O sandalyenin dışarıda çiy ile kaplanmasına izin vermeyin.Don't let that chair get covered with dew outside.
Tom acele ile dışarı gitti.Tom went out in a hurry.
Tom pencereden dışarı gitti.Tom went out the window.
Tom arkadaşlarıyla birlikte sık sık dışarı içki içmeye gider.Tom often goes out drinking with his friends.
Tom yiyecek bir şey almak için dışarı çıkmak istiyor.Tom wants to go out to get something to eat.
O en iyi giysilerini giydi ve dışarı çıktı.She put on her best clothes and went out.
Tom sigara içmek için dışarı gitti.Tom went out to smoke a cigarette.
Tom dışarıda koridorda bekledi.Tom waited outside in the hallway.
Yağmura rağmen biz dışarı çıkmak için karar veriyoruz.Despite the rain, we're deciding to go out.
Biz daha sık dışarıda yemek yemeliyiz.We should eat out more often.
Tom Mary'i aramak için dışarı çıktı.Tom went out to look for Mary.
Tom, Mary'yi aramak için dışarı çıktı.Tom went out looking for Mary.
Biz her gece dışarı çıkardık.We used to go out every night.
Uyandığımda dışarısı hâlâ karanlıktı.When I woke up, it was still dark outside.
Tom öğle yemeği yemek için dışarı çıktı.Tom went out to get lunch.
Dışarı çıkmaya hazırlanıyorum.I'm getting ready to go out.
Tom odadan dışarı çıktı.Tom came out of the room.
Sadece bir dakika dışarı çıkıyorum.I'm just going out a minute.
Bugün bir yere gitmek istemiyorum. Dışarısı soğuk ve yarın erken kalkmak zorundayım.I don't want to go anywhere today. It's cold outside and I have to get up early tomorrow.
Tom ve Mary akşam yemeği için dışarı çıktı.Tom and Mary went out to dinner.
Tom yolcu penceresinden dışarıya baktı.Tom stared out the passenger window.
Dışarıda alışveriş yapıyordum.I was out shopping.
Alışveriş yapmak için dışarıdaydık.We were out shopping.
Termometreye göre, dışarıda otuz derece.According to the thermometer, it's thirty degrees outside.
Dışarısı bu gibi.It's freezing outside.
Tom kızının hafta sonlarında dışarı çıkmasına bile izin vermiyor.Tom doesn't even let his daughter go out on weekends.
O olduğunda ben dışarıdaydım.I was outside when it happened.
Tom dışarıda avluda köpeğimizle oynuyor.Tom is out in the yard, playing with our dog.
Gitmek ve dışarıya bakmak için kalktım.I got up to go and look outside.
Tom ve Mary birlikte dışarı çıkmaya karar verdiler.Tom and Mary decided to go out together.
Tom ve Mary birlikte dışarı çıkmaya karar verdi.Tom and Mary decided to go out together.
Mary pencereden dışarı baktı.Mary stared out the window.
Arabam dışarıda parkedilmiş.My car is parked outside.
Tom dışarıda çiçekleri suluyor.Tom is outside watering the flowers.
Tom atları beslemek için dışarı çıktı.Tom has gone out to feed the horses.
Dışarı çıkmadan önce tabağınızı bitirin.Finish off your plate before going out.
Seni dışarıda bekliyor olacağım.I'll be waiting for you outside.
Noel partisi bittikten sonra hepimiz şarkı söyleyerek dışarı çıktık.After the Christmas party was over, we all went out caroling.
Tom kar tanelerini yakalamaya çalışmak için dilini dışarı çıkardı.Tom stuck out his tongue to try and catch snowflakes.
Çocukların hepsi dışarıya koştu.The children all ran outside.
Dışarıda kar var.There's snow outside.
Tom gece dışarı çıkmaktan korkuyor.Tom is afraid to go out at night.
Herkes dışarı!Everyone out!
Hiç kimse farklı hissetmek veya dışarıda bırakılmak istemiyor.No one wants to feel different or left out.
Keşke dışarı çıkarken bana söyleseydin.I wish you'd tell me when you're going out.
Kimseyi dışarıda bırakmayacağız.We're not going to exclude anyone.
Şimdi dışarı çıkıp onu yapmak zorundayız.We just have to go out and do it.
Belli ki yeterince dışarı çıkmıyorum.I evidently don't get out enough.
Biz dışarı çıktık ve hoş bir zaman geçirdik.We went out and had a nice time.
Dışarıda olacaklarını biliyoruz.We know they're going to be out.
Tom ceketini giyip dışarı çıktı.Tom put on his jacket and went out.
Yarın tekrar dışarı çıkıyoruz.We're going out again tomorrow.
Dışarıda kalmamız gerek.We need to stay out of the way.
Tom, Mary'yi sudan dışarı çekti.Tom pulled Mary out of the water.
Dışarıda olduklarından emin ol.Rest assured they're out there.
Nadiren evden dışarı adım attım.I rarely step out of the house.
Herkes dışarıda olmak istiyor.Everybody wants to be outside.
Tom işlerini yapmak için dışarı çıktı.Tom went out to do his chores.
İnsanlar dışarıda uyuyordu.People were sleeping outside.
Sanırım herkesi dışarı çıkardık.I think we got everybody out.