dışarıdaki ile cümle

dışarıdaki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Dışarıdaki gürültü sinirime dokunduğu için canım çalışmak istemedi.I didn't feel like studying because the noise outside was getting on my nerves.
Bütün dikkatimi dışarıdaki manzaraya yöneltti.He addressed my full attention to the landscape outside.
Lütfen çöpünü dışarıdaki çöp kutularına koy.Please put your waste in the bins outside.
Dışarıdaki gibi mi?What's it like outside?
Tom dışarıdaki insanların sesini duyabildi.Tom could hear the sound of people outside.
Dışarıdaki parlak, güzel bir gün.It's a bright, beautiful day outside.
Tom dışarıdaki sesleri duydu.Tom heard voices outside.
Sami dışarıdaki kokuyu emmek için klimayı açtı.Sami turned on the air conditioner to suck the smell outside.
Dışarıdaki sıcaklığın ne olduğunu biliyor musun?Do you know what the temperature outside is?
Sami dışarıdaki bir erkeğin sesini duydu.Sami heard a male's voice outside.
Maçın yaklaşık beş dakikasında dışarıdaki güreşçiler silahları çemberin içine atmaktadırlar.About 5 minutes into the match, the outside wrestlers throw weapons into the chamber.
Yolcular şaşırmış bir şekilde duvarlara tıklar ve aynısını dışarıdaki de yapar.The walls are painted on the outside and rendered on the inside.
Eğer dışarıdaki yük negatif ise, yüklü alanların polaritesi tam tersi gibi olacaktır.If the external charge is negative, the polarity of the charged regions will be reversed.
Piştiğinde, gözleme kahverengileşir ve dışarıdaki cipsler içeride yeşil ve çiğneme kalır.When cooked, the waffle browns and crisps on the outside and stays green and chewy on the inside.
Sevgili, hastanın dışarıdaki olayları duymamasını sağlamaya çalışır.The patient has an affinity to direct attention to the unaffected side.
Ve tabi şu dışarıdaki 5 işleme dahil olmayı bekliyor. -And, of course, we have this 5 sitting out there.
Dışarıdakiler çıldırıyor. Bütün bu kargaşanın içinde uyudun mu yani?It's so chaotic outside, but you were tranquilly sleeping in here?
Dışarıdaki çember hangi alıştırmalara odaklanmışlar onu gösteriyor.The outer circle shows what exercises they were focused on.
Gökyüzü karardıkça ve dışarıdaki havanın sıcaklığı 38C derecenin altına düştüğünde(Music)
Dışarıdaki herkes öleceğimizi düşünüyordu.And everybody outside thought we were dying.
Fakat dışarıdaki çevreye baktığımda, mimarinin değişime nasıl direnç gosterdiğini görüyorsunuz.And yet, when I look at the environment outside, you see how resistant architecture is to change.
Elektronlar dışarıdaki gerçek dünyaya giderler, cihazlarımızı çalıştırırlar.The electrons go to work in the real world out here, powering our devices.
-- bu kitapları dışarıdaki kitapçıda bulmayacaksınız. (Kahkahalar)(Laughter)
Bir diğer avantajımız da sahne alanını, o dışarıdakiBut we got this other benefit, and that was the ability of the perimeter to suddenly engage
Ayrıca dışarıdaki havayı da inceledik.And we also sampled the outdoor air.
İçeride kalan parçacıklar ise dışarıdaki güçlerden korunuyordu.Particles inside were kept safe from external forces.
Dışarıdakiler prenseslerin hepsinin çok güzel olduğunu sanacak.Because of you, all international tourists will think our country's princesses are all beautiful.
Dışarıdaki kalabalık insan topluluğu, beni görmeksizin geçip gidiyor.Outside, hordes of people run by without seeing me.
Arabalarımıza, evimize ve dışarıdaki ağaçlara toplam 8 kurşun isabet etmişti.Eight bullets were imbedded in our cars, our house, and the trees outside our home.
Üç ay boyunca dışarıdaki otomatik ışıklar sönmedi, çünkü o kadar karanlıktı.For three months, the automatic lights outside did not go off because it was that dark.
O akşam Harlem'de ne olurdu bilemiyorum, çünkü o akşam dışarıdaki hava..I don't know what would have happened in Harlem that night, because the atmosphere was not . . .
Bu, dışarıdaki görüntüyü, içerideki duvara yansıtacaktı.This would project the image outside into the wall inside.
Dışarıdaki soğuğun içinde, yine de hayat bulabilirdi.It is out in the cold, but it still could have come.
