Bu bir fizik laboratuvarına kurduğum bir düzenek.Ho allestito il tutto in un laboratorio di fisica.
Bu bir fizik laboratuvarına kurduğum bir düzenek.이것은 제가 물리학 연구소에서 설치했던 준비작업입니다
Bu bir fizik laboratuvarına kurduğum bir düzenek.Toto je soustava ve fyzikální laboratoři.
Bu bir fizik laboratuvarına kurduğum bir düzenek.Toto je zostava vo fyzikálnom laboratóriu.
Bu bir fizik laboratuvarına kurduğum bir düzenek.To ustawienie, które stosuję w laboratorium fizycznym.
Bu bir fizik laboratuvarına kurduğum bir düzenek.Είναι μία κατασκευή που έφτιαξα σε ένα εργαστήριο φυσικής.
Bu bir fizik laboratuvarına kurduğum bir düzenek.Това е постановка в лабораторията по физика.
Bu bir fizik laboratuvarına kurduğum bir düzenek.Це установка, яка знаходиться в фізичній лабораторії.
Bu bir fizik laboratuvarına kurduğum bir düzenek.Это установка, которую я поместил в физическую лабораторию.
Bu bir fizik laboratuvarına kurduğum bir düzenek.זהו מערך שהתקנתי במעבדת פיזיקה.
Bu bir fizik laboratuvarına kurduğum bir düzenek.قمت بإعداد هذا الجهاز في مختبر الفيزياء.
Bu bir fizik laboratuvarına kurduğum bir düzenek.右側に
Bu çalışmaları Tayland'da Josh Plotnik için yapıyoruz -- etrafında tek bir halat olan bir düzenek yaptık.1本のロープを巻き付けた装置を用意しました もしもロープの一方だけを引っ張ると
Bu çalışmaları Tayland'da Josh Plotnik için yapıyoruz -- etrafında tek bir halat olan bir düzenek yaptık.조쉬 프로트닉을 위해 연구를 할때 사용하는 실험기구인데 밧줄 하나를
Bu çalışmaları Tayland'da Josh Plotnik için yapıyoruz -- etrafında tek bir halat olan bir düzenek yaptık.laitteen ympäri kulkee yksi ainoa köysi.
Bu çalışmaları Tayland'da Josh Plotnik için yapıyoruz -- etrafında tek bir halat olan bir düzenek yaptık.Вместе с Джошем Плотником в Таиланде мы соорудили предмет с одним только канатом вокруг.
Bu çalışmaları Tayland'da Josh Plotnik için yapıyoruz -- etrafında tek bir halat olan bir düzenek yaptık.את המחקרים הללו אנו עושים בתאילנד עבור ג'וש פלוטניק - זה שיש לנו מתקן סביבו יש חבל. חבל יחיד.
Bu çalışmaları Tayland'da Josh Plotnik için yapıyoruz -- etrafında tek bir halat olan bir düzenek yaptık.نقوم بهذع الدراسات في التايلاند لصالح جوش بلوتنيك -- هو أنه لدينا عدة ملفوفة بحبل، حبل واحد.
Bu düzenek öğrencilerle birlikte geliştirilmiş.Đây là một thiết bị được phát triển cho các em học sinh.
Bu düzenek öğrencilerle birlikte geliştirilmiş.Det her er en installation udviklet med skolebørn.
Bu düzenek öğrencilerle birlikte geliştirilmiş.Diese Installation wurde für Schulkinder entwickelt.
Bu düzenek öğrencilerle birlikte geliştirilmiş.Dit is een installatie die met schoolkinderen werd ontwikkeld.
Bu düzenek öğrencilerle birlikte geliştirilmiş. Düzenek öğrencilerin ellerini algılayabiliyor.Ini adalah instalasi yang dibuat dengan anak - anak sekolah dimana tangan mereka dilacak.
Bu düzenek öğrencilerle birlikte geliştirilmiş. Düzenek öğrencilerin ellerini algılayabiliyor.To je postavitev, ki smo jo razvili z otroki, pri čemer sledimo njihovim dlanem.
Bu düzenek öğrencilerle birlikte geliştirilmiş.Ésta es una instalación desarrollada con escolares.
Bu düzenek öğrencilerle birlikte geliştirilmiş.Ez egy installáció, melyet iskolás gyerekekkel alakítottunk ki.
Bu düzenek öğrencilerle birlikte geliştirilmiş.Il s'agit d'une installation développée avec des écoliers.
Bu düzenek öğrencilerle birlikte geliştirilmiş.이것은 학생들과 함께 진행한 작업입니다.
