Tesisatçı boruyu boşaltmak için suyu dışarı pompaladı.The plumber pumped out the water in order to drain the pipe.
Dışarı çıktığımda onu göremedim. "Gitmiş olmalı" diye düşündüm.I couldn't see him when I went out. I thought "She must have gone".
Seni dışarı atmadan önce defol git buradan.Get out of here before I throw you out!
Hava soğuk olduğu için dışarı çıkma.Don't go out because it is cold.
Festival arefesinde insanlar nehrin yanında bir yürüyüş için dışarı çıkarlar.On the eve of the festival, people go out for a walk by the river.
Anne ve babanın dışarıda yemek yememiz için bize izin vermeleri iyiydiIt was good of your parents to let us eat outside.
Dışarı çıkmak ve içecek bir şey almak ister misin?Do you want to go out and get something to drink?
Bir şey içmek için dışarı çıkmak ister misin?Do you want to go out for a drink?
O, arkadaşlarıyla dışarı çıktı.She went out with her friends.
Ben genellikle dışarıda yemek yerim.I usually eat outside.
Tom ziyarete geldiğinde ikimiz de dışarıdaydık.We were both out when Tom came to visit.
Dışarı çıkın ve serin esintinin tadını çıkarın.Come out and enjoy the cool breeze.
Gel bizim dışarı çıkmamıza yardım et.Come help us out.
Pencereden dışarıda kuşların ötüştüğünü duyabiliyordum.I could hear birds chirping outside my window.
Dışarıda bekleyebilir miyiz?Could you wait outside?
Dışarıda bekleyebilir misiniz?Could you wait outside?
Ben eskisi gibi geceleri dışarı çıkmıyorum.I don't go out at night like I used to.
Biz yazın genellikle dışarıda sundurmada yemek yeriz.We usually eat outside on the porch in the summer.
Tom hemen hemen her gece dışarıda yer.Tom eats out almost every night.
Biz nadiren dışarıda yeriz.We rarely eat out.
İnsanlar dışarıda toplanıyorlar.People are gathering outside.
Tom ve Mary öğle yemeği için dışarı çıktılar.Tom and Mary have gone out for lunch.
Bu gece Tom'la dışarı çıkıyorum.I'm going out with Tom tonight.
Biz dışarıda çığlık duyduk.We heard screaming outside.
Tom kuşu kafesinden dışarı çıkmasına izin verdi.Tom let the bird out of its cage.
Tom dışarıda çalışmayı sever.Tom loves working outdoors.
Tom dışarı giderken kapıyı kapattı.Tom slammed the door on his way out.
Bir randevuda Tom Mary'yi dışarı çıkardı.Tom took Mary out on a date.
Dışarıda park edilmiş bazı polis arabaları var.There are some police cars parked outside.
Çocuklar dışarıda oynamak istiyorlar.The children want to play outside.
Tom dışarıda alışveriş yapıyor.Tom is out shopping.
O, kızının geceleyin dışarı çıkmasını istemedi.She didn't want her daughter to go out at night.
O dışarı çıkmak istedi.She wanted to go out.
Siz dışardayken bir Bay Jackson sizi görmeye geldi.A Mr. Jackson came to see you while you were out.
Dışarı gittim ve kapıda Tom'u gördüm.I went outside and saw Tom at the gate.
Tom ve Mary nadiren birlikte dışarı çıkar.Tom and Mary rarely go out together.
Onun arkadaşları onun herkesin önünde dışarı çıkmaktan hoşlanmadığını söyledi.His friends said he didn't like going out in public.
Dışarısı hala aydınlık.It's still bright outside.
Tom bir grup iş arkadaşıyla dışarı çıktı.Tom went out with a group of co-workers.
Anahtarını içeride unutup dışarıda kaldın.You locked yourself out.
Onlar yemek için dışarı çıktılar.They went out to eat.
Dışarıda yediler.They've gone out to eat.
Yemeği dışarıda yedin, değil mi?You went out to eat, didn't you?
Yemeği dışarıda yediniz, değil mi?You went out to eat, didn't you?
Tom ve Mary akşam yemeği için dışarı çıktılar.Tom and Mary went out for dinner.
Tom öğle yemeği için dışarıda.Tom is out for lunch.
Hava kötü ve maaş gününden önceki gün, bu yüzden bugün dışarı çıkmayacağım.The weather is bad and it's the day before payday, so I won't go out today.
Fincanda çatlaklar vardı bu nedenle içecek dışarı sızdı.There were cracks in the cup so the drink leaked out.
Uygun radyasyon koruması olmadan, insanlar derin uzayda dışarı çıkamaz.Without proper radiation protection, humans can't venture out in deep space.
Beni soğukta dışarıda bırakma, hadi.Don't leave me out in the cold, come on.
"Günaydın. Dışarıda kar yığılı." "Gerçekten mi!?""Good morning. The snow is piled up outside." "Really!?"
İnsanlar çığlık atarak yanan binadan koşarak dışarıya çıktı.People came running out of the burning building, screaming.
Bu tür havada dışarı çıkmak istemiyorum.I don't want to go out in this kind of weather.
Tom genellikle gece geç saatlerde dışarı kalmaz.Tom doesn't often stay out late at night.
Hava karardıktan sonra dışarı çıkmamalısın.You shouldn't go out after dark.
Tom arkadaşlarıyla dışarı çıktı.Tom went out with his friends.
Dün gece dışarı çıkmadık.We didn't go out last night.
Köpeğin dışarı çıkmasına izin verir misin?Could you let the dog out?
Tom iş arama için dışarıda.Tom is out job hunting.
Köpeğe dışarı izin vermeyin.Don't let the dog out.