Bir tanesi dışarıdaki evreni araştırıyor, diğeri ise içimizdeki varoluşu.One is exploring the cosmos on the outside, and the other one is exploring our interior being.
-- bu kitapları dışarıdaki kitapçıda bulmayacaksınız.I'm afraid you're going to have to look at my books, which you won't find in the bookstore outside.
Yelken kuşları dışarıdaki hırçın dünyadan buraya su içmeye geliyorlardıFrigatebirds come from the harsh world outside to drink
Kinko Highlands Otel'de geçirdiğimiz son gecede dışarıdaki havuza daldık.On the last day of our stay at the Kinko Highlands Hotel we took a dip in the outdoor bath.
Sonuç olarak da çoğu turist dışarıdaki tesislerde oldukça az para harcıyor.As a result, many spend little money at outside establishments.
Saldırgan dışarıdaki bir arabaya binerek uzaklaştı.Assassin got away with his vehicle.
Dışarıdaki nasıl bir taradı, lamba söndü, dedik 'Yatın yere'.The man in the outside blazed us terribly, light went out, we said to everyone: “Get on the ground!”
Kapıdaki, dışarıdakine dedi, 'Tamam, kaçalım', kaçtılar.The man on the door said the man outside: “Okay. Let’s run away.” They ran away.
Dışarıdaki bölgelerden ve çevre eyaletlerden araçlarla binlerce kişiye Bath'a geldi.Vehicles from outlying areas and surrounding states descended upon Bath by the thousands.
Donmuş yağmur sabaha kadar ağaçları, çalılıkları ve dışarıdaki her şeyi kapladı.The freezing rain covered trees, shrubbery, and everything else outdoors by morning.
Bu " radikal Whig "lere "dışarıdaki" insanlar deniyordu.These "radical Whigs" were called the people "out-of-doors."
"Bu, Friendship 7'dir- dışarıdaki gerçek bir ateş topu," dedi Mercury Kontrol."This is Friendship 7 – a real fireball outside," he radioed Mercury Control.
Gel ve dışarıdaki kızı seyret.Viens et regarde cette fille dehors.
Abruzzi bu durumu bozmak için dışarıdaki arkadaşına T-Bag'in kuzenini ortadan kaldırmasını söyler.Abruzzi prend l'affaire en main en éliminant le cousin et en mettant au point l'élimination de T-Bag.
Dışarıdaki grup içeri girer.Les porteurs sont à l'intérieur.
Maçın yaklaşık beş dakikasında dışarıdaki güreşçiler silahları çemberin içine atmaktadırlar.Mais en cinq minutes, les forgerons font basculer la partie.
(Başta Patrona Halil ve Muslu Beşe olmak üzere) İçerideki silah seslerini duyan dışarıdaki yandaşları kaçtı.Six personnes armées de révolvers se précipitent à l'intérieur.
Dışarıdaki kişilerin evin duvarlarına yumrukla vurduğunu duyar.Por la noche es ella la que oye extraños golpes en su pared.
Eğer dışarıdaki yük negatif ise, yüklü alanların polaritesi tam tersi gibi olacaktır.Si la carga externa es negativa, la polaridad de las regiones con carga eléctrica se invertirá.
(Başta Patrona Halil ve Muslu Beşe olmak üzere) İçerideki silah seslerini duyan dışarıdaki yandaşları kaçtı.Con su rifle en ristre gritó que salieran los que estaban dentro.
Rick, dışarıdakilere, Dave ve Tony'i kendisini korumak için öldürdüğünü söyler.Y está lo violento, cuando Rick asesina a Dave y Tony antes que le puedan hacer lo mismo a él.
Dışarıdaki grup içeri girer.Губарев с группой прошли внутрь.
Yolcular şaşırmış bir şekilde duvarlara tıklar ve aynısını dışarıdaki de yapar.Люди по всей стране высовываются из окон и кричат то же самое.
Dışarıdaki aylaklar kulüp binasına girmeye başlar ve ikili binadaki odalardan birisinde saklanır.اما قاعة الاستقبال الخاصة بالفندق فهي توجد في الطابق الأول للفندق وتقع بين المبنين.
Dışarıdaki parlak, güzel bir gün.Lá fora está um dia brilhante lindo.
Dışarıdaki grup içeri girer.Obcy jest w nas.
(Başta Patrona Halil ve Muslu Beşe olmak üzere) İçerideki silah seslerini duyan dışarıdaki yandaşları kaçtı.Własowcy na odgłos strzałów rzucili się do ucieczki.

İlgili Sayfalar