Bu düzenek öğrencilerle birlikte geliştirilmiş.Questa installazione è sviluppata coi bambini.
Bu düzenek öğrencilerle birlikte geliştirilmiş.To instalacja zaprojektowana we współpracy z dziećmi.
Bu düzenek öğrencilerle birlikte geliştirilmiş.Toto je inštalácia vyvinutá spolu so školákmi.
Bu düzenek öğrencilerle birlikte geliştirilmiş.Toto je zařízení vyvinuté se školáky.
Bu düzenek öğrencilerle birlikte geliştirilmiş.Αυτή είναι μια εγκατάσταση που παρουσιάστηκε από μαθητές.
Bu düzenek öğrencilerle birlikte geliştirilmiş.Ние може да използваме сайматиката също и за лечение и образование.
Bu düzenek öğrencilerle birlikte geliştirilmiş.Це інсталяції, створені школярами.
Bu düzenek öğrencilerle birlikte geliştirilmiş.Это инсталляция, разработанная для школьников.
Bu düzenek öğrencilerle birlikte geliştirilmiş.זה התקן שפותח עם תלמידי בית ספר
Bu düzenek öğrencilerle birlikte geliştirilmiş.هذه المنشأة تم تطويرها مع مدرسة أطفال.
Bu düzenek öğrencilerle birlikte geliştirilmiş.彼らの手が捕捉され、彼らが生み出す
Bu ikisinin beraber gerçekleşmesi gibi bir düzenek yok.Es gibt keine Überprüfungsmöglichkeit, ob beide gleichzeitig auftreten.
Bu ikisinin beraber gerçekleşmesi gibi bir düzenek yok.Il n'y a pas de mécanismes ou ces 2 choses pourrait co-apparaître.
Bu ikisinin beraber gerçekleşmesi gibi bir düzenek yok.Neexistuje žádný mechanismus, kterým by se tyto dvě věci ovlivnili.
Bu ikisinin beraber gerçekleşmesi gibi bir düzenek yok.Neexistuje žiadny mechanizmus, ktorým by sa tieto 2 veci ovplyvnili.
Bu ikisinin beraber gerçekleşmesi gibi bir düzenek yok.Nie ma mechanizmu, powodującego wzajemny wpływ tych dwóch wielkości.
Bu ikisinin beraber gerçekleşmesi gibi bir düzenek yok.Non c'è alcun meccanismo per cui queste 2 cose si influenzino.
Bu ikisinin beraber gerçekleşmesi gibi bir düzenek yok.Не существует никакого механизма, который бы позволил этим двум событиям произойти одновременно.
Bu ikisinin beraber gerçekleşmesi gibi bir düzenek yok.אין שום מכאניזם שיכול לגרום לשניהם לקרות ביחד.
Bu ikisinin beraber gerçekleşmesi gibi bir düzenek yok.従って晴れの時に昇給する確率は
Bunun yerine delil oluţturmak için düzenek kurdular.Ce qu'ils voulaient, c'était filmer des preuves pour monter un procès.
Bunun yerine delil oluţturmak için düzenek kurdular.Co chtěli, bylo natočit jej a získat důkazy k soudu.
Bunun yerine delil oluţturmak için düzenek kurdular.Decisero di filmarlo per raccogliere le prove e costruire un caso giudiziario.
Bunun yerine delil oluţturmak için düzenek kurdular.Det de ville var at filme det for at samle beviser til en sag.
Bunun yerine delil oluţturmak için düzenek kurdular.Lo que ellos querían hacer, era grabarlo para reunir evidencias y llevarlo a corte.
Bunun yerine delil oluţturmak için düzenek kurdular.Αυτό που ήθελαν ήταν να καταγράψουν για να συγκεντρώσουν στοιχεία για το δικαστήριο.
Bunun yerine delil oluţturmak için düzenek kurdular.То, что они хотели сделать, было снять это собрать доказательства, чтобы сделать дело.
Bunun yerine delil oluţturmak için düzenek kurdular.ما كانوا يريدون القيام به، هو تصوير ذلك، ليجمعوا أدلة تبني لهم قضية
Bunun yerine delil oluţturmak için düzenek kurdular.それが撮影した唯一の理由なんです。
Bütün ödüllendirme düzenekleri kötü niyetle bozulabilir.Alla system med incitament kan undermineras.
Bütün ödüllendirme düzenekleri kötü niyetle bozulabilir.Az ösztönzési rendszert összezavarhatja a rosszakarat.
Bütün ödüllendirme düzenekleri kötü niyetle bozulabilir.Bất kì hệ thống động lực nào cũng có thể bị huỷ diệt bởi ý chí thấp kém.