dışarıdaki ile cümle
dışarıdaki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
5
HECE
6
ORT. KELİME
Dışarıdaki çember hangi alıştırmalara odaklanmışlar onu gösteriyor.外側の輪は やっている 練習問題の範囲を示し 内側の輪は 見ているビデオの 範囲を示しています
Dışarıdaki dünya hakkında en ufak bilgin yok.Tu es un gros naïf.
Dışarıdaki dünya hakkında en ufak bilgin yok.Tu non hai idea di come sia il mondo lā fuori.
Dışarıdaki dünya hakkında en ufak bilgin yok.Tu no tienes idea de como es el mundo exterior.
Dışarıdaki dünya hakkında en ufak bilgin yok.Δεν έχειs ιδέα για τον κόσμο.
Dışarıdaki dünya hakkında en ufak bilgin yok.У тебя нет ни малейшего представления о внешнем мире.
Dışarıdaki herkes öleceğimizi düşünüyordu.A świat myślał, że umieramy.
Dışarıdaki herkes öleceğimizi düşünüyordu.A všichni tam venku si mysleli, že umíráme.
Dışarıdaki herkes öleceğimizi düşünüyordu.Dan semua orang di luar berpikir kami sekarat.
Dışarıdaki herkes öleceğimizi düşünüyordu.En iedereen die buiten was dacht dat we zouden sterven.
Dışarıdaki herkes öleceğimizi düşünüyordu.Et tout le monde à l'extérieur pensait que nous étions mourants.
Dışarıdaki herkes öleceğimizi düşünüyordu.바깥의 모두가 우리가 죽어가고 있다고 생각했습니다.
Dışarıdaki herkes öleceğimizi düşünüyordu.Şi toţi cei in exterior credeau că vom muri.
Dışarıdaki herkes öleceğimizi düşünüyordu.Tutti quanti, fuori, credevano che stessimo morendo.
Dışarıdaki herkes öleceğimizi düşünüyordu.Und die draußen dachten, wir würden sterben.
Dışarıdaki herkes öleceğimizi düşünüyordu.Y todo el mundo afuera pensó que nos estábamos muriendo.
Dışarıdaki herkes öleceğimizi düşünüyordu.Все вокруг думали, что мы умираем.
Dışarıdaki herkes öleceğimizi düşünüyordu.Всички навън мислеха, че умираме.
Dışarıdaki herkes öleceğimizi düşünüyordu.לוקח נשימה ומתעורר. זה מאוד מעצבן. כולם בחוץ חשבו שאנו הולכים למות.
Dışarıdaki herkes öleceğimizi düşünüyordu.والجميع في الخارج ظن أننا كنا نموت.
Dışarıdaki herkes öleceğimizi düşünüyordu.メディアがそう報道したのです
Dışarıdaki kalabalık insan topluluğu, beni görmeksizin geçip gidiyor.Afară, o grămadă de oameni aleargă, fără să mă vadă.
Dışarıdaki kalabalık insan topluluğu, beni görmeksizin geçip gidiyor.Buiten rennen hordes mensen voorbij zonder me te zien.
Dışarıdaki kalabalık insan topluluğu, beni görmeksizin geçip gidiyor.Hinter den Scheiben gehen die Leute vorbei, ohne mich zu sehen.
Dışarıdaki kalabalık insan topluluğu, beni görmeksizin geçip gidiyor.Pályaudvar, padok, huzat, az üveg mögött pedig fel-alá rohanó emberek.
Dışarıdaki kalabalık insan topluluğu, beni görmeksizin geçip gidiyor.Ve vlacích jedou davy lidí a mě není vidět.
Dışarıdaki kalabalık insan topluluğu, beni görmeksizin geçip gidiyor.Έξω ορδές ανθρώπων περνούν από δίπλα μου δίχως να με βλέπουν.
Dışarıdaki kalabalık insan topluluğu, beni görmeksizin geçip gidiyor.За окнами бегут люди, не замечая меня.
Dışarıdaki kalabalık insan topluluğu, beni görmeksizin geçip gidiyor.Отвън преминават тълпи от хора, без да ме видят.
Dışarıdakiler çıldırıyor. Bütün bu kargaşanın içinde uyudun mu yani?C'est le chaos dehors, mais vous dormiez tranquillement ici ?
Dışarıdakiler çıldırıyor. Bütün bu kargaşanın içinde uyudun mu yani?Tiszta káosz odakint minden, maga meg itt békésen alszik?
Dışarıdakiler çıldırıyor.Έχουν τρελαθεί εκεί έξω.
