Dan öğle yemeğini Linda ile dışarıda yedi.Dan had lunch outside with Linda.
Dışarıda bekleyen bir taksi var?There's a cab outside waiting.
Orada dışarı soğuk oluyor.It's getting cold out there.
Lütfen dışarı gelir misin?Could you come out here, please?
Biz dışarıdayken burada birinin olduğunu düşünüyor musun?Do you think anyone was here while we were out?
Dışarıda bekler misin?Would you mind waiting outside?
Dışarıda bekleyen bir sürü insan var.There are a lot of people waiting outside.
Dışarıda bekleyen bir taksi var.There's a cab waiting outside.
Dışarıda bekleyebilir misin?Can you wait outside?
Dışarıda beklemeyi tercih eder misin?Would you rather wait outside?
O eşyayı dışarı al.Take that stuff outside.
Seni bir saniye dışarıda görebilir miyim?Can I see you a second outside?
Dışarıda hava nasıl?What's the weather like outside?
Tom, Mary'den onu dışarıda karşılamasını isteyen bir not aldı.Tom got a note from Mary asking him to meet her outside.
Polis dışarıda ne yapıyor?What are the police doing outside?
Köpeği dışarıda kim kilitledi?Who locked the dog outside?
Neden tüm ışıklar dışarıda?Why are all the lights out?
Tom dışarı çıktı ve kapıyı açık bıraktı.Tom went out and left the door open.
Dışarıda ön tarafta park edilmiş bir BMW var.There's a BMW parked out front.
Dışarı çık ve biraz daha odun getir.Go out and get some more firewood.
Tom neredeyse her akşam dışarıda yemek yiyor.Tom eats out almost every evening.
Tom Mary'nin ne yaptığını görmek için dışarı gitti.Tom went outside to see what Mary was doing.
O zaman, sen dışarıda idin.At the time, you were outside.
Dan eşyalarını Linda'nın evinden dışarı taşıdı.Dan moved his things out of Linda's house.
Öğlen yemeğini normalden erken yedik ve on iki buçukta dışarı çıktık.We had lunch earlier than usual and went out at twelve thirty.
Tom dışarıda, ama Meryem burada.Tom is out, but Mary is here.
Tom kapıyı açıp, köpeği dışarı saldı.Tom opened the door and let the dog out.
Tom dışarıdaki insanların sesini duyabildi.Tom could hear the sound of people outside.
Tom ve Mary öğle yemeğini dışarıda yediler.Tom and Mary ate lunch outside.
Tom dışarının kesinlikle sıcak olduğunu düşündü.Tom thought that it must be hot outside.
Dışarısı ne kadar soğuk olursa olsun, odalar bir rahatlık sıcaklığına kadar ısıtılır.No matter how cold it is outside, the rooms are heated to a comfortable temperature.
Orada dışarı çıkacağım ve etrafa bakınacağım.I'll go out there and look around.
Dondurma için dışarı çıkalım.Let's go out for ice cream.
Tom hava karardıktan sonra tek başına dışarı çıkmaktan daha iyisini bilir.Tom knows better than to go out alone after dark.
Tom pencereden dışarı baktı ve Mary'nin köpeğiyle oynadığını gördü.Tom looked out the window and saw Mary playing with her dog.
Yağmura rağmen dışarıya çıktık.Despite the rain we went out.
O, yağmur yağmasına rağmen dışarı çıktı.He came out, even though it rained.
Bugün Tom'un dışarı çıkmasına izin vermeyin.Don't let Tom go outside today.
Dışarıya bakmak için ikisi de pencereye gitti.The two went to the window to look outside.
Tom pencereden dışarıya baktı ve Mary'yi gördü.Tom looked out the window and saw Mary.
Tom yataktan dışarıya fırladı ve pencereye doğru koştu.Tom jumped out of bed and ran to the window.
Tom sabah çok erken saatte Mary'nin dışarıda koştuğunu gördüğüne şaşırmıştı.Tom was surprised to see Mary out jogging so early in the morning.
Tom dışarıda beni bekliyor.Tom has been waiting for me outside.
Mary soğuk bir şekilde pencereden dışarıya baktı.Mary stared distantly out the window.
Kapa çeneni yoksa dışarıya atılacaksın.Shut up or you'll get thrown out.
Dışarıda biraz konuşabilir miyiz?Can we talk outside a little?
Elbette söz meclisten dışarı.Present company excluded, of course.
Dışarısı eksi altı derece ve ısıtma sistemi de sizlere ömür.It's minus six outside and the heating's on the blink.
Bu gece dışarı çıkmayın.Don't go out tonight.
Onu dışarıdan yapabilirsin.You can do it from outside.
Dışarıdan yapabilirsin.From outside you can.
Tom bir gürültü duydu ve onun ne olduğunu görmek için dışarı çıktı.Tom heard a noise and went outside to see what it was.
Her zaman dışarı çıkarım, bir şey unuturum. Her zaman!Every time I go out, I forget something. Always!
Onu pencereden dışarı ittiler.They pushed him out of the window.
Bu kapı sadece dışarıdan açılır.This door is opened only from outside.
Böyle hafifçe giyinerek dışarı çıkarsan nezle olursun.If you go out so lightly dressed, you'll catch a cold.
Diktatörler oylanamaz, onlar dışarı atılmalı.Dictators can't be voted out, they must be thrown out.
Ben dışarıda çok sık yemem.I don't eat out very often.
Akşam yemeğine ihtiyacım yok. Toplantıdan sonra içkiler için dışarı çıkıyorum.I don't need dinner. After the meeting I'm going out for drinks.
Şehirdeki evinden dışarıya hiç seyahat etmedi.He had never traveled outside his home city.