Ana içeriğe geç
Sözlük

dışar ile cümle

dışar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O, dışarı çıkmak için şapkasını giydi.She put on her hat to go out.
Evde kalmayı dışarı gitmeye tercih eder.She prefers staying home to going out.
Dışarı çıkmadan önce paltosunu giydi.She put on her overcoat before going out.
Kızının dışarı çıkmasına engel olamadı.She could not keep her daughter from going out.
Gece tek başına dışarı çıkmamalı.She shouldn't go out by herself at night.
Babam bana gece dışarı çıkmayı yasaklıyor.My father forbids me to go out at night.
Annem bu manto ile dışarı çıkmayı seviyor.Mother likes to go out in this coat.
Ben dışarıdayken odama çeki düzen verin lütfen.Please put my room in order while I am out.
Bir tekne aniden sisten dışarı çıktı.A boat suddenly appeared out of the mist.
Dışarıda durun.Keep out.
Ben dışarıdayken biri geldi mi?Was anybody here while I was out?
Sen dışardayken Bay Brown seni görmeye geldi.Mr Brown came to see you were out.
Sen dışardayken köpeğe bakacağım.I'll take care of the dog while you are out.
Rumiko, bu hafta sonu, benimle dışarı çıkmak ister misiniz?Would you like to go out with me this weekend, Rumiko?
Hangi öğrenci dışarı çıktı?Which student went out?
Biz piknik için dışarıda iken, bizim evin kilidi bir hırsız tarafından açıldı.While we were out for a picnic, our house's lock was picked by a thief.
Şimdi meşgulüm ve dışarıya çıkamam.I am busy now and can't go out.
Akşam yemeğini dışarda yiyoruz.We are eating dinner outdoors.
Annem döndüğünde dışarı çıkacağım.I will go out when Mother comes back.
Dışarı çıkmamalısın.You shouldn't go out.
Canım gerçekten dışarı çıkmak istemiyordu.I didn't really feel like going out.
Hayır, ben dışarı gitmedim.No, I didn't go out.
Dışarıda kalmak dışarı çıkmaktan daha kolaydır.It is easier to stay out than to get out.
Ben, dışarı gitmeden önce dinleneceğim.I'm going to rest before I go out.
Bu öğleden sonra dışarıya çıkacağım.I'm going to go out this afternoon.
Yağmur yağmazsa, dışarı gidelim.If it doesn't rain, let's go out.
Çabuk buradan dışarı çık!Get out of here quickly!
O onunla dışarıya çıkacak kadar aptaldı.She was stupid enough to go out with him.
Masanın altından dışarı çık!Come out from under the table!
Çalışmaktan usandım. Dışarı içmeye gidelim.I'm tired of studying. Let's go out for a drink.
Tom yiyecek bir şey aramak için dışarı çıktı.Tom went out to look for something to eat.
Tom yaşlandı ve eskiden çıktığı kadar sık dışarı çıkmıyor.Tom has gotten older and he doesn't go out as often as he used to.
Tom'un dışarıya gelmeye ve neye inandığını söylemeye cesareti yoktu.Tom didn't have the courage to come right out and say what he believed.
Tom geçen hafta sonu dışarı çıkmadı.Tom didn't go out last weekend.
Tom Mary'yi bardan dışarı attı.Tom threw Mary out of the bar.
Tom Mary ile dışarı çıkma fikrini değiştirdi ve evde kaldı.Tom changed his mind about going out with Mary and stayed home.
Dışarısı karanlık.It's dark outside.
Dışarısı zifiri karanlık.It's pitch black outside.
Tom Mary'ye onunla dışarı çıkmasını rica etmek istedi, ama cesareti yoktu.Tom wanted to ask Mary to go out with him, but he didn't have the courage to.
Tom dışarı çıkacak kadar güçlü hissetmiyor.Tom doesn't feel up to going out today.
Tom öğle yemeği için dışarı çıktı.Tom went out for lunch.
Tom çöpü dışarı çıkardı.Tom took out the garbage.
Tom bir şey içmek için Mary'yi dışarı çıkardı.Tom took Mary out for a drink.
Tom çöpü dışarı attı.Tom threw out the garbage.
Şiddetli yağmur nedeniyle dışarı çıkamam.I couldn't go out, due to the heavy rain.
Dışarı çık! Seninle konuşmak istemiyorum!Get out! I don't want to talk to you!
Yürüyüş için köpeğimi dışarı çıkaracağım.I'll take my dog out for a walk.
O, telefon çaldığında dışarı çıkmak üzereydi.He was about to go out when the telephone rang.
Hava çok soğuktu, ama biz dışarı çıktık.It was very cold, but we went out.
Çok soğuk olmasına rağmen, dışarı çıktık.Even though it was very cold, we went out.
Hava çok soğuktu, ama dışarı çıktım.It was very cold, but I went out.
Çok soğuk olmasına rağmen, dışarı çıktım.Even though it was very cold, I went out.
Pencereden dışarı sarkma.Do not lean out of the window.
Camdan dışarı sarkma.Do not lean out of the window.
Pencereden dışarı sarkmak tehlikelidir.It's dangerous to lean out of the window.
Tom bardan dışarı atıldı.Tom was thrown out of the bar.
Bu gece dışarı çıkmalıyız.We ought to go out tonight.
Dürüst olmak gerekirse, dışarı gitmek yerine aslında evde kalmak istedim.Frankly speaking, I actually wanted to stay at home, instead of going out.
Dışarı gitmesine izin verme.Don't let him go out.
Çocuklar dışarıda oynuyorlar.The children are playing outside.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod