Onun için isminin düzgün telaffuz edilmesine büyük özen göstermektedir.Он очень злится, когда его имя произносят неправильно.
Evin dibinde düzgün bir yol yoktur.По чётной стороне улицы зданий нет.
Ancak planları her zaman için düzgün biçimde işlemiyordu.Однако они всегда работают неправильно.
Kabuğu düzgün, yaşlanınca çatlaklıdır.Трама пластинок правильная, с возрастом становится неправильной.
Diğer korunma önlemleri arasında ellerin yıkanması ve yemeğin düzgün pişirilmesi sayılabilir.وتشمل التدابير الوقائية الأخرى غسل اليدين وطهي الطعام جيداً.
Düzgün yansıma, ışığın ayna gibi parlak yüzeylerden basitçe ve öngörülebilir bir şekilde yansımasıdır.تعكس الأسطح اللامعة كالمرآة الضوء بصورة بسيطة ومتوقعة.
Esmé'nin tırnakları yenmiştir ama konuşma boyunca saçlarını düzgün tutmak için çaba harcar.تغلبت أسماء على اظافرها ولكن طوال المحادثة كانت تبذل قصارى جهدها من أجل الحفاظ على شعرها مرتب .
Dar kanatları ve düzgün biçimli karınları, açıkça hızlı uçmak için adaptasyonlardır.تمثل الأجنحة الضيقة والبطن الانسيابي وسائل تكيف من أجل الطيران السريع.
Lizzie yapacağı yalancı şahitlikle yüksek tabakanın kabul ettiği, düzgün bir vatandaş haline gelecektir.ليزى ستُقبل في الطبقة الراقية بشهادتها الزور التى سَتُدلى بها ، وستصبح مواطنة سوية .
SQLI'ın bu türü, kullanıcı tarafından girilen alanın tür kontrolü düzgün yapılmadığında oluşur.هذا الشكل من الاختراق يحصل عندما لا يتم التأكد من نوع الحقل المدخل من قبل المستخدم.
Bu kavimden önceki Cemdet-Nasr halkının kullandığı tuğlalar ise, düzgün dikdörtgen prizma biçimindeydi.هؤلاء الناس الذين كانوا من أتباع بهاء الله حين أسس البهائية.
Son olarak burada düzgünce kıvrılarak düzleştirilir.وفي النّهاية, الالتهاب الجلدى ينقشع تمامًا .
Görüyorsun ya, bunu düzgün yazmayı bile beceremiyorum.أنا متأكدة من ذلك، أترى؟ لا أستطيع حتى أن أكتب هذه الرسالة بشكل جيد، لا أستطيع أن أقرأ.
Akane manga da çok daha düzgün gözükür.النمور شكلها أفضل .
Gelir dağılımı ise çok daha düzgüseldir ve "pastanın nasıl bölüneceği" ile ilgilenir.A distribuição de renda é muito mais normativa e cuida de "dividir o bolo".
Düzgün beşgenler, her bir kenar uzunluğu ve her bir iç açısının ölçüsü birbirine eşit olan beşgenlerdir.São cinco as vogais nasais, também longas e curtas: /ĩ ẽ ã õ ũ/; /ĩː ẽː ãː õː ũː/.
Bu faktörler değerlendirilmeden, bir galaksi düzgün ve kalıcı bir yaşam yaratamaz.Sem cumprir estes fatores, não é possível uma região galáctica criar ou sustentar a vida com eficiência.
Düzgün bağlantılar için, ilişkili holonomi monodromi türüdür, ve doğal olarak küresel bir kavramdır.Para conexões planas, a holonomia associada é do tipo monodromia, e é um conceito inerentemente global.
Son olarak burada düzgünce kıvrılarak düzleştirilir.No fim, as incisões são suturadas.
Düzgün sobala kullanımı, iç mekan hava kalitesini %85'e kadar iyileştirir.A utilização de fogões adequados pode melhorar a qualidade do ar interior em 85%.
Gallente gemileri düzgün, iyi tasarımlı ve zırhlı ve drone savaşlarında uzmandır.Naves Gallentes são polidas e bem estruturadas, e se especializam em drones e em canhões elétricos.
Bacaklar düzgün biçimlendirilmiştir.Pernas bem desenvolvidas.
Matematiksel şekillerin listesi ^ TDK ^ Düzgün SekizyüzlüVariável Constantes físicas Constantes matemáticas
Tüm bölümler doldurulduğunda kâğıtlar açılır ve cevaplar düzgün bir cümle kuracak şekilde sırayla okunur.Se todos os ramos se fecham, a prova está completa e a fórmula original é uma verdade lógica.
Düzgün çalışan bir işleyen bellek daha iyi bir uzun süreli bellek kodlamasını beraberinde getirir.Uma boa memória de trabalho está relacionada a uma melhor codificação de memória de longa duração.
Onun için isminin düzgün telaffuz edilmesine büyük özen göstermektedir.Seu verdadeiro nome é perigoso demais pronunciar.
Ekvatoral iklim bölgesinde yağış bol ve yıla düzgün dağılmıştır.Na região alpina, há abundância e boa distribuição das chuvas no decorrer do ano.
Eğer muradı olursa da, oğluna Düzgün adını verir.Recusando, ela se aperta firmemente para o filho.
Bir başka yolsa; Pazar'dan Hemşin yolu üzerinden daha uzun ama biraz daha düzgün bir yol.Utilizava uma estrada melhor do que a da outra coluna mas mais longa.
Ayaz, doğru düzgün bir ilişkiye giremeyen çapkın bir kişiliğe sahiptir.A letra evoca um relacionamento que não deu certo.
Spusk-1 düzgün çalışıyor.Spusk-1 werkt goed.
Boyun hafif eğik veya düzgün, beş dişli biz biçimindedir.De vijfgangs-Saddlebred kan daarnaast ook de slow gait (langzame tölt) en de rack (snelle tölt).
Bu uçların devreye düzgün şekilde bağlanması gerekir.De verbindingsleidingen moeten goed geïsoleerd worden.
Düzgün konuşamaz.Praten kan hij niet.
Kenarları düzgün olmayan bir dörtgen biçimindedir; batı kesimi dışında kıyıları derin girintilerle örülüdür.De zeeën en oceanen zijn niet overal even diep en de kusten zijn grillig gevormd.
Söz konusu cisim düzgün veya parlak olmamalıdır.De bladrand is gaaf of onduidelijk getand.
Kabuğu düzgün, yaşlanınca çatlaklıdır.Het koppel kan dan gelukkig oud worden.
Mantarların bir torba içerisine düzgün olarak istif edilmesi ile yapılmışlardır.Dan kan de koffer tijdelijk worden opgeslagen in een buffer.
Son olarak burada düzgünce kıvrılarak düzleştirilir.Het loopt uiteindelijk slecht af met de lijfarts.
Ayak Bileği: Dayanıklı, düzgün açılı, dik değildir.Onderarm: recht, voldoende bespierd, Krachtige, niet grove beenderen.
Son golünü Rusya'ya ceza sahası içinden düzgün bir vuruşla ağlara gönderdi.Raí scoorde in de groepswedstrijd tegen Rusland vanuit een strafschop.
Görüyorsun ya, bunu düzgün yazmayı bile beceremiyorum.Jak widzisz, nie umiem nawet poprawnie tego napisać.
Fiziksel düzgünlük Yahudi kültüründe çok önemlidir.Sport i sprawność fizyczna zawsze odgrywały duże znaczenie w żydowskiej kulturze.
Kahin, köylülere düzgün bir küp biçimindeki Apollo sunağını iki katına çıkarmalarını önermiştir.Wyrocznia delficka: Powiększcie dwukrotnie objętość ołtarza Apolla, zachowując jego kształt sześcianu!
Az çok düzgün iplikler halinde görülür.Występują one na niedużych głębokościach.
Köy yolu gayet düzgündür.Dróg lokalnych jest ok.
Bu yer düzgün ve mümkünse yumuşak zeminli ve genişçe bir alanın ortasında olmalıdır.Najlepiej rośnie na próchnicznej, żyznej i lekko kwaśnej glebie w nasłonecznionym i osłoniętym miejscu.
Bacaklar düzgün biçimlendirilmiştir.Kolana prawidłowo ukątowane.
Düzgün dört yüzlü öz-çifteştir (İng. self-dual).Szczakowianka Jaworzno 4 - 2 Tłoki Gorzyce (pol.).
Şu anlamlara gelebilir: Orhan Düzgün - (d.Come What May) Kiedyś zrozumiesz (oryg.
Düzgün On altıgenin Bir İç Açısı 157.5'dir.Ciepło właściwe struwitu wynosi 1,65-1,7.
Kabul eder ve serbest kalıp ailesiyle düzgün bir hayat yaşamaya başlar.Ma on zamiar skończyć z nałogiem i rozpocząć uczciwe życie szanowanego obywatela.
Kilisenin dış cephesi düzgün moloz taşlarla yapılmıştır.Fundament kościoła jest wykonany z ociosanych bloków kamiennych.
Son olarak burada düzgünce kıvrılarak düzleştirilir.W końcowym etapie zgnilizny drewno ulega sproszkowaniu.
Henüz düzgün bir kanıt olmamasına rağmen numarasal benzetmeler geçerliliğine destekleyici kanıtlar sunar.Även om inga formella bevis ännu finns, stöder numeriska simuleringar dess giltighet.
Bu dizinler düzgün bir şekilde kategorize edilmiştir.De jämna avsnitten har firats ordentligt.
Ayrıca dili zamanın göre çok düzgündür.Språket är för sin samtid lättförståligt.
Ancak planları her zaman için düzgün biçimde işlemiyordu.Planerna genomfördes inte alltid fullt ut.
Hiçbir zaman düzgün bir işi olmayan Karagöz eğitim almamıştır.Hon ska aldrig själv ha fått någon egentlig utbildning.
Ancak kafatasının geçmişini doğrulayacak düzgün bir kanıt bulunamadı.Man har ännu idag inte lyckats klarlägga klanens ursprung fullt ut.