Ana içeriğe geç
Sözlük

düzgü ile cümle

düzgü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ancak bu sistemi düzgün olarak kullanabilmek çok zordu.Men det var svårt att använda.
Düzgün bir planlama yapmanın imkanı kalmamıştı, üretim çarkları işleyemez hale gelmişti.Det blev en försiktig start, då ingen ville riskera att förstöra sina däck.
Bunlar arasında 40 kişi düzgün Lehçe konuşmaktadır.Cirka 40 av dessa var dekorerade med falska huvuden.
Bu durumdan şu soru ortaya çıkar: bütün düzgün çokgenler pergel ve çizgilik ile çizilebilir mi?Це наводить на питання: чи можливо побудувати усі правильні багатокутники лінійкою та циркулем?
Hiçbir zaman düzgün bir işi olmayan Karagöz eğitim almamıştır.Хто думає інакше, у того ніколи не було гарного вчителя.
Son olarak burada düzgünce kıvrılarak düzleştirilir.В останньому випадку істотно зменшуються викиди шкідливих речовин.
Bacaklar düzgün biçimlendirilmiştir.Ноги добре розвинені.
Birçok program ve özellikleri Switcher ile düzgün çalışmıyor.Mnoho programů a funkcí nebylo se Switcherem kompatibilní.
Taş blokları öyle ustaca, düzgün kesilmiştir ki aralarına ince bir kâğıt bile sokmak mümkün değildir.Kamenné bloky jsou na sebe tak přesně naskládané, že mezi ně není možné vložit nůž.
Çekimler düzgün geçmişti lakin tamamlanmış filmin sansürü geçmesi kolay olmadı.Natáčení bylo obtížné a jemu se výsledný film nelíbil.
(XXXI.12) Cesedi hiçbir zaman bulunamamış ve düzgün bir şekilde gömülmemiştir.Jeho tělo nebylo nikdy nalezeno ani řádně pohřbeno.
Onun için isminin düzgün telaffuz edilmesine büyük özen göstermektedir.To vše vyžaduje jeho dobrou pověst.
Henüz düzgün bir kanıt olmamasına rağmen numarasal benzetmeler geçerliliğine destekleyici kanıtlar sunar.Zatím neexistují žádné formální důkazy, výsledky numerických simulací však podporují její platnost.
Aralarında düzgün bir iletişim yoktur.Neměli spolu dobré vztahy.
Düzgün patika yoldan tepeye çıkacakların yanlarına su almaları önerilir.Courek by byl radši, kdyby voda přišla k nim.
Katlama - düzgün ikincil yapıların benzerliği, ama evrimsel akrabalık belirtisi yok.KVÍZ - pořad obdobný Sexy výhře, ovšem bez nevhodného obsahu.
Bu nedenle bu tarayıcılar çok düzgün işlemiyordu.Proto detektory musí být tak ohromné.
Bacaklar düzgün biçimlendirilmiştir.Nohy byly dobře osvaleny.
Düzgün ve buruşuk tohum morfolojislerini belirleyen genler gibi.Definuje správný životní styl mormonů.
Hiçbir zaman düzgün bir işi olmayan Karagöz eğitim almamıştır.Mnoho vojákům se nikdy nedostalo řádného výcviku.
Düzgün bir yerçekimi alanında, bir noktada çekim potansiyel yüksekliği ile orantılıdır.V rovnoměrném gravitačním poli je gravitační potenciál přímo úměrný výšce.
Ancak planları her zaman için düzgün biçimde işlemiyordu.Ne vždy mu ale jeho plány vyjdou.
Kabuğu düzgün, yaşlanınca çatlaklıdır.Řez je nezbytný, rychle stárne.
Görüyorsun ya, bunu düzgün yazmayı bile beceremiyorum.Vezi, nici nu pot să scriu cum se cuvine.
Henüz düzgün bir kanıt olmamasına rağmen numarasal benzetmeler geçerliliğine destekleyici kanıtlar sunar.Deși nu există nicio demonstrație pentru aceasta, simulările numerice aduc dovezi în sprijinul său.
K, düzgün bir kütleçekimsel alandır.T este o ordonare totală strictă.
Düzgün beslendiği takdirde çok kolay bir biçimde ürerler.Dacă sunt hrăniți în mod nepotrivit pot ajunge ușor la obezitate.
Hiçbir zaman düzgün bir işi olmayan Karagöz eğitim almamıştır.Pe scurt, nu am făcut niciodată ceva ce nu se cuvine unui medic cinstit și onorabil.
Taş blokları öyle ustaca, düzgün kesilmiştir ki aralarına ince bir kâğıt bile sokmak mümkün değildir.Toate pietrele din interior se potrivesc așa de bine, încât nu poți strecura nici un card între ele.
Düzgün bir şekilde plastik paketlerde süpermarket raflarında olsun isterler." olarak değerlendirdi.Azt akarják, hogy a szupermarketben ízlésesen műanyagba csomagolják.”
