dışarıdan ile cümle
dışarıdan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Örneğin sadece dışarıdan incelenmiş olsun.Осмотр возможен только с внешней стороны.
Ateşleme dışarıdan yapılıyordu.Нам казалось, что стреляют только снаружи.
Dışarıdan gelenlere hiç yabancılık hissettirmezler.Не ощущаешь присутствия кого-то постороннего.
Bu kuşatma üzerine dışarıdan yardım alamayan şehir, teslim olmak zorunda kaldı.Жители города, не получившие помощь от Ассирии и доведённые осадой до людоедства, сдались.
Dışarıdan sesler duyar.Наверху слышен шум.
Buzullar, içeriden ve dışarıdan olmak üzere iki şekilde hareket eder.Пары двигаются в закрытой позиции внутрь круга и из него.
Sonradan şöyle der: "Biz ailemizden, dışarıdan bilinmeden insanlara bakmaya izin istedik.По его словам таким названием они хотели «отодвинуть не желающих нас слушать людей подальше».
Kanal, programları dışarıdan satın almakta veya kendi hazırlamaktadır.Почти все приборы ему пришлось либо выписывать из-за границы, либо конструировать самому.
Daha sonra Varşova ayaklanmasında dışarıdan yardım almadan Almanları yenmiştir.После Варшавского восстания был принудительно эвакуирован немцами из Варшавы, после чего пропал без вести.
Tapie Asya'ya üretimi dışarıdan yapmayı kararlaştırdı.قرر تابي نقل الإنتاج إلى آسيا.
Ülkenin %70'i dağlık olup engebelidir ve dışarıdan genellikle erişilemez.70% من البلاد منطقة جبلية وعرة ويصعب الوصول إليها في أغلب الأحيان من الخارج.
Daha sonraki yıl, 2005'te, dışarıdan alınan göç 135.890'a gerileyerek ufak bir azalma göstermiştir.وفي عام 2005، انخفضت الهجرة انخفاضًا طفيفًا حيث وصلت إلى 135.890 شخص.
Tüp hastada acıya neden olmaz ve hastaların yine de dışarıdan beslenmelerine engel olmaz.الانبوبة ليست مؤلمة ولا تمنع المرضى من تناول الطعام بالفم، إذا رغبوا في ذلك.
Bir kısım halk da silahlı olarak dışarıdan geldi ve hep birlikte ayaklandılar.حشود من السكان رحبت بالثوار بحماسة، و العديد من السكان رفع السلاح معهم.
Dışarıdan görüntüsü bir taç kapıyı çağrıştırmaktadır.بوابة إعلام بوابة لسانيات
Buzullar, içeriden ve dışarıdan olmak üzere iki şekilde hareket eder.و هناك ست طرق رئيسية في داخل وخارج المدينة.
Ülkenin %70'i dağlık olup engebelidir ve dışarıdan genellikle erişilemez.Cerca de setenta por cento do país é montanhoso ou de colinas e normalmente inacessível do exterior.
Tapie Asya'ya üretimi dışarıdan yapmayı kararlaştırdı.Tapie decidiu mudar a produção para a Ásia.
Etrafa kapalı kalan Mısır'ın aksine Yunanistan dışarıdan gelen kuvvetlerin sürekli tehdidi altındaydı.Diferentemente do Egito isolado, a Grécia foi freqüentemente ameaçada por forças externas.
Biraz dengesizlerdir ve genellikle ilk önce dışarıdan dolanırlar.De certo modo irracionais, costumam destruir o que há pela frente.
Bu bakımdan bilgi sistemleri de dışarıdan ve içeriden girdi olarak bilgi ve veri sağlar.Porque este tipo de tecnologia permite o acesso a dados e informações em qualquer momento e em qualquer lugar.
Dışarıdan kız alışverişide yapılmaya başlanmıştır.Começou então a apresentar-se em shopping.
Bunları dışarıdan almak için para da yoktu.Também quase não havia dinheiro vindo do exterior.
Araplar ya değişecekler ya da değişim dışarıdan empoze edilecek.”Mude a auto-imagem, e ambos serão transformados."
Ateşleme dışarıdan yapılıyordu.A arma estava desmontada.
Ankara Kalesi dışarıdan görümüne göre daha büyüktür.O Destiny's Child é mais profundo do que as pessoas vêem por fora.
Tamamen dışarıdan gelire dayanmaktadır.É realmente baseado unicamente no que é o lado de fora.
