Ben seninle dışarıda buluşacağım.I'll meet you outside.
Her gece dışarıda yemekten usandım.I'm sick of eating out every night.
Buradan dışarı çıkmanın zamanı.It's time to get out of here.
Dışarısı soğuk.It's cold out.
Orada dışarısı soğuk.It's cold out there.
Dışarıda birisi var.Someone's outside.
Hadi dışarı çıkalımCome on. Let's get out of here.
Dışarı gel hadi. Bütün gece yatağının altında saklanarak kalamazsın.Come on out. You can't stay hiding under your bed all night.
Tom silah sesleri duydu ve ne olduğunu görmek için pencereden dışarı baktı.Tom heard gunshots and looked out the window to see what was happening.
Artık tanıdığım hiç kimse dışarıda yemek yemeyi göze alamıyor.No one I know can afford to eat out anymore.
Tom'un Mary'yi akşam yemeği için dışarı çıkaracağını düşündüm.I thought Tom would take Mary out for dinner.
Dışarıya gidemezsin.You can't go out there.
Böyle bir günde ceket giymeden dışarı çıkamayız.We can't go outside on a day like this without wearing coats.
Birlikte yemek yemek için dışarıya çıkmanın seni neşelendireceğini düşünüyordum.I thought going out to eat together would cheer you up.
Dışarıda bir şey duyduğumu düşündüm.I thought I heard something outside.
Bu bilgiyi dışarı sızdırma.Don't let this information leak out.
Tom Mary ile balık tutmak için dışarı çıktı.Tom is out fishing with Mary.
Dışarı çıkalım ve yıldızlara bakalım.Let's go outside and look at the stars.
Tom'u oradan dışarı çıkartalım.Let's get Tom out of there.
Buradan dışarı çıkalım, Tom.Let's get out of here, Tom.
Üşüttüğün için dışarı çıkmamalısın.Since you have a cold, you must not go out.
Soğuk bir günde kimse dışarıda çalışmak istemez.Nobody wants to work outdoors on a cold day.
Hiç kimse soğuk bir günde dışarıda çalışmak istemez.Nobody wants to work outdoors on a cold day.
Soğuk havada dışarıya nefes verdiğinde nefesini görebilirsin.When you breathe out in cold weather, you can see your breath.
Evde kalmak dışarı çıkmaktan daha iyidir.It is better to stay in than go out.
Dışarı gitmektense evde kalmayı tercih ederim.I would rather stay home than go out.
Dışarı çıkmadın mı?Didn't you go out?
Yurt dışı şubeleri seçkin ürünleri dışarı çıkarıyor.Overseas subsidiaries are putting out top-of the-line products.
Onu dışarı götürerek ona moral vermeye çalıştık.We tried to cheer him up by taking him out.
Boş olduğu için, dışarı yürüyüşe çıktı.Being free, she went out for a walk.
Bir baca dumanı bir şömineden dışarıya taşır.A chimney carries smoke from a fireplace to the outside.
Duman bacadan dışarı boşaldı.The smoke poured out of the chimney.
O pazar günü nadiren dışarı çıkar.Rarely does he go out on Sunday.
Oynamak için dışarı çıkabilir miyim, baba?Can I go out to play, Dad?
Bir arı pencereden dışarı uçtu.A bee flew out of the window.
Bir yerde içki içmek için dışarı çıkmak ister misiniz?Would you like to go out to have a drink somewhere?
Değişiklik olsun diye dışarıda yemeğe ne dersin?How about dining out for a change?
Değişlik olsun diye dışarıda yiyelim.Let's dine out for a change.
İki uzun boylu önce dışarı gitti.The taller of the two went out first.
Jim dışarı gitti, ama Mary evde kaldıJim went out, but Mary stayed home.
Çöpü dışarı koyun.Put the garbage outside.
Bir ceket olmadan karda dışarı çıkacak kadar delisin.You are mad to go out in the snow without a coat.
Kayak giysileri soğuk havayı dışarıda tutar.This ski wear keeps out the cold wind.
Babam geceleri dışarıya yalnız çıkmama izin vermez.My father doesn't let me go out alone at night.
Şu ikisi dışarı gidiyorlar mı?Are those two going out?
Seni görmek isteyen bir adam sen dışarıdayken geldi.A man who wanted to see you came while you were out.
Saat 11'e kadar geri döneceğine söz verdiğin sürece, dışarı çıkabilirsin.You can go out, as long as you promise to be back by 11 o'clock.
Bugün dışarı çıkmayı tercih etmiyorum.I would rather not go out today.
O gün boyu dışarıdadır.He's out for the day.
Yürüyüş için dışarı çıkmayı canın istiyor mu?Do you feel like going out for a walk?
Yürüyüş için canım dışarı çıkmak istedi.I felt like going out for a walk.
Yürüyüş için dışarı çıkabilir miyim?May I go out for a walk?
Yürüyüş için dışarı çıkmaya ne dersin?How about going out for a walk?
Telefon çaldığında, dışarı çıkmak üzereydim.I was about to go out, when the telephone rang.
Biraz temiz hava için dışarı çıktık.We went out for some fresh air.
Ben her zaman dışarıda yerim.I always eat out.
Sivrisinekleri dışarıda tutmak için pencereyi kapadım.I shut the window to keep the mosquitoes out.
Bu öğleden sonra dışarı çıkıyorum.I am going out this afternoon.
Bu sabah dışarı erken çıktım.I went outside early in the morning.
Ben onu dışarı yönlendirdim.I conducted him out.