Dışarıdakiler çıldırıyor.سيجنون بالخارج
Dışarıdakiler prenseslerin hepsinin çok güzel olduğunu sanacak.A cause de toi, tous les touristes vont croire que les princesses de notre pays sont belles.
Dışarıdakiler prenseslerin hepsinin çok güzel olduğunu sanacak.Miattad a külföldi turisták azt fogják hinni, hogy országunk minden hercegnője szép.
Dışarıdakiler prenseslerin hepsinin çok güzel olduğunu sanacak.Οι ξένοι θα νομίζουν ότι οι πριγκίπισσες μας είναι όλες όμορφες.
Dışarıdakiler prenseslerin hepsinin çok güzel olduğunu sanacak.الاجانب سيعتقدون ان جميع اميرات بلادنا جميلات
Dışarıdaki soğuğun içinde, yine de hayat bulabilirdi.A felszínen, a fagyban, de mégis megtörténhetett.
Dışarıdaki soğuğun içinde, yine de hayat bulabilirdi.Es ist draußen in der Kälte, aber könnte dennoch vorkommen.
Dışarıdaki soğuğun içinde, yine de hayat bulabilirdi.Este frig, dar tot s-ar fi putut întâmpla.
Dışarıdaki soğuğun içinde, yine de hayat bulabilirdi.Fuera hay frío, pero aún así podría haber llegado.
Dışarıdaki soğuğun içinde, yine de hayat bulabilirdi.Il y fait très froid, mais elle aurait pu néanmoins apparaître.
Dışarıdaki soğuğun içinde, yine de hayat bulabilirdi.In de kou, maar het zou kunnen.
Dışarıdaki soğuğun içinde, yine de hayat bulabilirdi.Jest zimno, ale życie i tak by wyszło.
Dışarıdaki soğuğun içinde, yine de hayat bulabilirdi.Je tam chlad, ale aj tak mohol prísť.
Dışarıdaki soğuğun içinde, yine de hayat bulabilirdi.Je tam zima, ale přesto se to mohlo stát.
Dışarıdaki soğuğun içinde, yine de hayat bulabilirdi.바다 밖은 춥습니다. 하지만 밖으로 나왔을 것입니다.
Dışarıdaki soğuğun içinde, yine de hayat bulabilirdi.Nó bước ra với cái lạnh, nhưng nó vẫn bước ra.
Dışarıdaki soğuğun içinde, yine de hayat bulabilirdi.Sarebbe stato freddo, ma potrebbe essere successo.
Dışarıdaki soğuğun içinde, yine de hayat bulabilirdi.Освен това е и студено, но все пак би могъл да излезе.
Dışarıdaki soğuğun içinde, yine de hayat bulabilirdi.Там бы было холодно, но всё равно она могла выйти на сушу.
Dışarıdaki soğuğun içinde, yine de hayat bulabilirdi.זה בחוץ בקור, אבל זה עדין יכול היה לקרות.
Dışarıdaki soğuğun içinde, yine de hayat bulabilirdi.إضافة للبرد القارس هناك, مازال من الممكن ظهور هذه الكائنات على السطح
Dışarıdaki soğuğun içinde, yine de hayat bulabilirdi.氷の割れ目を通って伸びてきて 表面でさらに成長する --
Elektronlar dışarıdaki gerçek dünyaya giderler, cihazlarımızı çalıştırırlar.Az elektronok munkába állnak itt kinn, a való világban, hogy árammal lássák el az eszközeinket.
Elektronlar dışarıdaki gerçek dünyaya giderler, cihazlarımızı çalıştırırlar.Các electron hoạt động trong thế giới thực ở đây, truyền năng lượng vào các thiết bị.
Elektronlar dışarıdaki gerçek dünyaya giderler, cihazlarımızı çalıştırırlar.De elektronen gaan in de buitenwereld arbeid verrichten en onze toestellen voeden.
Elektronlar dışarıdaki gerçek dünyaya giderler, cihazlarımızı çalıştırırlar.Die Elektronen machen sich an die Arbeit in der realen Welt hier und versorgen unsere Geräte mit Strom.
Elektronlar dışarıdaki gerçek dünyaya giderler, cihazlarımızı çalıştırırlar.Electronii îşi fac treaba în lumea de afară, dând energie dispozitivelor noastre.
Elektronlar dışarıdaki gerçek dünyaya giderler, cihazlarımızı çalıştırırlar.Elektron bekerja di dunia nyata di sini, menghidupkann perangkat kita.