düzensiz ile cümle

düzensiz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Saturn'ün düzensizleri Jüpiter'den biraz daha kırmızıdır.Saturn's irregulars are slightly redder than those of Jupiter.
Bu tip düzensizliklere de genel olarak Kelvin-Helmholtz instabiliteleri adı veriliyordu.In particular, they may exhibit Kelvin–Helmholtz instability.
Her kemik düzensiz dörtgen biçimindedir ve iki yüzeyi, dört kenarı ve dört açısı vardır.Each bone is roughly quadrilateral in form, and has two surfaces, four borders, and four angles.
Alman savunması, Minsk Taarruzu ardından halen nispeten düzensizdi.The German defenders were still in comparative disarray after the Minsk offensive.
Toz parçacıkları ışığı düzensiz bir biçimde dağıtabilir.Dust particles can scatter light nonuniformly.
İlk öncelikli olarak adet düzensizliği sorunu çözülür.The cause of division must first be removed.
Jüpiter'in düzensizlerigriden biraz kırmızıya kadar, C ile birlikte, P ve D tipi astroitler.Jupiter's irregulars are grey to slightly red, consistent with C, P and D-type asteroids.
Pompeius'un lejyonları artık hatlarını bozmuş ve düzensiz biçimde kaçmaya başlamıştı.The Pompeian legions broke their lines and fled in disorder.
Filippikos güçleri düzensiz şekilde Roma topraklarına geri döndüler.Philippicus' forces fled in disorder back into Roman territory.
Her iki durumda da bileşen galaksilerin çoğu düzensiz galaksilerdir.In both cases, many of the constituent galaxies are irregular galaxies.
Agathias, düzensizliğin hüküm sürdüğünü not eder.Agathias notes that disorder reigned.
Aldebaran, LB tipi yavaş düzensiz değişen bir yıldızdır.Aldebaran is a slightly variable star, of the slow irregular type LB.
Diğer üyeler ise tuhaf sarmal gökada NGC 660 ve bazı küçük düzensiz gökadalardır.Other members include the peculiar spiral galaxy NGC 660 and several smaller irregular galaxies .
Düzensiz P dağılımlı ise, hacimde yük üretilir.For non-uniform P, a charge is also produced in the bulk.
Gözdeki mavi iris, irisin içindeki düzensiz bir tabakada Tyndall saçılımından dolayıdır.A blue iris in an eye is due to Tyndall scattering in a translucent layer in the iris.
Arka orta gözler yandakilerden daha büyük, düzensiz ve neredeyse bitişiktir.The eyes are large, dark, and set fairly far apart.
Parlak yay ve noktalar ana ovallerin içerisinde düzensiz bir şekilde bulunurlar.Bright arcs and spots sporadically appear within the main ovals.
Sık sık ve düzensiz görülen ağır adet kanaması menometrorajidir.Heavy menstruation that occurs frequently and irregularly is menometrorrhagia.
Sekiz ila 20 gün arasındaki uzunluk değişimi, orta düzensiz döngü olarak kabul edilir.Lengths ranging between eight and 20 days are considered moderately irregular.
Kiviuq, Satürn'ün düzensiz uydularındandır.Then follows a satirical denunciation of the idols.
Sırp tarihçi Vladimir Ćorović bu durumu kargaşa ve düzensizlik olarak görür.Serbian historian Vladimir Ćorović deemed the location unknown.
Ayrıca, kimse düzensizlik kuramındaki düzenin uygulanabilirliğini anlayamamıştır.Moreover, nobody is sure if they could continue to meet his unique dietary requirements.
Düzensiz galaksiler genellikle belirli aralarla starburst etkinliği sergilerler.Irregular galaxies often exhibit spaced knots of starburst activity.
Bu zarlar düzensiz sıkı bağ dokusundan yapılmışlardır.These paper series are untrimmed raw paper.
Kuyrukları düzensiz, kanatları da etaplar hâlinde tüy değiştirir.The stems carry uninterrupted spiny wings along their lengths.
Çiçekler düzenli veya bir dereceye kadar düzensizdir.The flowers are frequently imperfect or distorted.
Bilincinde olsa bile, şişlik konfüzyon ya da hafıza kaybı, düzensiz ruh hallerine neden olabilir.Even though she's awake, the swelling can cause confusion or memory loss, erratic mood swings.
(Sanırım bunu kadar düzensiz yapmamalıyım)(I probably shouldn't be doing it this messy.)
Bu benim çok düzensiz çizgiler.Those are my very uneven lines.
Böyle bir estetik var, düzensizlikten çok rahatsız oluyoruz.It's a certain type of aesthetic. We're very uncomfortable with untidiness.
Radyo paraziti gibi, öylesine düzensiz bir çınlama ki.It's white noise; it's such a chaotic ringing.
Aşağıdaki çizimde düzensiz ses kirişlerinin titreşimlerini gösteren bir örneğini görebilirsiniz.So on the bottom trace, you can see an example of irregular vocal fold tremor.
Bu kanun derki entropi, sistemin düzensizliğinin ölçülmesinin bir ölçütüdür ki, herzaman artar.This says that entropy, which is a measure of the disorder of a system, will always increase.
Düzensizlik ve yozlaşmanın gerçekliğiThe truth of social entropy.
Yaş 40'ı geçtiğinde, bıçak fırlatma düzensiz bir hal alıyor.Past the age of 40, knife-throwing becomes erratic.
Düzensiz olmayayım.I don't want to be messy.
Yani elimizde şu var: Gözenek açık olduğu zaman, düzensiz de olsa bir akım var.So, what you have is that when the pore is open, you get some current sometimes.
Saçları dağınık, elbisesinin ön kısmı düzensiz, çıplak ayakları ise biraz çirkin.The priest of her times said that she looked like
- Ve, bu kütlenin dağılımının düzensiz olduğunu söyleseydim.And even more, this volume-- this area of space or whatever-- its mass is not uniform.
Fakat bazı fiiller düzensizdir.But some verbs are irregular.
Böylece Erez ve ben 100den fazla düzensiz fiilin 12 yüzyıl boyuncaLike the verb "to wed" that you see here has become regular.
Doğru ve çok da düzensizler!Right, and orderlies!
Kalp ritminiz düzensizleşir ve 45 dakika sonra olan budur.Your rhythm becomes irregular, and that's what happened 45 minutes later.
Kolaylıkla görebiliyoruz ki, bu resim renklerin düzensizliği.And we can see here very clearly, it's a confusion of color.
Resmin çeşitli elementlerinin çeşitli resimleri -- tamamen düzensiz bir yapı.The various pictures here of the various elements of the picture -- the whole thing is unstructured.
Dünyada 1,8 milyar kişi bu düzensiz ve resmi olmayan ekonomi içinde çalışır.1.8 billion people around the world work in the economy that is unregulated and informal.
Düzensiz dozajlarda aldık.We took irregular dosage.
Rahman'ın bu yaratmasında bir düzensizlik bulamazsın.Do you see any disproportion in the creations of Ar-Rahman?
Düzensiz kar yağışı ihtimaliweather forecastChance of snow squalls
Yerel düzensiz kar yağışıweather forecastLocal snow squalls
Düzensiz kar yağışıweather forecastSnow squalls
düzensiz fiillerirregular verbs
Bütün toplumumuz büyük bir düzensizlik içerisinde ve bizi düzene sokabilecek kimse yok.Out entire country is such a mess and there is nobody who would be able to bring about order.
Ancak Hamoviç, piyasadaki düzensizliğin daha uzun sürebileceği yönünde de uyarıda bulunuyor.However, she cautions, market disruptions could last longer.
Atina Olimpiyat Oyunları da maalesef bu yeni düzensizlik içinde yapılacak ilk olimpiyat olacak.Unfortunately, the Athens Olympic Games are the first to be held amidst this new disorder.
AK: Bölgede sürekli ama düzensiz bir ilerleme varEC: steady but uneven progress in the region
Arnavutlar enerji arzındaki düzensizliklere ve bazen de hepten kesintilere alışıklar.Albanians are used to irregular supplies and sometimes outright shortages of energy.
Gergin bir ortam yalnızca düzensizlikle ilgilenenlere uyar."The tense situation suits only those who are interested in disorder."
Oylama süreci, bazı "usulsel düzensizliklere" rağmen "genelde iyi yönetildi".The voting process, despite some "procedural irregularities", was "generally well managed".
Azınlıkların seçim çabalarının suya düşmesinin bir nedeni de partilerindeki düzensizlik.One reason the minorities' election efforts failed lies in their parties' disarray.
İlgili Sayfalar