dışarı ile cümle
dışarı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Tom Mary'yi pencereden dışarı itti.Tom pushed Mary out the window.
Tom neredeyse gece geç saatlerde hiç dışarıya çıkmaz.Tom hardly ever goes out late at night.
İşini bitirdiğinde dışarı çıktı.She went out when she finished her work.
Tom hava karardıktan sonra nadiren dışarıya çıkar.Tom rarely goes out after dark.
Tom hava karardıktan sonra dışarı çıkmamaya söz verdi.Tom promised not to go out after dark alone.
Tom muhtemelen biraz hava için dışarı çıktı.Tom probably went out for some air.
Tom bir an için dışarıya çıktı.Tom has stepped out for a moment.
Tom kapıdan dışarıya yöneldi.Tom headed out the door.
Tom kapıdan dışarıya doğru geri yürüdü.Tom walked back out the door.
Tom kazara kapıyı kilitleyip kendini dışarıda bıraktı.Tom accidentally locked himself out of his office.
Çöpü dışarıya çıkaran Tom'du.It was Tom who took out the garbage.
Pencerenden dışarıya bak.Look out your window.
Hâlâ çıkabiliyorken dışarı çık!Get out while you still can!
At dışarı çıktıktan sonra ahır kapısını kapatmak için çok geç.It's too late to shut the barn door after the horse is out.
At zaten dışarıdayken ahır kapısını kapatmak için çok geç.It's too late to shut the barn door when the horse is already out.
Hayvanlar dışarı çıktıktan sonra ahır kapısını kapatmak için çok geç.It's too late to shut the barn door after the animals are out.
Ne sıklıkta dışarıda yemek yersin?How often do you eat out?
Şimdi, dışarı çıkalım.Now, let's go outside.
Biraz temiz hava için dışarıya çıkalım.Let's go outside for some fresh air.
Dışarı çıkacağım ve yürüyüş yapacağım.I'm going to go out and take a walk.
Ben bir an için dışarı çıktım.I went out for a moment.
Pencereden dışarı bakma, çalışmana odaklan.Don't look out the window, focus on your studies.
Defterlerinizi dışarı çıkarın!Take out your notebooks.
Evde mi yiyeceksin yoksa dışarı mı çıkacaksın?Are you going to eat at home or go out?
Sanırım dışarıya bakmalısın.I think you should look outside.
Seninle dışarıda konuşmam gerekiyor.I need to speak to you outside.
Bir süre dışarı çıkmak zorundayım.I've got to go out for a while.
Bu fırtınada dışarı çıkmamız gerektiğini sanmıyorum.I don't think we should go outside in this storm.
Tom açık pencereden dışarı baktı.Tom looked out the open window.
Tom ön pencereden dışarıya baktı.Tom looked out the front window.
Bugün dışarı gitmemiz gerektiğini sanmıyorum.I don't think we should go outside today.
Pencereden dışarı sarktım.I leaned out of the window.
Tom'un arabasının yıkanması gerekti, bu yüzden onu yağmurda dışarıda bıraktı.Tom's car needed a wash, so he left it out in the rain.
Artık dışarısı karanlık.It's now dark outside.
Bir polis dışarıda.A policeman is outside.
Annem dışarıya gitti.My mommy went outside.
Burada dışarısı çok soğuk.It's freezing out here.
Tom'un canı arkadaşlarla içmek için gerçekten dışarı çıkmak istemiyor.Tom didn't really feel like going out drinking with the guys.
Dışarısı rüzgarlı mı?Is it windy outside?
Ah bir erken gelse, onunla dışarı çıkacağız.If only he comes early, we will go out with him.
Dışarıda hava soğuk olduğunda kulaklarını kapatan bir şapka giymelisin.You should wear a hat that covers your ears when it's cold outside.
Pencereden dışarıya baktım.I looked outside through the window.
Dışarı çıkmadan ceketini giy yoksa üşütürsün.Put your coat on before you go out or you'll catch cold.
Neler olduğunu görmek için hepimiz pencereden dışarıya baktık.We all looked out the window to see what was happening.
Çöpü dışarı çıkardık.We took the trash out.
Lütfen çöpü dışarı çıkarın.Please take out the trash.
Tom hala dışarıda park ediyor.Tom is still parked outside.
Şimdi, neden bu sohbete dışarıda devam etmiyoruz.Now, why don't we continue this conversation outside.
Tom sayfayı dışarı yazdırdı.Tom printed out the page.
Onlar bir dakika içinde dışarıda olmalı.They should be out in a minute.
Benim ligimden çok dışarıdasın.You're way out of my league.
Onlar geç saatte dışarıda içiyordu.They were out late drinking.
Dışarı gel ve benimle konuş, Tom.Come out and talk to me, Tom.
Tom her şeyi dışarıda açık havada istiyor.Tom wants everything out in the open.
Dışarıya çıkma.Don't go out into the open.
Siz üçünüz yine dışarı giderseniz daha mutlu hissederim.I'd feel happier if you three went outside again.
Tom kapıdan dışarı eğildi.Tom ducked out the door.
Tom çok geçmeden dışarıda olacak.Tom will be out in a moment.
Onlar dışarıda yürüdü.They walked out.
Çocuklar dışarıdalar.The boys are out.