dışarıdan ile cümle

dışarıdan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Tüp hastada acıya neden olmaz ve hastaların yine de dışarıdan beslenmelerine engel olmaz.Zbigniew Gaciong Dlaczego pacjenci nie biorą leków?
O yıldan önce yalnız 6 kişi dışarıdan okuyabildi.Sedan dess har bara sex individer undersökts.
Buna ek olarak bu iş dışarıdan kontroller dahilinde devam etmektedir.Utöver detta sätts verksamheten under omfattande utomstående kontroll.
Dışarıdan sesler duyar.Buller hörs utanför.
Dışarıdan köye kimse gelemez ve karışamaz.Ingen kan nu komma in i staden och ingen kan komma ut ur den.
CHP de hükümeti dışarıdan destekledi.JVP fortsätter dock att ge externt stöd till regeringen.
İçeriden ve dışarıdan bağdadi üzerine samanlı sıva yapılmıştır.Märkligt nog har den varit putsad både på in och utsidan.
Dışarıdan isyan fikirli halkın sesleri gelmektedir.I fjärran hörs folkets klagan.
Selevkos'un ölümünden sonra , imparatorluk içerden ve dışarıdan birçok saldırıya maruz kaldı.Chola utsattes för angrepp inifrån och utifrån.
Örneğin sadece dışarıdan incelenmiş olsun.För andra betydelser, se Ytterön.
Bu odalarda, köye dışarıdan gelen herkes ağırlanır ve istediği kadar konuk edilir.De familjer som finns med här är alla någorlunda välbelagda och vedertagna.
Ülkenin %70'i dağlık olup engebelidir ve dışarıdan genellikle erişilemez.Runt 3 % av landet är odlat och man är därför inte självförsörjande.
Buzullar, içeriden ve dışarıdan olmak üzere iki şekilde hareket eder.Він же зробив кілька фотографій всередині і зовні.
Çocuklar büyüyünce dışarıdan kadınlar aldılar.Коли ж гойдалися хлопці, хльоскали їх дівчата.
Örneğin sadece dışarıdan incelenmiş olsun.Огляд можливий тільки з зовнішньої сторони.
Bazı sanayi malları ve yakıt dışarıdan ithal edilir.Більшість промислових товарів і нафтопродукти імпортуються.
Ya da dışarıdan aktif edilir.Запліднення зовнішнє або внутрішнє.
Sonradan şöyle der: "Biz ailemizden, dışarıdan bilinmeden insanlara bakmaya izin istedik.За його словами «такою назвою ми хотіли відсунути людей, що не бажають нас слухати, подалі».
Rolando kızgıyla odadan çıkar ama odanın kapısını dışarıdan kilitler.У цей вечір Рональд повернувся додому в свою кімнату, замкнув двері зсередини.
Bu kuşatma üzerine dışarıdan yardım alamayan şehir, teslim olmak zorunda kaldı.Якби не допомога ззовні, городянам довелося б цього разу здатися.
Bu bakımdan bilgi sistemleri de dışarıdan ve içeriden girdi olarak bilgi ve veri sağlar.Інформацію можна збирати із зовнішніх і внутрішніх джерел.
Çocuklar büyüyünce dışarıdan kadınlar aldılar.Když synové vyrostli, vzali si manželky odjinud.
Dışarıdan yardım alamıyordu.Odtud pomoc čekat nemohli.
Dışarıdan gelenlere hiç yabancılık hissettirmezler.Nejsou příletem cizinců nijak překvapeni.
Liseyi dışarıdan okudu ve 2005'te dereceyle mezun oldu.Střední školu dokončila na dálku a absolvovala v roce 2005.
Tamamen dışarıdan gelire dayanmaktadır.Proto je srdce zásobováno zvenku.
Buzullar, içeriden ve dışarıdan olmak üzere iki şekilde hareket eder.Skotové tak měli být napadeni zevnitř i zvenku.
İsveç, her yıl ortalama 6 x enerjisini dışarıdan almaktadır.V průměru zmizelo každý rok 8,6 tun zeminy z hektaru.
Şehre ulaşımı kolaylaştırmak için I-495 ve I-395 yolları şehrin büyük bir kısmını dışarıdan dolaşırlar.Do obce vede silnice III/3955 ze silnice II/395 ve směru od Stanoviště.
O zaman da dışarıdan nasıl göründüğünüzü anlıyorsunuz.Dovedeš si asi představit, jak to tu vypadá.
