Ana içeriğe geç
Sözlük

dışar ile cümle

dışar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tom'u tokatladıktan sonra, Mary odadan dışarıya doğru koştu.After slapping Tom, Mary ran out of the room.
Ne yazık ki, Tom kediyi torbadan dışarı çıkarttı.Unfortunately, Tom let the cat out of the bag.
Tom Mary'ye bütün gece boyunca dışarda kaldığı için fırça attı.Tom chewed Mary out for staying out all night long.
Akşamları çocuklarıyla asla dışarı çıkmazlar.They never go out in the evenings with their children.
Dün akşam seni aramaya çalıştım. Dışarıda mıydın?I tried to call you yesterday evening. Were you out?
Anne babam dışarı çıktı.My parents have gone out.
Bütün gece dışarıda kalmayacağına söz ver.Promise me you won't stay out all night.
Dışarısı karanlık.It's dark outside.
Dışarısı zifiri karanlık.It's pitch black outside.
Kalan işi çabucak bitirelim ve birkaç içki için dışarı gidelim.Let's quickly finish the remaining work and go out for some drinks.
Kalan işi çabucak bitirelim ve dışarı biraz içmeye gidelim.Let's quickly finish the remaining work and go out for some drinks.
Bu işi bitirelim ve dışarı içmeye gidelim.Let's wrap up this work now and go out drinking.
Onu diskodan hiçbir açıklama olmadan dışarı attılar.They kicked him out of the disco without any explanation.
O ona gece tek başına dışarı çıkmamasını tavsiye etti.She advised him not to go out by himself at night.
Tom temiz hava almak için dışarı çıktı.Tom went out for a breath of fresh air.
Bu kötü havadan dolayı canım dışarı çıkmak istemiyor.For this bad weather I don't feel like going out.
Tom'un köpeği dışarı gitmek istedi.Tom's dog wanted to go outside.
Tom'un köpeğinin dışarı çıkması gerekiyordu.Tom's dog needed to go outside.
Her zaman öğleden sonra yaptığı gibi Tom bir yürüyüş için dışarı gitti.Tom went out for a walk as he always does in the afternoon.
Tom Mary'ye onunla dışarı çıkmasını rica etmek istedi, ama cesareti yoktu.Tom wanted to ask Mary to go out with him, but he didn't have the courage to.
Tom Mary'nin dışarı gitmesini ve oynamasını istedi.Tom wanted Mary to go outside and play.
Tom Mary'ye dışarıda oynanmayacak kadar sıcak olduğunu söyledi.Tom told Mary that it was too hot to play outside.
Tom Mary'ye paltosuz dışarı gidilmeyecek kadar çok soğuk olduğunu söyledi.Tom told Mary that it was too cold to go outside without a coat.
Tom Mary'yi kahve için dışarı çıkmaya ikna etti.Tom talked Mary into going out for coffee.
Tom yemek yemek için dışarı çıkmamızı önerdi.Tom suggested that we go out to eat.
Tom bir dakikalığına dışarı çıktı.Tom stepped out for a minute.
Tom arka kapıdan dışarı süzüldü.Tom slipped out the back door.
Tom sıcak banyoda oturuyorken karda pencereden dışarı baktı.Tom looked out the window at the snow while he was sitting in the hot bath.
Tom kendisini odasına kilitledi ve dışarı çıkmadı.Tom locked himself in his room and won't come out.
Tom dışarıda.Tom is out.
Tom onun motorbotuyla dışarı gitmem için beni davet etti.Tom invited me to go out on his motorboat.
Tom Mary'ye çöpü dışarı aldırdı.Tom got Mary to take out the garbage.
Tom dışarı çıkacak kadar güçlü hissetmiyor.Tom doesn't feel up to going out today.
Tom'un dışarı gidecek hali yoktu.Tom didn't feel up to going out.
Tom dün evden dışarıya adım bile atmadı.Tom didn't even step out of the house yesterday.
İşten sonra bir içki için dışarı çıkmak ister misin?Would you like go out for a drink after work?
Dışarı çıkıyorum.I'm on my way out.
Eğer biri beni görmeye gelirse ona dışarı gittiğimi söyle.If anyone comes to see me, tell him that I went out.
Birisi beni görmeye gelirse, dışarı çıktığımı söyle.If anyone comes to see me, say that I went out.
Bir içki için dışarı çıkmayı öneriyorum.I suggest we go out for a drink.
Şimdi biraz yemek yemeyi ve daha sonra dışarı çıkmayı öneriyorum.I suggest we eat just a little now, and then go out later.
Tom öğle yemeği için dışarı çıktı.Tom went out for lunch.
Tom, bütün gün dışardaydı.Tom was out all day.
Tom çöpü dışarı çıkardı.Tom took out the garbage.
Tom bir şey içmek için Mary'yi dışarı çıkardı.Tom took Mary out for a drink.
Tom çöpü dışarı attı.Tom threw out the garbage.
Benimle dışarı gel ve takım yıldızlarına bak.Come outside with me and look at the constellations.
Tom pencereden dışarı baktı.Tom looked out the window.
Tom Mary'yi öğle yemeği yemek için dışarı davet etti.Tom invited Mary out to lunch.
Dışarı çıkmak istemiyorum.I don't want to go outside.
Dışarı çık, dışarı çık, neredeysen!Come out, come out, wherever you are!
O yatak dışarıda havalandırılmalı.That mattress needs to be aired out.
Tom bütün kargaşanın ne olduğunu anlamak için dışarı çıktı.Tom went outside to discover what all the commotion was about.
Dışarı iş için çağrıldım.I got called out to work.
Otobüs şoförü öğrencileri başlarını pencereden dışarı çıkarmamaları için uyardı.The bus driver warned the pupils not to stick their heads out the window.
Yemek için son kez dışarı çıktığımızda, akşam yemeğini o ödedi.The last time we went out to eat, she paid for the dinner.
Sen dışardayken Bay Brown diye biri geldi.A Mr. Brown came to see you when you were out.
Siz dışardayken Bay Smith diye biri geldi.A Mr. Smith came while you were out.
Şiddetli yağmur nedeniyle dışarı çıkamam.I couldn't go out, due to the heavy rain.
Sen dışardayken Bay Jones diye biri geldi.A Mr. Jones came while you were out.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod