Ana içeriğe geç
Sözlük

dışar ile cümle

dışar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tom kapıyı açtı ve köpek dışarı koştu.Tom opened the door and the dog ran out.
Su tesisatçısı suyu borudan dışarı pompaladı.The plumber pumped the water out of the pipe.
Ben, dışarı gitmeden önce dinleneceğim.I'm going to rest before I go out.
Trajik haberleri duyduktan sonra, o yalnız kalmak için dışarı çıktı.After hearing the tragic news, he went outside to be alone.
Çocuklar hava kararıncaya kadar dışarıda oynadılar.The children played outside until dark.
Mary, arkadaşlarıyla dışarı çıkmasına izin vermeleri için annesini ve babasını zorladı.Mary urged her parents to let her go out with her friends.
Lütfen çöpünü dışarıdaki çöp kutularına koy.Please put your waste in the bins outside.
Ben evde kalmak ya da dışarı çıkmak konusunda emin değilim.I'm not sure whether to stay home or go out.
Tom arkadaşlarla dışarı gitmektense ders çalışmanın daha akıllıca olacağını karar verdi.Tom decided it would be wiser to study than to go out with friends.
Çoğu genç yetişkin geceleyin dışarı çıkmaktan hoşlanır.Most young adults enjoy going out at night.
O, sokağa çıkma yasağından sonra dışarıda olduğu için göz altına alındı.He was given a detention for being out after curfew.
Bu sabah dışarı çıkarken hava nasıldı?What was the weather like when you went out this morning?
Sahip olduğunuz ateşten dolayı, evden dışarı çıkamazsın.With the fever that you have you cannot go out of the house.
Benimle dışarı gelmek ister misin?Would you like to come out with me?
Senin ateşin var ve dışarı çıkmaman gerekir.You have a fever and should not go out.
Dışarı çıkmak üzereyim.I'm about to go out.
Bu öğleden sonra dışarıya çıkacağım.I'm going to go out this afternoon.
Ben akşamleyin arkadaşlarla sık sık dışarı çıkarım.I often go out with friends in the evening.
Biz sık sık dışarda yemeyiz.We don't often eat out.
Televizyon seyretmek yerine, dışarıya çıkıp biraz temiz hava al.Go out and breathe some fresh air instead of watching TV.
Televizyon izlemek yerine dışarı çık ve biraz temiz hava al.Go out and breathe some fresh air instead of watching TV.
TV izlemek yerine dışarı çık ve biraz temiz hava al .Go out and get some fresh air instead of watching TV.
Haydi bu gece dışarıda yemek yiyelim!Let's eat out tonight!
O dışarıda olmalı.He must be out.
Facebook'ta kalmaktansa dışarı gitmeyi tercih ederim.I prefer going outside to spending time on Facebook.
Bugün öğlen yemeği için dışarı çıkacak mıyız?Are we going out for lunch today?
Arkadaşımla dışarı çıktım.I went out with my friend.
Ona güvenme. O başka herkes gibi kendisi için dışarı bakıyor.Don't trust him. Like everyone else, he's looking out for himself.
Param olsa, sık sık dışarı çıkar ve eğlenirim.If I had the money, I would often go out and have fun.
Baba, dışarıya çıkıp oyun oynayabilir miyim?Daddy, may I go out and play?
Yağmur yağmazsa, dışarı gidelim.If it doesn't rain, let's go out.
O, elleri havada olarak ahırdan dışarı çıktı.He came out of the barn with his hands in the air.
Vagonlar yiyecek arayışı için her gün dışarı çıkıyorlardı.Wagons would go out each day in search of food.
Evet dışarıdaydım ve bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor.Yes, I was outside and it's raining cats and dogs.
Yarın öğle yemeğinden sonra arkadaşlarla birlikte dışarı çıkacağız.Tomorrow I’ll go out with friends after having lunch.
Ben arkadaşlarımla dışarı çıktım.I went out with my friends.
Arkadaşlarımla dışarı çıktım.It was with my friends that I went out.
Kurutmak için giysilerini dışarıya as!Hang your clothes out to dry!
Gerçekten dışarı çıkma havamda değildim.I wasn't really in the mood to go out.
Pencereden dışarı bir şey atma!Do not throw anything out of the window.
Sahile gidelim, dışarıda harika bir gün var.Let's go to the beach; it's a great day out.
Eğer sormamın bir sakıncası yoksa, neden dün dışarıya çıkmadın?If you don't mind my asking, why did you go out yesterday?
Çabuk buradan dışarı çık!Get out of here quickly!
Dışarıda bir otomobil var.There is an automobile outside.
O, onu kapıdan dışarı itti.She pushed him out the door.
O, onu pencereden dışarı itti.She pushed him out the window.
O onu dışarı kışkışladı.She shooed him outdoors.
O onu dışarı attı.She threw him out.
O, gece vakti yalnız dışarıya çıkmaması için onu uyardı.She warned him not to go out at night alone.
O onunla dışarıya çıkacak kadar aptaldı.She was stupid enough to go out with him.
Sadece kitap okumayın. ara sıra dışarı gidin ve biraz egzersiz yapın.Don't just read books. Go outside once in a while and get some exercise.
Çocuklar dışarı çıkmalı ve oynamalı.The children should go outside and play.
Dışarısı o kadar sıcak ki bütün günü klimalı evimde geçirmek istiyorum.It's so hot outside that I want to spend all day in my air conditioned house.
Birçok insan çocukların dışarıda oynayacak yeterli zamanı harcamadıklarını düşünüyorlar.Many people think that children don't spend enough time playing outside.
O orada oturarak ve pencereden dışarı bakarak oldukça çok zaman harcamaktadır.She spends a pretty good chunk of time just sitting there and looking out the window.
Dışarıda daha fazla zaman ve içeride daha az zaman harcamalısın.You should spend more time outside and less time inside.
Masanın altından dışarı çık!Come out from under the table!
Dışarıda hava çoktan karardı.It's already dark outside.
Dışarıda hava karardı bile.It's already dark outside.
O giyindi ve dışarı çıktı.She got dressed and went outside.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod