredeyse her zaman güneş gözlüğü takıyorum.I almost always wear sunglasses when I go outside.
Neden dışarı çıkıp Tom'la içki almıyorsun?Why don't you go out and get a drink with Tom?
Tom dün gece dışarı çıktı ama Mary evde kaldı.Tom went out last night, but Mary stayed home.
Dışarı çıktığımda neredeyse her zaman bir şapka giyerim.I almost always wear a hat when I go outside.
Tom karanlıktan sonra neredeyse hiç dışarı çıkmaz.Tom almost never goes out after dark.
Tom dışarıda ama Mary evde.Tom is out, but Mary is at home.
Tom dışarıda verandada.Tom is out on the veranda.
Öğle yemeği için dışarı çıktım.I went out for lunch.
Çöpü dışarı çıkardım.I took out the trash.
Neden dışarı çıkmıyorsun?Why don't you go outside?
Dışarı çıksana.Why don't you go outside?
Tom dışarıda sundurmada.Tom is out on the porch.
Tom bütün gün dışarıda kaldı.Tom stayed out all day.
Dışarı sokağa çıkıyorum.I am going out onto the street.
Ben dışarıya gitmedim.I didn't go outside.
Dışarıda yemenin keyfini çıkarıyorum.I enjoy eating out.
Tom'un çocukları dışarıda oynuyorlar.Tom's children are playing outside.
Biz artık asla gece dışarı çıkmıyoruz.We never go out at night anymore.