Ayrıca dışarıdan ekstra güç ünitesine bağlanabilme özelliği vardı.Poté se rozhodl o rozšíření odbojového spojení mimo Bystřicko.
Aya Sofya'yı dışarıdan gördü.Ráno Eragon uviděl, jak se dráček dívá z okna ven.
Dışarıdan aldığı yardımın büyük kısmı da Hindistan'dan gelmektedir.Většina jeho nálezů pochází z východní Afriky.
O yıldan önce yalnız 6 kişi dışarıdan okuyabildi.Do roku 1963 mohli na této vysoké škole studovat pouze muži.
Dışarıdan Pinkerton'un çağırısı işitilir: "Butterfly!".Pinkerton se întoarce, strigând-o: "Butterfly !
Kesici dişlerin büyük kısmı dışarıdan görünür, kalan kısmı kafatasındaki oyuklara bağlıdır.O mare parte a colțului poate fi văzută afară; restul este într-o priză din craniu.
Dışarıdan içeriye, gövdeye hareket ederler.El pare să plângă din interior.
O yıldan önce yalnız 6 kişi dışarıdan okuyabildi.De pe aceste vase au mai spuraviețuit numai șase oameni.
Ateşleme dışarıdan yapılıyordu.Un foc de armă dinafară.
İçeriden ve dışarıdan bağdadi üzerine samanlı sıva yapılmıştır.Este tencuită atât în interior, cât și în exterior.
Yani tümüyle dışarıdan gelme falan değil.Nu ne-au dat voie să ieșim deloc afară.
Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur lakin haftada 2-3 kez dışarıdan doktor gelmektedir.Blana nu necesită o întreținere elaborată, doar trebuie trimată de 2-3 ori pe an.
Her iki taraf da dışarıdan askeri ve ekonomik destek almaktadır.Al treilea instrument de politică externă asistența de securitate atât militară cât și economic.
Ülkenin %70'i dağlık olup engebelidir ve dışarıdan genellikle erişilemez.70% din suprafața țării sunt teren muntos adesea inaccesibil.
Dönen tek kısım motorun içindedir ve büyük ihtimalle dışarıdan görünmez.El a pierdut fața motocicletei pe frânare, ieșind în decor, fără vreo posibilitate de a reveni.
Dışarıdan yardım alamıyordu.Segítség sehonnan sem érkezett.
Fakat o esnada dışarıdan silah sesleri gelir.Ebben a pillanatban lövöldözés hallatszik odakintről.
Dışarıdan Lubino'nun bağırtı sesleri işitilir.Ekkor kívülről Basilio hangja hallatszik.
İçeriden ve dışarıdan bağdadi üzerine samanlı sıva yapılmıştır.Az ajtót belülről és kívülről is lehet nyitni nyomógombbal.
Dışarıdan kız alıpverme olayı pek nadirdir.Nők színpadra kerülése nagyon ritka volt.
Çelik üretimi, çoğu dışarıdan satın alınan demir cevherinden olmak üzere yılda 20 Mt kadardır.Az évente legyártott mennyiség nagyjából 80%-át rozsdamentes acél gyártására fordítják.
Dışarıdan sesler duyar.Ulkoa kuuluu ääniä.
Kanal, programları dışarıdan satın almakta veya kendi hazırlamaktadır.Kanava sekä ostaa ohjelmia että tuottaa niitä itse.
O yıldan önce yalnız 6 kişi dışarıdan okuyabildi.Ennen vuotta 2000 ainoastaan kolmella jäsenvaltiolla oli tällainen strategia.
Dışarıdan yardım alamıyordu.Tukea ei tullut.
Bu bakımdan bilgi sistemleri de dışarıdan ve içeriden girdi olarak bilgi ve veri sağlar.Tämä on tulkittavaa tietoa systeemin sisältä ja sen ulkopuolelta.
Dışarıdan kız alıpverme olayı pek nadirdir.Seurakunnasta erottaminen oli sangen harvinaista.
Ülkenin %70'i dağlık olup engebelidir ve dışarıdan genellikle erişilemez.Το 70 % της χώρας που είναι ορεινό είναι τραχύ και συχνά απροσπέλαστο.
O zaman da dışarıdan nasıl göründüğünüzü anlıyorsunuz.Επίσης φανερώνει πως παρουσιάζεις εσύ τον εαυτό σου προς τα έξω.
Dışarıdan kız alışverişide yapılmaya başlanmıştır.Τότε αποφασίζει να πάει για ψώνια.

İlgili Sayfalar