Ardından döktüklerini kürekle düzenler ve patatesleri koymak için sıra çeker.Lași goluri, le împlinești pe urmă ca să ferești petele...
Partiler düzenlerler.Cetățenii sărbătoresc.
Frederick Lugard, 1896'da göle bir İngiliz keşif gezisi düzenler.Frederick Lugard brit expedíciót vezett a tóhoz 1896-ban.
ISO 15924, Yazı düzenlerinin isimlerinin temsili için kodlar, birkaç yazı sistemi için iki grup kod tanımlar.Az ISO 15924 szabvány két kódkészletet szab meg az írásrendszerek neveinek megjelenítésére.
Film yönetmeni bir senaryo temelinde, filmin artistik ve dramatik yapısını düzenler.Filmrendező – a film művészeti és dramatikus részeinek elkészítését vezeti.
Yılda 15 kadar üst düzey toplantı düzenler.Évente legfeljebb 15 fő kaphatja.
Hükümdarlar çeşitli sebeplerle toy düzenlerlerdi.A király haragját többféle okkal magyarázták.
Tamgacı: İlteber ile birlikte diğer devletlerle olan ilişkileri düzenler.Tevékenységei: Kiépítette kapcsolatait más szövetkezetekkel.
Yönetim düzlemi, şebeke yönetimi için gerekli işlemlerin trafiğini düzenler.Üzleti folyamat tranzakciók felelősek a tartományok közötti interakciók menedzselésért.
Anadolu'ya gezi düzenler.Útban az anarchizmus felé.
Heihachi ilk turnuvayı düzenler.Heihachi on turnauksen järjestäjä.
IGSO, her yıl farklı bir ülkede Uluslararası Jeodezi Öğrencileri Buluşması (IGSM) düzenler.Joka vuosi IGSO järjestää International Geodetic Students Meeting (IGSM) -tapahtuman eri maissa.
Yarışları Jean Todt'un başkanlığını yaptığı FIA (Uluslararası Otomobil Federasyonu) düzenler.Sarjan järjesti kansainvälinen autoliitto FIA, jonka puheenjohtajana toimii Jean Todt.
Özel hukuk ise dar anlamıyla kişilerin birbirleriyle olan ilişkilerini düzenler.Kaikki moraalisäännöt säätelevät yksilöiden välisiä suhteita.
Bu arada, Gılgamış, Gök Boğası'nı alt etmeleri şerefine bir kutlama düzenler.Pyydystetyn karhun kunniaksi järjestettiin juhlat, karhunpeijaiset.
IGSO, her yıl farklı bir ülkede Uluslararası Jeodezi Öğrencileri Buluşması (IGSM) düzenler.Κάθε χρόνο ο IGSO οργανώνει το Συνέδριο Διεθνών Φοιτητών Γεωδαισίας (IGSM) σε μία διαφορετική χώρα.
Bağışıklık sistemini düzenler.Ρύθμιση ανοσοποιητικού συστήματος.
Köyün genç kızları ise kendi aralarında eğlenceler düzenlerler.Το ανασήκωναν οι νέοι του χωριού στα διάφορα πανηγύρια.
Reklam & İletişim Kömitesi - katılımcılar arasındaki bilgileri düzenler.Πιστεύουμε στην συνεργασία και την ανταλλαγή γνώσεων μεταξύ των συμμετεχόντων.
Göçebe Türkmenlerin düzenleri bozuldu.Το στρατόπεδο των Τούρκων διαλύθηκε.
Partiler düzenlerler.Οι Δεξιώσεις.
Çoğunluk sistemi, çok partili siyasi düzenlerde uygulanan bir seçim sistemidir.Οι εκλογές διεξάγονται μέσα σε ένα πολυκομματικό σύστημα.
Partiler düzenlerler.Festivalens arrangør.
4. İznikçi: Ayakkabıları düzenler.2000: Lancerer sine gummistøvler.
Heihachi ilk turnuvayı düzenler.Er Mathias klar til at tage det første skridt?
Bunun yanında açlık duygusunu ve yeme miktarını da düzenler.Som et svar på dette spiser personen og reduceres følelserne af sult.
Aynı yıl Asur Devleti, Tabal üzerine yeni bir sefer düzenler.Samme efterår oprettede organisationen en modeblog om genbrugstøj.
ISO 15924, Yazı düzenlerinin isimlerinin temsili için kodlar, birkaç yazı sistemi için iki grup kod tanımlar.ISO 15924 er ISO-standarden for navn på skriftsystemer, og definerer to kodesett for skriftsystemer.
Partiler düzenlerler.«Predestined parties?
İnsanların gereksinimlerini sağlar ve onların mukadderatlarını düzenlerler.Og han skal ødelegge de onde og kreve alle mennesker til regnskap for deres gjerninger.
Çin Cumhuriyeti uyrukluk kanunu ise Çin Cumhuriyeti (Tayvan) içerisinde uyrukluğu düzenler.Republikken Kina (Taiwan) har de samme krav som Folkerepublikken.
Santiago'dan haftanın belli günleri ülkenin resmi havayolu şirketi LAN Chile sefer düzenler.LAN Airlines opererer ukentlige flygninger til og fra Santiago i Chile via Punta Arenas.
Minua, Milid ülkesine karşı bir sefer düzenler.Mentzel ble innkalt til militærtjeneste i Nationale Volksarmee.
Yalnızlar otelin işleyişini bozmak için ufak bir baskın düzenler.Pajari besluttet å bruke sine reserver til en knipetangsmanøvre mot hotellet.
Bazı ülkeler tamponları tıbbi cihazlar olarak düzenler.Beberapa negara menetapkan tampon sebagai perangkat medis.
Ailesinin sosyal konumunu korumak adına kızıyla Cal'ın nişanını düzenler.Dia mengatur pertunangan putrinya dengan Cal untuk mempertahankan status sosial keluarganya.
Mason'ın ailesi ona mezuniyet partisi düzenler ve onun başarısının şerefine kadeh kaldırırlar.Keluarga Mason membuat pesta kelulusan dan merayakan kesuksesannya.
Frederick Lugard, 1896'da göle bir İngiliz keşif gezisi düzenler.Kemudian, Frederick Lugard memimpin ekspedisi Britania ke danau ini pada tahun 1896.
Ayrıca merkez, pek çok kısa dönemli sertifika ve diploma programı düzenler.CPET menyediakan berbagai jenis Diploma dan Sertifikat kursus jangka pendek.
Tüm Avrupa'ya charter uçuşlar düzenler.MAskapai ini memulai operasi penerbangan charter di seluruh Eropa.
Düzenlerler ki, ataları ejderha olarak tekrar reenkarnasyona uğrayabilsin.Ia akan dilahirkan kembali sebagai Manu pada manwantara yang akan datang.
Yönetim düzlemi, şebeke yönetimi için gerekli işlemlerin trafiğini düzenler.Gereja usaha untuk mengelola urusan administrasi dengan sesedikit mungkin.
Handa'nın kaligrafi çalışmalarını ve diğer ihtiyaçlarını düzenler.Anh ấy sắp xếp công việc thư pháp của Handa và nhiều thứ cần thiết khác.
Devletler diğer devletlerle ilişkilerini kendileri düzenler.Các quốc gia tự thỏa thuận mối quan hệ giữa họ với nhau.
Hükümdarlar çeşitli sebeplerle toy düzenlerlerdi.Người Trung Quốc ngưỡng mộ con hổ vì nhiều lý do.
4. İznikçi: Ayakkabıları düzenler.Vol 9: Đôi giày vải.
Topluluk her sene 140 kadar toplantı düzenler.Mỗi năm hội kết nạp khoảng 44 người.
Çavuş, erlerle subay arasındaki ilişkileri düzenler.外官とは対の関係にある。
Madde alışverişini düzenler.買い物をすること。
Tüm Avrupa'ya charter uçuşlar düzenler.ヨーロッパ各地への定期航空便を運航している。
Brezilya'nın ulusal yarışmalarını düzenlerler.ブラジルのレース一族である。
Kişilerin eşya üzerindeki mutlak haklarını (ayni haklar) düzenler.人の世のことは(修羅ではない)人同士で決めれば良い。
İşte burada kehriz düzenleri en doğru seçenektir.何が正しい選択かは状況による。
Ardından da bir şölen düzenlerler.その後は共同通信杯(GIII)に駒を進める。
Yeliz’i geliştirmek için Hulki bir dizi etkinlik düzenler.イエヤスの目的を達成させるために、様々な工作をしている。
Dale şehrinde insanlar ölümleri için tören düzenlerler.道教では死者に対しても招魂祭を行う。
IGSO, her yıl farklı bir ülkede Uluslararası Jeodezi Öğrencileri Buluşması (IGSM) düzenler.每年IGSO都会在不同的国家组织 国际测绘学生会议 (IGSM)。
Topluluk her sene 140 kadar toplantı düzenler.每年举办法会260天。
Müzik Şefi aynı zamanda haftada bir gerçekleşen bir dizi konser de düzenler.正殿内另有设立一个戏台,每周均安排有昆曲表演。
Madde alışverişini düzenler.공업 제품을 수입한다.