İnsanların düzgün yaşaması, özellikle çocuk hakları için bir ölçün teşkil eder.Általánosságban véve e mutató az emberi jólét mérőszáma, különös tekintettel a gyermekek jólétére.
Düzgün ÖzatlıJól tanítható.
Düzgün giyimli, medeni ve aile düzeni olan insanlardı.Másként öltözött a nemes, a jobbágy és a polgár.
Son olarak burada düzgünce kıvrılarak düzleştirilir.Végül megfelelően rögzítik a bőrhöz.
Spusk-1 düzgün çalışıyor.A CSK-1 megsemmisítette.
Kabul eder ve serbest kalıp ailesiyle düzgün bir hayat yaşamaya başlar.Én igennel felel, és új életet kezd… …kezdene.
Düzgün fonksiyon: Tüm basamakları türevlidir.Téglalap: minden szöge derékszögű.
Bacaklar düzgün biçimlendirilmiştir.A lábak egyenesek.
Köy yolu gayet düzgündür.Az út jó állapotú.
Ana caddeler ve ara yollar gayet düzgündür.A fő utak és autópályák jobb minőségűek.
Ray altlarının düzgünleştirilmesi için, raylar altına 43.000 m³ beton dökülmüştür.A jégár tetőzésekor 45000 m³/s-nyi víz zúdult alá.
Genel Müdürlük ve Genel Yayın Yönetmenliğini Başaran Düzgün yapmaktadır.A világelnök és a főtitkár is készségesen válaszoltak.
Düzgün fonksiyon: Tüm basamakları türevlidir.Puhtaat arvotiilet: kaikki tiilet ovat arvotiiliä.
Bu durumdan şu soru ortaya çıkar: bütün düzgün çokgenler pergel ve çizgilik ile çizilebilir mi?Tämä herätti kysymyksen: voidaanko kaikki säännölliset monikulmiot konstruoida harpilla ja viivoittimella?
Düzgün (eşkenar çokgenlerden meydana gelen) döşemelerden ikisi p6m, biri p4m kategorisine aittir.Kolmesta säännöllisestä laatoituksesta kaksi kuuluu tapettiryhmään p6m, kolmas ryhmään p4m.
Düzgün fiziği Warner Bros. şirketi yapımcılarından Hal Wallis'in dikkatini çekti.Pian tämän jälkeen Warner Bros. -levy-yhtiö kiinnostui Van Halenista.
Bu durum müziğin düzgün bir şekilde ilerlemesini sağlar.Näin musiikista saadaan entistä nopeampaa.
Bir düzgün beşgen, iç açılarının her biri 108° olan.Tasakulmainen viisikulmio on konveksi ja sen kaikki kulmat ovat 108°.
Bu nedenle bu tarayıcılar çok düzgün işlemiyordu.Tästä syystä pestyt hiekat eivät toimi yhtä hyvin.
Eğer muradı olursa da, oğluna Düzgün adını verir.Ympärileikkauksen yhteydessä poika saa nimen.
2006'da kısa bir süre Düzgün TV'de çalıştı.Hän on näytellyt myös televisiosarjassa Kova laki vuonna 2006.
Düzgün ongenin bir iç açısı 144'tür.Jaksollisessa järjestelmässä 49 on indiumin järjestysluku.
Düzgün bir planlama yapmanın imkanı kalmamıştı, üretim çarkları işleyemez hale gelmişti.Menetelmä ei kuitenkaan ollut riittävän tehokas tuottaakseen saippuan valmistuksessa tarvittavan soodan.
İnsanların düzgün yaşaması, özellikle çocuk hakları için bir ölçün teşkil eder.Poliittisesti sitoutumaton järjestö edistää muun muassa lasten oikeuksien toteutumista.
Görüyorsun ya, bunu düzgün yazmayı bile beceremiyorum.Βλέπεις δεν μπορώ μήτε να γράψω... ακόμη κι αυτό.
O bu tür terimlerin insan cinselliğinin düzgün ve doğal işlevini aşağıladığını iddia etmiştir.Τις έβλεπε ως πρόσφορο τρόπο για να εκθέσει την ανόητη και σφάλλουσα φύση του ανθρώπου.
Bölgede düzgün yollar ve demiryolları azdır.Στις πόλεις υπάρχουν ελάχιστοι και μικροί δρόμοι.
Bu dizinler düzgün bir şekilde kategorize edilmiştir.Τα τμήματα αυτά λέγονταν moeniana.
Diğer korunma önlemleri arasında ellerin yıkanması ve yemeğin düzgün pişirilmesi sayılabilir.Άλλα μέσα πρόληψης συμπεριλαμβάνουν το πλύσιμο των χεριών και το σωστά μαγειρεμένο φαγητό.
Bu uçların devreye düzgün şekilde bağlanması gerekir.Σε όλα τα κυκλώματα να είναι ορθά συνδεδεμένα.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
düzgü ile cümle - Sayfa 10 - düzgü kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App