dışarı ile cümle

dışarı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Patron dışarıdayken ofisin sorumlusu kim?Who is in charge of the office while the boss is away?
Hava sıcak olmadan dışarı çıkalım.Let's go out before it gets hot.
Kadınların iş için dışarı çıkmaları oldukça yaygındır.It is quite common for women to go out to work.
Yalnız kalan küçük çocukla dışarı çıkmamalısın.You oughtn't to go out with the little boy remaining alone.
Kazayı duyar duymaz evden dışarı fırladı.As soon as he heard the crash, he rushed out of the house.
Evde mi yoksa dışarıda mı yemek yersin.Do you eat at home or eat out?
Evde mi yoksa dışarıda mı yemek yersiniz?Do you eat at home or eat out?
Besin maddesi dışarıda kaldığı sürece burada kalın.Stay here for as long as the food supply holds out.
İnsanlar kaleden dışarı koştular.People ran out of the castle.
Birkaç gün dışarı çıkmamalısın.You shouldn't go out for a few days.
Yoksulluk kapıdan içeri girdiğinde, sevgi pencereden dışarı uçar.When poverty comes in at the door, love flies out the window.
Kar dışarı çıkmamızı engelledi.The snow kept us from going out.
Kar dışarı çıkmamı engelledi.The snow prevented me from going out.
Erken dönmeye söz verdiğin sürece, dışarı çıkabilirsin.You can go out, as long as you promise to be back early.
Pencereden dışarı bakma.Do not look out the window.
Pencereden dışarı bakmayın. İşinize yoğunlaşın.Don't look out the window. Concentrate on your work.
Pencereden dışarı bak.Look out of the window.
Pencereden dışarıya bakarken gelen bir araba gördüm.Looking out the window, I saw a car coming.
Pencereden dışarı bakarken, bir gök kuşağı gördüm.Looking out of the window, I saw a rainbow.
Güneş ışığı insanları dışarı çıkmaya özendirdi.The sunshine tempted people out.
Topun içeride mi yoksa dışarıda mı olduğunu görmek çoğunlukla zordur.It is often difficult to see if a ball is in or out.
Topa vuran oyuncu dışarıdaydı.The batter was out.
Şiddetli yağmur dışarı çıkmamızı engelledi.The heavy rain kept us from going out.
Şiddetli yağış dışarı çıkmamızı engelledi.The heavy rain prevented us from going out.
Kuvvetli yağış dışarı çıkmama engel oldu.The heavy rain prevented me from going out.
Şiddetli kar dışarı çıkmamı engelledi.The heavy snow prevented me from going out.
Kim gelirse gelsin, ona dışarıda olduğumu söyle.Whoever comes, tell him I'm out.
Birisi beni dışarı çıkarsın. İçeride kilitli kaldım.Let me out, somebody. I'm locked in.
Kim ararsa arasın, ona dışarıda olduğumu söyle.Whoever calls, tell him I'm out.
Tomoko mutlu şekilde kapıdan dışarı çıktı.Tomoko bounced happily out the door.
Nakagawa onu aradığımda dışarı çıkmak üzereydi.Nakagawa was on the point of going out when I called on him.
Öğle yemeğini dışarıda yemeğe ne dersin?How about going out for lunch?
Öğle yemeğini yedikten sonra, dışarı çıkmak için hazırlandı.After she had lunch, she got ready to go out.
Kahvaltıdan sonra yürüyüş için dışarı çıktık.After breakfast, we went out for a walk.
Dışarı çıkabilirsin ve avluda kaldığın sürece oynayabilirsin.You can go out and play as long as you stay in the yard.
Hava çok iyi, kuruması için çamaşırlarımı dışarıya asmayı düşünüyorum.The weather's so good I think I'll hang the laundry out to dry.
Hava iyi olursa, yarın dışarı çıkacağım.If the weather is good, I'll go out tomorrow.
Kötü havaya aldırmadan dışarı çıkmaya karar verdim.Regardless of the bad weather, I decided to go out.
Kötü hava dışarı gitmemizi engelledi.Bad weather kept us from going out.
Çağrı geldiğinde tesadüfen dışarıdaydım.I happened to be out when the call came.
Dışarıda yemek yeme maliyeti burada oldukça yüksek.The cost of eating out is quite high here.
İki çocuk odadan dışarı koşarak geldi.Two boys came running out of the room.
İki erkekten uzun olanı önce dışarı çıktı.The taller of the two men went out first.
O, nadiren, kırk yılda bir, karanlık çöktükten sonra dışarı çıkar.She seldom, if ever, goes out after dark.
Karanlıktan sonra nadiren, kırk yılda bir, dışarı çıkar.She seldom, if ever, goes out after dark.
Hava kararmadan önce işi bitirmek için hepimiz dışarı çıktık.We went all out to finish the work before dark.
Ya içeri gel ya da dışarı git.Either come in or go out.
Bir kedi odadan dışarıya hızla koştu.A cat dashed out of the room.
Yanan evden dışarı çıktığı zaman itfaiyecinin yüzü korkunçtu.The firemen's face was grim when he came out of the burning house.
Onun o gün dışarı çıkmadığı kesindir.It is certain that he didn't go out that day.
Onun dışarı gittiğini gördün mü?Did you see him go out?
O, dışarı çıkar çıkmaz, yağmur yağmaya başladı.As soon as he went out, it began to rain.
O dışarı çıktığında yağmur yağmaya başladı.It began to rain when he went out.
Onun dışarı çıkmak için ana nedeni Patty'yi görmekti.His primary reason for going out was to see Patty.
Onun dışarı çıktığını duydum.I heard him go out.
Onu görmek için gittim fakat o dışarıdaydı.I went to see him, but he was out.
Artanını ona bıraktım ve dışarı çıktım.I left the rest to him and went out.
Onun ayakkabıları o kadar eskiydi ki parmakları onlardan dışarı çıkıyordu.His shoes were so old that his toes were sticking out of them.
Onun sağlığı hakkında endişeli olduğu için, annesi onun dışarı çıkmasını engelledi.His mother prevented him from going out because she was anxious about his health.
O senin dışarı çıkman için izin verecek.He will grant permission for you to go out.

İlgili Sayfalar