Tuğladan oluşan yer döşemesi dışarıdan birkaç cm yüksekliktedir.A sua velocidade de saída do campo de gelo é de alguns centímetros por dia.
Ya da dışarıdan aktif edilir.Ela é formada de dentro para fora.
Hatta genellikle dışarıdan görülemez.É também (muitas vezes) para o exterior.
Dışarıdan sesler duyar.Os sons que vêm da rua.
Fakat o esnada dışarıdan silah sesleri gelir.Naquele momento, tiros foram ouvidos do lado de fora.
Biz de dışarıdan bir şey yapamıyorduk.Não conseguia nem entrar na casa.
Çünkü zihindeki düşünceler bu haldeyken boşalmış ve dışarıdan kontrol edilebilir hale gelmiştir.Actualmente, e uma vez que está em mãos estatais, apenas pode ser visto a partir do exterior.
Bu tür dışarıdan görünmeyen 74 ile 108 arasında ince ve keskin dişlere sahiptir.Ze hebben 74 tot 108 dunne, scherpe tanden die niet langs buiten zichtbaar zijn.
Örneğin sadece dışarıdan incelenmiş olsun.Het is dus alleen vanaf de buitenkant te bekijken.
Dışarıdan köye kimse gelemez ve karışamaz.Niemand mag het dorp meer in of uit.
Biz de dışarıdan bir şey yapamıyorduk.Van buiten zag men er niets van.
Dışarıdan içeriye, gövdeye hareket ederler.Van binnen weent mijn hart.
Dışarıdan yardım alamıyordu.Hij zocht tegelijkertijd hulp van buitenaf.
Dışarıdan görüntüsü bir taç kapıyı çağrıştırmaktadır.In het bovenlicht van de deur is een kroon geplaatst.
O zaman da dışarıdan nasıl göründüğünüzü anlıyorsunuz.Ze zien ook hoe de fabriek eruit komt te zien.
Ya da dışarıdan aktif edilir.Wat van binnenuit bewogen wordt.
Dışarıdan gelecek olan turistler için ilçe, sadece bir geçiş yolu durumundadır.De bewoners van het van de buitenwereld geïsoleerde weeshuis kunnen alleen nergens heen.
Dışarıdan bakınca sıcak ve mutlu bir yuva.Het oogt als een warme, benauwde plek.
Bu hükümeti PASOK dışarıdan destekledi.Deze regering werd gevormd door de PASOK.
O yıldan önce yalnız 6 kişi dışarıdan okuyabildi.Tien jaar lang kon hij alleen schriftelijk contact met de buitenwereld hebben.
Bu potansiyel dışarıdan gelebilir veya başka maddelerin varlığından kaynaklanabilir.Mogelijk zijn deze ontstaan uit een andere tak van de oorspronkelijke Var.
Aya Sofya'yı dışarıdan gördü.Ze volgde er Sofie Van Moll op.
Örneğin sadece dışarıdan incelenmiş olsun.Można go obejrzeć tylko z zewnątrz.
Bazı sanayi malları ve yakıt dışarıdan ithal edilir.Przemysł wykorzystuje surowce i paliwa sprowadzane z zagranicy.
Ya da dışarıdan aktif edilir.Z zewnątrz jest otynkowany.
İçeriden ve dışarıdan bağdadi üzerine samanlı sıva yapılmıştır.Księga zapisana jest od wewnątrz i zewnątrz.
Dışarıdan da eleştiriler vardır.Jest również wychodek na zewnątrz.
Ülkede hemen hemen hiçbir tüketim maddesi üretilmemekte, dışarıdan ithal edilmektedir.Ponieważ nie ma tam żadnego przemysłu, wszystkie towary są sprowadzane z kontynentu.
Dışarıdan kız alışverişide yapılmaya başlanmıştır.W sklepach zaczyna się wykupywanie towarów.
Ateşleme dışarıdan yapılıyordu.Strzał został oddany z daleka.
Bu yasanın getirdiği bir başka sonuç da, "dışarıdan gerilim" yerine "içeriden denetim"in getirilmiş olmasıdır.Jestem świadomy tego niejako z zewnątrz, a zarazem akceptuję ten rodzaj „wglądu” od wewnątrz.
Buna dayanılarak dışarıdan getirildiği düşünülmektedir.Bez wątpienia sądzono, że zabiorą je na tamten świat.
Dışarıdan yardım alamıyordu.Pomocy tej nie uzyskał.