Ana içeriğe geç
Sözlük

dışar ile cümle

dışar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O dışarı gitti.He has gone out.
O her dışarı gidişinde kitapçıya uğrar.Every time he goes out, he drops in at the bookstore.
O, dışarı gittiğinde, onun evine göz kulak olmamı rica eder.When he goes out, he asks me to keep an eye on his house.
Bazen dışarıda ailesi ile birlikte yemek yedi.He sometimes ate out with his family.
Evde aslan, dışarıda fare.He is a lion at home and a mouse outside.
Karanlıktan sonra o asla dışarı çıkmaz.He never goes out after dark.
Öğle yemeğini bitirdikten sonra dışarı çıktılar.They went out after they finished lunch.
Onlar çöpü dışarıya taşımak için kimin sırası olduğu hakkında tartıştılar.They disputed about whose turn it was to take the trash out.
O, zaten dışarı çıkmak istedi.She wanted to go out anyway.
Yine de dışarı çıkmak istedi.She wanted to go out anyway.
Niçin aceleyle dışarı çıktı?Why did she go out in a hurry?
O, dışarıya belli etmedi.She managed to keep up appearances.
O, ben dışardayken aramış olabilir.She may have called me up while I was out.
Bebekler geldikten sonra, sık sık dışarıya çıkmadı.She did not go out often after the babies came.
Sır dışarı sızdı.The secret leaked out.
Babam bana gece dışarı çıkmayı yasaklıyor.My father forbids me to go out at night.
Babam nadiren, kırk yılda bir, Pazar günleri dışarı çıkar.My father rarely, if ever, goes out on Sundays.
Her hafta sonu birlikte dışarı çıkarız.We go out together every weekend.
O, postacı gelir gelmez, postasını almak için dışarı fırlar.The second the mailman comes, he rushes out to pick up his mail.
Lütfen hareket ederken pencereden dışarı eğilmeyin.Please don't lean out of the window when we're moving.
Hangi öğrenci dışarı çıktı?Which student went out?
Fırtınadan dolayı dışarı çıkamadık.We couldn't go out because of the storm.
Biz piknik için dışarıda iken, bizim evin kilidi bir hırsız tarafından açıldı.While we were out for a picnic, our house's lock was picked by a thief.
Dün gece dışarı çıktın mı? Çünkü bugün oldukça kötü görünüyorsun.Did you go out last night? Because you look pretty bad today ...
Pencereden dışarı bir şeyler atmak yasaktır.It is forbidden to throw things out of the window.
Aile dışarıda kahvaltı ediyor.The family is eating breakfast outdoors.
Adam ve kadın dışarıda yemek yiyor.The man and the woman are eating outdoors.
Annem döndüğünde dışarı çıkacağım.I will go out when Mother comes back.
Sessiz olun. Sessiz olmazsanız, dışarı atılırsınız.Be quiet. If you aren't quiet, you'll be thrown out.
Kapa çeneni. Eğer kapamazsan, dışarı atılırsın.Shut up. If you don't, you'll be thrown out.
Hiç kimse bu tür havada dışarı gitmez.Nobody goes outside in this kind of weather.
Lütfen dilini dışarı uzat.Please stick out your tongue.
Trajik haberleri duyduktan sonra, o yalnız kalmak için dışarı çıktı.After hearing the tragic news, he went outside to be alone.
Dışarı çıkmak üzereyim.I'm about to go out.
Haydi bu gece dışarıda yemek yiyelim!Let's eat out tonight!
O dışarıda olmalı.He must be out.
Arkadaşımla dışarı çıktım.I went out with my friend.
Ben arkadaşlarımla dışarı çıktım.I went out with my friends.
Arkadaşlarımla dışarı çıktım.It was with my friends that I went out.
O, onu kapıdan dışarı itti.She pushed him out the door.
O, onu pencereden dışarı itti.She pushed him out the window.
O onu dışarı kışkışladı.She shooed him outdoors.
Masanın altından dışarı çık!Come out from under the table!
Çalışmaktan usandım. Dışarı içmeye gidelim.I'm tired of studying. Let's go out for a drink.
Her ikisi de dışarıya bakmak için pencereye gitti.Both of them went to the window to look outside.
Tom kedisinin dışarı çıkmasına izin verdi.Tom let the cat out.
Tom dışarda çok yer.Tom eats out a lot.
Tom'un canı gerçekten dışarı çıkmak istemiyordu.Tom didn't really feel like going out.
Tom Mary'nin dışarı çıkmasına ve yağmurda oynamasına izin vermeyi reddetti.Tom refused to let Mary go out and play in the rain.
Tom Mary ile dışarı çıkma fikrini değiştirdi ve evde kaldı.Tom changed his mind about going out with Mary and stayed home.
Tom Mary'ye bütün gece boyunca dışarda kaldığı için fırça attı.Tom chewed Mary out for staying out all night long.
Bütün gece dışarıda kalmayacağına söz ver.Promise me you won't stay out all night.
Bu kötü havadan dolayı canım dışarı çıkmak istemiyor.For this bad weather I don't feel like going out.
Tom Mary'yi kahve için dışarı çıkmaya ikna etti.Tom talked Mary into going out for coffee.
Tom yemek yemek için dışarı çıkmamızı önerdi.Tom suggested that we go out to eat.
Tom bir dakikalığına dışarı çıktı.Tom stepped out for a minute.
Tom dışarı çıkacak kadar güçlü hissetmiyor.Tom doesn't feel up to going out today.
Eğer biri beni görmeye gelirse ona dışarı gittiğimi söyle.If anyone comes to see me, tell him that I went out.
Birisi beni görmeye gelirse, dışarı çıktığımı söyle.If anyone comes to see me, say that I went out.
Tom çöpü dışarı çıkardı.Tom took out the garbage.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod