dışın ile cümle
dışın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O, kitap okumanın dışında çok az şey yapar.He does little else than read books.
O, her yıl yurt dışına gider.He goes abroad every year.
Yurt dışına gitmeye karar verdi.She made up her mind to go abroad.
Yurt dışında yaşamaya kolayca adapte oldular.They easily adapted to living abroad.
Onun dışında, başka hiç kimse partiye gelmedi.Outside of him, no one else came to the party.
O, kapıyı açar açmaz beyaz bir köpek evin dışına fırladı.She had hardly opened the door when a white dog rushed out of the house.
Beyaz bir köpek evin dışına fırladığında, o kapıyı henüz açmıştı.She had hardly opened the door when a white dog rushed out of the house.
Onun yurt dışına çıkmasını engellemek yok.There is no stopping her going abroad.
Nadiren, kırk yılda bir, şehrin dışına çıkar.She rarely, if ever, goes out of town.
Ben onun bir piyanist olması dışında onun hakkında hiçbir şey bilmiyorum.I know nothing about her except that she is a pianist.
Onun dışında herkes soruyu cevapladı.Apart from her, everybody answered the question.
Onun dileği bir gün yurt dışında eğitim görmektir.Her wish is to study abroad someday.
Erkek kardeşi yurt dışından dönünceye kadar düğünü ertelemeye karar verdiler.They had decided to put the wedding off until her brother came home from abroad.
Onun kompozisyonu birkaç yazım hatası dışında çok iyi.Her composition is very good except for a few errors in spelling.
O, evin dışına fazla çıkmaz.She doesn't get outdoors much.
O zamandan beri yurt dışında kalmaktadır.She has remained abroad ever since.
O sadece yine muhtemelen molehill dışında bir dağ yapıyor.She is probably just making a mountain out of a molehill again.
O kötü bir dişini çektirdi.She had a bad tooth taken out.
O kendi başına yurt dışına seyahat etmek için yeterince yaşlı değil.She is not old enough to travel abroad by herself.
İngilizce bilgisini tazelemek için yurt dışında eğitim gördü.She studied abroad in order to brush up her English.
O, müzik okuyabilmek için yurt dışına gitmek istiyor.She wants to go abroad so that she can study music.
Yurt dışına gittiğinde çok para harcar.She spends a lot of money when she goes abroad.
O, yurt dışına gitmek istiyor.She is anxious to go abroad.
O, asla yurt dışına gitmedi.She has never gone abroad.
O yurt dışında yaşıyor.She is living abroad.
O yurt dışına gitmek için hevesli.She is keen to go abroad.
O, geçen yıl Japonya'nın dışındaydı.She was out of Japan last year.
O, sınavı geçmek için canını dişine taktı.She made great efforts to pass the examination.
O, para olmaması nedeniyle yurt dışında okuyamadı.She couldn't study abroad for lack of money.
O, dişini çektirdi.She had her tooth pulled.
O kendi isteği dışında planlarından vazgeçti.She gave up her plans against her will.
Babasının rızası dışında evlendi.She got married against her father's will.
Yurt dışında öğrenim yapmaya karar verdi.She decided to study abroad.
O, anne ve babası dışında herkesten eleştiri kabul eder.She accepts criticism from anyone but her parents.
Köprü yapmak, maliyetin dışında, uzun sürecektir.Apart from the cost, it will take long to build the bridge.
Hastalık yurt dışına gitmemi engelledi.Illness prevented me from going abroad.
Babam asla yurt dışında bulunmadı.My father has never been abroad.
Babam şimdi yurt dışına seyahat ediyor.My father is now traveling abroad.
Babam az önce yurt dışından döndü.My father has just returned from abroad.
Babam yurt dışına gitmemi onaylamadı.My father consented to my going abroad.
Babam yurt dışına gitmeme razı olduMy father consented to my going abroad.
Babam sık sık iş için yurt dışına gider.My father often goes abroad on business.
Babam önümüzdeki hafta yurt dışına gitmek niyetinde.Father intends to go to abroad next week.
Babam gelecek hafta yurt dışına gidecek.My father is going to go abroad next week.
Babam gelecek yıl yurt dışına gidecek.My father will travel abroad next year.
Odanın dışında bir süre bekleyin.Wait for a moment outside the room.
Kira yüksek, onun dışında oda tatminkar.The rent is high, otherwise the room is satisfactory.
Arkadaşlarımdan biri yurt dışında aldığı bütün oyuncak bebekleri bana gösterdi.A friend of mine showed me all the dolls he had bought abroad.
Yurt dışında eğitim görmekteyim.I study abroad.
Yurt dışında eğitim yapmak için para biriktiriyorum.I am saving money in order to study abroad.
Ebeveynlerim yurt dışında eğitim yapmama itiraz etti.My parents objected to my studying abroad.
Penceresinin dışındaki gürültüden dolayı o uyuyamadı.He couldn't sleep because of the noise outside his window.
Hangi dişin acıyor?Which tooth hurts?
O hasta oldu. Bu nedenle yurt dışına gitmekten vazgeçti.He became sick. That's why he gave up going abroad.
Beleş atın dişine bakılmaz.Don't look a gift horse in the mouth.
Yurt dışına gitmenin birinci ayının içinde o hasta oldu.Within one month of going abroad, he became sick.
Erkeklerin mutfak dışında tutulmaları gerekir.Men should keep out of the kitchen.
Balıklar suyun dışında yaşayamaz.Fish can't live out of water.
İstasyon dışında bir taksiye binmek zordur.It's hard to get a taxi outside the station.
Bu otoyol seni şehir dışına götürecek.This highway will take you out of the city.