dışın ile cümle
dışın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tom alışılmış şeylerin dışında neredeyse asla bir şey yapmaz.Tom almost never does anything out of the ordinary.
Otelin dışındaki Tom için bekleyen bir limuzin vardı.There was a limousine waiting for Tom outside the hotel.
Barmen Tom'u barın dışına attı.The bartender threw Tom out of the bar.
Tom'un dışında birinin o işi almayı istemesi pek olası değil.It's unlikely that anyone besides Tom would consider taking that job.
Tom Mary'yi kapının dışına itti.Tom pushed Mary out the door.
Tom'un dışında herkes Mary'yi bir hırsız olmakla suçladı.Tom all but accused Mary of being a thief.
Tom ve Mary'nin dışında odada hiç kimse yoktu.There was no one in the room besides Tom and Mary.
Dün Tom ve Mary dışında hiç kimse gelmedi.No one came yesterday except Tom and Mary.
Yurt dışına seyahat ederseniz genellikle bir pasaport gereklidir.A passport is usually necessary when you travel overseas.
Ben tüm fikirlerin dışındayım.I'm all out of ideas.
Hava dışında, harika bir piknikti.Except for the weather, it was a great picnic.
Biz kitabın dışında bir şey bırakmadık.We have left nothing out of our book.
Bu alanın dışında yürümeyin.Do not walk outside this area.
Ölüm dışında her şey için bir çare vardır.There's a cure for everything, except death.
Tom odanın dışında tepindi.Tom stomped out of the room.
Tom çok uzun bir süredir yurt dışında yaşamaktadır.Tom has been living abroad for a very long time.
Tom, yurdunun dışında kilitli kaldı.Tom got locked out of his dormitory.
Tom gitar çalmanın dışında çok az şey yapar.Tom does little other than play the guitar.
Tom görülmeden yurdun dışına çıkamadı.Tom couldn't sneak out of the dorm without being seen.
Tom, penceresinin dışında cıvıl cıvıl kuş sesleri duyabiliyordu.Tom could hear birds chirping outside his window.
Tom kedileri evin dışına kovaladı.Tom chased the cats out of his house.
Tom'un kesinlikle kalıpların dışında düşünme sorunu var.Tom certainly has trouble thinking outside the box.
Polisler Tom'un yatak odası penceresinin dışında herhangi bir ayak izi bulamadılar.The police couldn't find any footprints outside Tom's bedroom window.
Tom kapının dışında bekledi.Tom waited outside the gate.
Dişini çektirmen için dişçiye gitmeliydin.You should've gone to the dentist to have that tooth pulled out.
Birkaç günlüğüne kasabanın dışında olacağım.I'll be out of town for a few days.
Birkaç küçük hatalar dışında yazınız iyidir.Except for a few minor mistakes, your writing is good.
Jim'in dışında herkes geldi.Everyone but Jim came.
Tatillerini yurt dışına seyahat etmek için kullanan öğrencilerin sayısı artıyor.The number of students who use their holidays to travel abroad is increasing.
Benim ülke dışında bir hesabım var.I have an account outside the country.
Ve sonra o, sığırları, koyunları ve tapınağın dışındaki herkesi kovaladı.And then, he chased the cattle, the sheep and everyone out of the temple.
O, iş için Osaka'da olduğundan dolayı ofis dışında.He's out of the office because he's in Osaka on business.
Yurt dışında öğrenim yapma amacına ulaştı.He achieved his aim of studying abroad.
Onun hiç çocuğu yok ama bunun dışında mutlu bir hayat yaşıyor.He doesn't have any children, but other than that he's leading a happy life.
Yemek çok lezzetli değildi ama bunun dışında parti bir başarıydı.The food wasn't very delicious, but otherwise the party was a success.
Ken yurt dışına gitmeye karar verdi.Ken decided to go abroad.
Dondurucunun dışında bırakılırsa meyve suyu ılıyacaktır.Left outside the freezer, the juice will get warm.
Eğer dondurucunun dışında kalırsa meyve suyu ısınır.If it stays outside the freezer, the juice is going to get warm.
İngilizce öğrenmek için yurt dışına gitti.He went abroad to study English.
Annem yurt dışına gitmem için izin verdi.My mother allowed me to go abroad.
Meyve dışında bir şey yemez.He doesn't eat anything except fruit.
Lütfen evin dışında bekleyin.Please wait outside the house.
Onunla yurt dışında tanışacağı hiç aklına gelmezdi.She never dreamed she'd meet him overseas.
Biraz meyve dışında hiçbir şey yemedi.Apart from some fruit, he hasn't eaten anything.
O yurt dışında.He is abroad.
Ben yurt dışına gitmeye niyet etmiştim.I had intended to go abroad.
Ben yurt dışına gitmeyi planladım.I had planned to go abroad.
Manila ve Filipinler'in büyük kentleri dışında, insanlar fazla İngilizce konuşmazlar.Outside Manila and the big cities of the Philippines, people don't speak much English.
Tom grup dışında bırakıldı.Tom was sent to Coventry.
Tom şehir dışında.Tom is out of town.
Onuruyla ölmesine izin vermek dışında, Tom için artık yapabileceğimiz hiçbir şey yok.There's nothing any of us can do for Tom now except let him die with dignity.
Vicdanımız dışında her şeyden kaçabiliriz.We can run away from everything, except from our conscience.
Bir filozof, kendininkinin dışındaki tüm sorunları çözebilen bir adamdır.A philosopher is a man who can solve all problems, except for his own.
Sonraki yıl tatilimi yurt dışında geçireceğim.I will spend my next year vacation abroad.
O şehir dışında.He's out of town.
Tom dişini fırçalıyor.Tom is brushing his teeth.
Amaç bir saat içinde ülkenin dışına çıkmaktır.The aim is to be out of the country within the hour.
Gittikçe daha fazla Amerikalı yurt dışına gidiyor.More and more Americans go abroad.
Şu ana kadar yurt dışından ilk defa bir paket aldık.This is the first time I've ever received a parcel from abroad.
Ne yazık ki o yurt dışında yaşıyor.Unfortunately, she lives abroad.