dışın ile cümle
dışın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Onun dışında hepimiz gittik.All of us, except him, went.
Onun büyük geliri ona her yıl yurt dışında seyahat etmesini mümkün kılıyor.His large income makes it possible for him to travel overseas every year.
Neyse ki, tam Dima'nın uyuduğu sokağın dışında bir Armani mağazası vardı.Thankfully, there was an Armani store just outside the alley where Dima had slept.
O yurt dışına gitmeyi umuyor.He hopes to go abroad.
Benim babam bir defa bile yurt dışına çıkmadı.My father hasn't gone abroad even once.
Yurt dışında yaşarken çeşitli tuhaf gelenekleri görmeye eğilimli olursun.While living abroad, you tend to see a variety of strange customs.
Babam gelecek hafta yurt dışına gitmeyi planlıyor.My father plans to go overseas next week.
İngilizcenin dışında, aynı zamanda matematik öğretir.Apart from English, he also teaches math.
Araba şehrin beş mil dışında bozuldu.The car broke down five miles outside of town.
O ne zaman yurt dışına gitmek zorunda kalacak?When will she have to go abroad?
Daha önce hiç yurt dışında bulunmadım.I've never been abroad before.
Neden dişine göre birini seçmiyorsun?Why don't you pick on someone your own size?
Üç erkek kardeşim var. Biri Japonya'da diğer ikisi yurt dışında yaşıyor.I have three brothers. One lives in Japan and the other two live abroad.
Onun öğretim yöntemleri alışılmışın hayli dışında.His teaching methods are highly unorthodox.
Yağmur yağdığı zamanlar dışında her gün yürüyüşe çıkıyorum.I go for a walk every day, except when it rains.
Biz onu yurt dışından satın almak zorundayız.We have to buy it from abroad.
Özel durumlar dışında asla içmez.He never drinks except on special occasions.
Ben bir gün yurt dışına gitmek istiyorum.I want to go abroad someday.
Yenilikçiler televizyonun dışında düşünüyorlar.Innovators think outside the box.
Pasaport olmadan yurt dışına seyahat edemezsiniz.You can't travel overseas without a passport.
O, kent dışında yaşar.He lives outside the city.
Bütün çikolata kutusunun dışında kiraz likörleri onun gözdeleridir.The cherry cordials are her favorites out of the whole chocolate box.
Kaygan yılan onun tam elinin dışına kaydı.The slippery snake slithered right out of his hand.
Jim hiç yurt dışında bulunmadı.Jim has never been abroad.
Onun kulağının dışında büyüyen çirkin tüyleri var.He has unsightly hairs growing out of his ears.
Bir gün yurt dışına çıkmak isterim.I'd like to go abroad one day.
Politikanın dışında kalacağına söz vermişti.He had promised to stay out of politics.
Almanya, Rusya'nın savaşın dışında kalmasını istiyordu.Germany wanted Russia to stay out of the war.
Amerika Birleşik Devletleri savaşın dışında kalmayı umut ediyordu.The United States hoped to stay out of the war.
İnsanların yiyecek için avlanmanın dışında yapacakları çok az şeyleri vardı.The men had little to do except hunt for food.
O yurt dışındayken, sık sık Skype kullandı.When she was abroad, she often used Skype.
O, ülke dışında olduğu için sık sık Skype kullandı.Because she was out of the country, she used Skype frequently.
Ekselânsları'nın dışında herhangi bir şekilde çağrılmayı kabul etmiyorum.I refuse to be called anything besides "Your Highness".
Bu benim uzmanlık alanımın dışında.That's outside my area of expertise.
Şu anda kilisenin dışında duruyorum.I'm standing outside the church right now.
O ona hâlâ gençken yurt dışına gitmesini tavsiye etti.She advised him to go abroad while he was still young.
O, onun yurt dışına gitmesini istemiyordu.She didn't want him to go overseas.
Ona onun tarafından hâlâ gençken yurt dışına gitmesi tavsiye edildi.She was advised by him to go abroad while she was still young.
O, yurt dışına seyahat etme hayalinden tamamen vazgeçemedi.She was unable to completely give up her dream of traveling abroad.
Dillerin dışında, teknolojiyle de ilgileniyorum.Apart from languages, I'm also interested in technology.
Haydi, sık dişini!Come on, hang in there!
Yurt dışındaydım.I have been abroad.
Benim dışında orta çağ müziğinden hoşlanan bildiğim tek kişisin.You're the only person I know besides me who likes medieval music.
Kendim dışında Beyzbol izlemeyi sevmeyen, tanıdığım tek kişi sensin.You're the only person I know besides myself who doesn't like watching baseball.
İncil'in dışında bir şey okur musun?Do you read something besides the Bible?
O buralı değil. O, ülke dışında doğdu.She's not from here. She was born out of country.
O buralı değil. O yurt dışında doğdu.She's not from here. She was born abroad.
Bu benim sahamın dışındadır.That is outside my purview.
Penisinin başı kemerin dışına taşıyor.The head of your penis is sticking out of your belt.
Ben on yıl yurt dışında yaşadım.I lived overseas for ten years.
Benim uydu navigasyon cihazı yurt dışında çalışmıyor.My sat nav doesn't work abroad.
Tom bir süre kasabanın dışına çıkmak istediğini söyledi.Tom said he wanted to get out of town for a while.
Tom'un tam Boston'un dışında bir sürü arsaya sahip.Tom owns a lot of land just outside of Boston.
Tom hâlâ kasabanın dışında.Tom is still out of the town.
Tom ülke dışında.Tom is out of the country.
Tom bu ayın sonunda kasabanın dışına taşınıyor.Tom is moving out of town at the end of this month.
Tom'un Boston'un hemen dışında küçük bir çiftliği var.Tom has a small farm just outside of Boston.
Tom arka kapının hemen dışında eski bir sikke buldu.Tom found an old coin just outside the back door.
Tom kendini yatağın dışına sürükledi.Tom dragged himself out of bed.
Tom odasının dışında gürültü olduğu için iyi uyuyamadı.Tom couldn't sleep well last night because it was noisy outside his room.