1978 yılından bu yana düzenli olarak verilmektedir.Выпускается непрерывно с 1978 года.
İlçede düzenli akarsu yoktur.В низовье постоянного русла не имеет.
Orada ‘’Sevilla Derneği Kütüphanesi’’ni düzenli olarak ziyaret etmeye başladı.ООО "Слобода ТЦ «Гостиный двор» все-таки откроют?
Yıldırım toplarının uluslararası komitesi (ICBL) konuyla ilgili düzenli seminerler vermektedir.На базе КФХ «Богомаз» регулярно проводятся обучающие семинары крупных международных отраслевых компаний.
Ancak buna rağmen düzenli bir kilise örgütlenmesi yapılabilmesi olanaksızdı.Безусловно, это неприемлемо ни для одной православной церкви.
1950 yılından beri Abruzzo düzenli ekonomik büyümeye sahiptir.حافظ أبروتسو منذ الخمسينات على نمو اقتصادي مطرد.
Temiz ve düzenli giyinmeye önem verirdi.كان يهتم بلباسه نظيفاً مُهندماً.
Savaştan sonra Finlandiya Savunma Kuvvetleri ve düzenli bir polis gücü kurulmuştur.بعد الحرب، تم تأسيس قوات الدفاع الفنلندية وخدمة الشرطة النظامية.
Gördüğü tek düzenli tahsil, Paris’teki bir buçuk senelik tahsilidir.فكانت أول دراسة يتلقاها بشكل منتظم, هي دراسته لمدة عام ونصف العام في باريس.
Normalde Osmanlı Ordusu, yalnızca 20 ile 45 yaş arasındaki gayrimüslim erkekleri düzenli orduya alıyordu.تقليدياً، كان الجيش العثماني يجند فقط الذكور غير المسلمين الذين تتراوح أعمارهم بين 20 و45 في الجيش النظامي.
Çoğu biçimci yaklaşım düzenli ifadeleri oluşturmak için takip eden işlemleri sağlar.معظم الشكليات توفر العمليات التالية لبناء تعبيرات المنطقية.
Beyaz Muhafızların birlikleri II. Dünya Savaşı'nda düzenli ordu altında hizmet verdiler.خدمت عناصر الحرس الأبيض في الجيش النظامي خلال الحرب العالمية الثانية.
Ancak Ortodoks inancına mensup kişilerin büyük bir bölümü düzenli olarak kiliseye gitmemektedirler.ومع ذلك فإن الغالبية العظمى من المؤمنين الأرثوذكس لا يحضرون الكنيسة بشكل منتظم.
MSG, genel olarak düzenli gıda işleme koşulları altında istikrarlıdır.وبوجه عام، يعتبر MSG مادة مستقرة تحت الظروف العادية لمعالجة الطعام.
Annesinin yeni eşinden iki çocuğu vardır (Emma'nın üvey kardeşleri) ve düzenli olarak onlarla kalmaktadır.أما والدتها فأنجبت طفلان من زوجها الجديد، وعاشت إيما معهم بشكل مستمر.
Düzenli egzersiz yapılmalıdır.ممارسة التمارين بانتظام.
Ayrıca Japonya Deniz Öz Savunma Kuvvetleri RIMPAC deniz tatbikatlarına düzenli olarak katılmaktadır.والبحرية اليابان قوات الدفاع الذاتي هو مشارك منتظم في RIMPAC تدريبات بحرية.
Ödüller her yıl düzenli olarak verilmektedir.تعطى الجائزة بصورة سنوية.
İki temel antlaşmanın konsolide versiyonu düzenli olarak Avrupa Komisyonu tarafından yayınlanmaktadır.وتنشر المفوضية الأوروبية بانتظام الصيغة الموحدة للمعاهدتين الأساسيتين.
Güvenlik malzemeleri düzenli olarak kullanıcının güvenliği açısından test edilmektedir.يتم اختبار معدات السلامة بشكل منتظم للتأكد من أنها لا تزال حماية المستخدم.
Kullanıcıyı kimliğini doğrulamak için düzenli ve kızılötesi kameraların kullanımını birleştirir.فهو يجمع بين استخدام الكاميرات العادية والأشعة تحت الحمراء لمصادقة المستخدم .
Prolin ve glisin bazen "sarmal kırıcı" olarak bilinir, çünkü α-sarmal omurga yapısının düzenliliğini bozarlar.البرولين والجليكاين تعرف أحيانا باسم "قواطع الحلزون" لأنها تعطل انتظام التشكيل الفقري لولب α.
Düzenli olarak rol aldığı Theaterstudio Berlin'de tiyatro okulunu bitirdi.وقد أنهت دراستها بمدرسة المسرح في برلين من مدرسة الدراما بشكل منتظم.
Merapi Yanardağı, Endonezya'daki en aktif yanardağdır ve 1548'den beri düzenli olarak patlamaktadır.يعد بركان جبل نيرابي من أنشط البراكين في إندونيسيا وهو ينشط بشكل منتظم ولكن متقطع منذ عام 1548 م.
Daha sonra bu kurum düzenli orduyla birleşti.وكان هذه أقرب إلى مايكون إلى الجيش النظامي .
Tip 2 diyabetli tüm kişilerin düzenli olarak göz doktoru muayenesinden geçmesi önerilir.يُنصح جميع المصابين بالسكري النمط الثاني بإجراء فحص العيون بانتظام.
Tip 2 diyabetin başlangıcı, doğru beslenme ve düzenli egzersizle önlenebilir veya geciktirilebilir.يُمكن تأجيل أو الوقاية من السكري النمط الثاني من خلال التغذية السليمة وممارسة الرياضة بشكلً مُنتظم.
Düzenli yapılan haşere mücadelesi yılan tehdidini önemli ölçüde düşürebilir.يمكن لمنظمة مكافحة الآفات أن تحد من خطر الثعابين إلى حد كبير.
Düzenli düşman ordularını durduracak güçten yoksun olmaları.وقف قوات العدو التقليدية المدمرة.
Havalimanından düzenli ulusal ve uluslararası uçuşlar yapılmaktadır.يم تسيير رحلات دولية ومحلية من المحطة.
Böylelikle, temiz ve düzenli bir şekilde bayram karşılanmaya çalışılır.الاحتفاء بالعيد بشكل جماعي ومنظّم.
Ve dedi ki: "Onlarla düzenli olarak iletişim halindeyim, bu sıralar bile 3 kez.قال النبيُّ "لقد قلتُ بعدكِ أربعَ كلماتٍ ، ثلاثَ مراتٍ .
Oraya düzenli olarak gelirdi.حيث استقرت هناك بشكل دائم.
Dünyada enfeksiyonun yaygın olduğu yerlerde sıklıkla herkes aynı anda ve düzenli olarak tedavi edilir.في مناطق العالم التي تكون العدوى فيها شائعه , تتم معالجة المصابين ضمن مجموعات مرة واحدة وبجداول منتظمة.
Ayrıca düzenli olarak köşe yazıları kaleme almış.و أرسلت التقارير بشكل منتظم إلى الوالي .
400.000 'den fazla Polak düzenli olarak ve milyonlarcası da bazen futbol oynar.يضم نادي إلفيس وحده أكثر من 4،000 اللاعب في فرق كرة القدم ، في حين أن بتامبيري أكثر من 100 فريق كرة القدم.
Ancak düzenli olarak tıbbi takip gerekmektedir.يجب مراجعةُ الطبيب بصورة منتظمة.
Popüler kültürde zombilere korku ve fantastik temalı, kurgu ve eğlencede düzenli olarak rastlanmaktadır.الزومبي واجهة بانتظام في الرعب والخيال تحت عنوان الخيال والترفيه.
İstanbul Seyahat, Esenler Otogarından feribotla karşılıklı sefer düzenliyor, yolculuk 2 saat sürüyor.ترتبط أوريلاك بباريس برحلتين يومياً بواسطة شركة طيران، كما يمر قربها طريق سريع.
Düzenli beslenen insanlar genelde potasyum katkısına ihtiyaç duymazlar.الأشخاص الصحيون الذين يتناولون طعاما متوازنا نادرا ما يحتاجون مكملات بروتينية.
Aralıktan itibaren, Evra düzenli olarak ilk onbirde yer almaya başladı.بحلول نهاية الموسم كان بدأ في اللعب بشكل منتظم.
Şehir, değişik bölgelere ayrılarak çok düzenli bir yer halindedir.و هذا يعني أن التوقيت المحلي سيكون ثابت لكل منطقة من المناطق المختلفة.
İlk düzenli yarışlar, 17. yüzyılda İngiltere Kralı II. Charles döneminde yapıldı.ثم تم اعطائها إلى تشارلز الأول ملك انكلترا في القرن 17.
Video, günümüzde de düzenli olarak çeşitli kanallarda yayınlanmaktadır.وبعض التغييرات هي موضوعات متكررة للجدل في كل منتدى على الإنترنت للمسلسل حتى اليوم.
1792 de Fransız mühendis Claude Chappe lille ve Paris arasında ilk düzenli görsel telgraf sistemini kurdu.في عام 1792، بني كلود كاب، مهندس فرنسي،أنشأ أول نظام أبراق بصرية ثابتة (او أعمدة الإشارة) بين ليل وباريس.
Düzenli olarak her yıl halka açık şenlik düzenlenir.الملكية المشتركة يجب تأكيده سنويا.
Düzenli bir şekilde doğum kontrol hapı alan erkeklerin hamile kalmadıklarını biliyor muydun?هل تعلم أن الرجال الذين يتناولون حبوب منع الحمل بانتظام لا يحمِلُون؟
O zamandan beri, bir dizi UNESCO heyeti düzenli olarak siteyi ziyaret etti ve projeye katkıda bulundu.Desde então, uma série de missões da UNESCO visita regularmente o local e ajuda com o projeto.
Sadece Şubat ayında 1958 TV haber yayını "Haber" adı düzenli temeli haline geldi.Somente em fevereiro de 1958 noticiário de TV "News" nome tornou-se uma base regular.
Astronotlara Dünya'dan düzenli olarak ikmâl malzemeleri yollanacaktır.Aos astronautas seriam enviados suprimentos da Terra regularmente.
Ancak Ortodoks inancına mensup kişilerin büyük bir bölümü düzenli olarak kiliseye gitmemektedirler.No entanto, a grande maioria dos crentes ortodoxos não frequentam a igreja regularmente.
Rabal, 1947' de tiyatroda düzenli olarak çalışabileceği bir iş buldu.Em 1947, Rabal conseguiu alguns trabalhos regulares no teatro.
15 yaşında Nanaimo'daki restaurantlarda düzenli olarak çalmaya başladı.Aos quinze anos, ela passou a se apresentar regularmente em diversos restaurantes de Nanaimo.
Brandywine Savaşı'nda yaralandı; ancak, yine de düzenli bir geri çekilmeyi organize edebildi.Ferido na Batalha de Brandywine, ainda assim conseguiu organizar uma retirada com sucesso.
Karı ile koca arasında düzenli bir cinsel ilişki yaşanması beklenir.Relações sexuais regulares são esperadas entre o marido e a mulher.
Bu düzenli olan dünyadaki üst seviye fizikçilerin toplanmasıydı.Este era um encontro regular dos maiores físicos do mundo.
"Monster"daki korkunun düzenli bir ilişkiye olan gereksiniminden çıktığını belirtti.Ela acrescentou que o medo em "Monster" surgiu da sua necessidade de ter um relacionamento estável.
Klara koyu bir Katolikti ve düzenli olarak kiliseye giderdi.Klara era uma católica devota e frequentava a igreja regularmente.
Mahrez büyüdükten sonra, tatillerini düzenli olarak Cezayir'de geçirmekteydi.Na juventude, costumeiramente passava suas férias na Argélia.
1950'lerde düzenli olarak desenlerini sergiledi.Durante a década de 1950, exibiu de forma regular os seus desenhos.