Sık sık dışarıda yer misin?Do you eat out often?
Güzel bir gün, değil mi? Neden bir yürüyüş için dışarı çıkmıyoruz?A nice day, isn't it? Why not go out for a walk?
En sonunda kafa karıştıran labirentten dışarı çıkabildim.I finally found my way out of the confusing maze.
Yarın hava güzel olursa dışarı çıkacağım.I will go out if it is fine tomorrow.
Şimdi dışarı çıkmasan iyi olur. Saat neredeyse 11.You had better not go out now. It's almost 11.
Yakında dışarı çıkmana izin verilecektir.You will be allowed to go out soon.
O zaten öğle yemeği için dışarı çıktı.He has gone out for lunch already.
O pazar günü nadiren dışarı çıkar.Rarely does he go out on Sunday.
Mayuko odadan dışarı çıktı.Mayuko came out of the room.
Mike neredeyse her gece dışarda yer.Mike eats out almost every night.
Paul dışarı çıkmadan önce eldivenlerini giydi.Paul put on gloves before going out.
Holmes kimseye haber vermeden odadan dışarı çıktı.Holmes went out of the room without being noticed by anyone.
Kötü bir fırtına nedeniyle dışarı çıkamadı.He could not go out because of a bad storm.
Yoğun kar dışarı çıkmamızı engelledi.The heavy snow kept us from going out.
Yoğun bir kar fırtınası dışarı çıkmamızı engelledi.A heavy snowstorm kept us from going out.
Şiddetli yağmurdan dolayı dışarı çıkamadı.He could not go out because of the heavy rain.
Bütün Parisliler dışardaydı.All the Parisians have gone outdoors.
Oynamak için dışarı çıkabilir miyim, baba?Can I go out to play, Dad?
Bir arı pencereden dışarı uçtu.A bee flew out of the window.
Delikten dışarıya bir fare fırladı.A mouse scurried out of the hole.
Haber dışarı sızdırılmış.The news leaked out.
Tom Cumartesi akşamı kız arkadaşını dışarı çıkardı.Tom took his girlfriend out on Saturday night.
Her halükârda, sadece yağmur durursa, sonra dışarı çıkabiliriz.Anyway, if it just stops raining, then we might be able to go out.
Çok soğuk olduğu için dışarı çıkmadım.I didn't go out because it was very cold.
O kadar soğuktu ki kimse dışarı çıkmak istemedi.It was so cold that no one wanted to go outside.
Öylesine soğuk bir gündü ki dışarı çıkmamaya karar verdik.It was such a cold day that we decided not to go out.
Dışarı çıkmayı tercih ederim.I would rather go out.
Bir yerde içki içmek için dışarı çıkmak ister misiniz?Would you like to go out to have a drink somewhere?
Sır dışarıya nasıl sızdırıldı?How did the secret get out?
Eğer sigara içeceksen, lütfen dışarı çıkın.If you are going to smoke, please go outside.
Tuvalet dışardaydı, bahçede.The toilet was outside, in the yard.
Dışarı çıktığında kapı otomatik olarak kilitlenecekThe door will lock automatically when you go out.
Çadırlarımız yerine dışarıda yemek yiyelim.Let's eat outside instead of in our tents.
TV izleme yerine dışarıda oynayın.Play outside instead of watching TV.
Ben bir süreliğine dışarı çıkıyorum.I'm going out for a while.
Kısa bir yürüyüş yapmak için dışarı çıkmaya ne dersin?What do you say to going out for a short walk?
Kısa bir yürüyüş için dışarı çıkabilir miyim?May I go out for a short walk?
O, dışarıya çıkarken büyük bir deprem vardı.Just as he was going out, there was a great earthquake.
Tam dışarı çıktığımda, yağmur yağmaya başladı.Just as I went to go out, it began to rain.
Tam dışarı çıkmak istediğimde yağmur yağacaktı.It would rain just when I wanted to go out.
Tam dışarı çıkıyorken, o içeri geldi.He came in just as I was going out.
Değişiklik olsun diye dışarıda yemeğe ne dersin?How about dining out for a change?
Değişlik olsun diye dışarıda yiyelim.Let's dine out for a change.
Kim telefon ederse etsin, ona dışarıda olduğumu söyle.Whoever telephones, tell him I'm out.
Dışarının ne kadar doğuk olduğu önemli değil, odalar yeterince sıcak.No matter how cold it is outside, the rooms are comfortably heated.
Taksi dışarıda bekliyor.The taxi is waiting outside.
Biz genellikle içme partileri için dışarı çıkarız.We usually go out for drinking parties.
Yok, onların hepsi dışarıdalar.None, they are all outside.
Avukat, sekreteriyle birlikte dışarı çıktı.The lawyer went out with the secretary.
Duvar köpekleri dışarıda tutacak kadar yüksek değildi.The wall wasn't high enough to keep dogs out.
Suçlu hâlâ dışarıda.The criminal is still at large.
Adam ve karısı dışarı fırladı.Out rushed the man and his wife.
İşimi bitirdim. Dışarı çıkalım.I'm through with my work. Let's go out.
Kapı dışarıdan kilitliydi.The door was locked from the outside.
Köpek dışarı gitmek istiyor.The dog wants to go outside.
İki uzun boylu önce dışarı gitti.The taller of the two went out first.
Haber nasıl dışarı sızdı?How did the news get out?
Üzgünüm fakat canım bugün dışarı çıkmak istemiyor.I'm sorry, but I don't feel like going out today.
Kısa sürede geri gelmen şartıyla dışarı çıkabilirsin.You may go out as long as you come back soon.
Kısa sürede geri dönmek şartıyla dışarı çıkabilirsin.You may go out only if you come back soon.