Sanırım Tom düzenli.I think Tom is organized.
Kalkışımız için bir şeyler düzenledin mi?Have you arranged things for our departure?
Biz haberleri oldukça düzenli olarak takip ederiz.We follow the news quite regularly.
Her şey düzenli olmalı.Everything should be in order.
Bu salonda birçok danslar düzenlendi.Many dances have been held in this hall.
Düzenli olarak haberleşiyoruz.We've been communicating regularly.
Bunu düzene sokacağız.We'll clear this up.
Bir toplantı düzenleyeceğiz.We'll set up a meeting.
Düzenlemelerle ilgileneceğiz.We'll take care of the arrangements.
Tom düzenli bir kan vericisi.Tom is a regular blood donor.
Tom düzenli bir kan bağışçısı.Tom is a regular blood donor.
Tom genellikle oldukça düzenli.Tom is usually quite organized.
Onu düzenleyebilir misin?Can you arrange it?
Düzensiz değilim.I'm not disorganized.
O düzenli yemek yemiyor. Ben onun hasta olduğunu düşünüyorum.He's not eating right. I think he's sick.
Tom çok düzenlidir.Tom's very neat.
Düğün için her şey kusursuz bir düzen içinde olmalıdır.Everything must be in perfect order for the wedding.
Tom düzenli görünüyor.Tom seems to be organized.
Tom düzenliydi.Tom used to be organized.
Tom çok düzenli değil.Tom isn't very organized.
Tom asla düzenli değildi.Tom never was neat.
Tom çok düzensiz, değil mi?Tom is very untidy, isn't he?
Tom düzensiz, değil mi?Tom is untidy, isn't he?
Tom çok düzenli, değil mi?Tom is very tidy, isn't he?
Tom düzenli, değil mi?Tom is tidy, isn't he?
Tom oldukça düzenli, değil mi?Tom is quite organized, isn't he?
Tom düzenbaz oluyor, değil mi?Tom is being deceitful, isn't he?
Tom düzenbaz, değil mi?Tom is deceitful, isn't he?
Tom son derece düzensiz.Tom is extremely disorganized.
Tom oldukça düzensiz.Tom is quite disorganized.
Tom çok düzensiz.Tom is very disorganized.
Tom düzenli işçilerimizden biri değil.Tom isn't one of our regular employees.
Tom şimdi odasını düzene sokuyor.Tom is now straightening up his room.
Tom her zaman temiz ve düzenli.Tom is always neat and tidy.
Diller kaslar gibidirler. Düzenli olarak kullanmazsanız onları kaybedersiniz.Languages are like muscles. If you don't use them regularly, you will lose them.
Dairemi düzenlemeliyim.I need to declutter my apartment.
Bir ulus kendi müziğini yaratır - besteci yalnızca onu düzenler.A nation creates music — the composer only arranges it.
Pazartesi için neden bir toplantı düzenlemiyoruz?Why don't we set up a meeting for Monday.
Sen bir düzenbazsın, Tom.You're a rogue, Tom.
Tom Boston'a gezimiz için tüm düzenlemeleri yapmakla sorumlu.Tom is in charge of making all the arrangements for our trip to Boston.
Tom'la konuşman için düzenlemeler yapacağım.I'll make arrangements for you to speak with Tom.
Bu çok düzensiz.This is very irregular.
Kağıtlarınız düzenli görünüyor.Your papers seem to be in order.
O düzenle yaşayabilirim.I can live with that arrangement.
Sana bir bekârlığa veda partisi düzenleyeceğim.I'll throw you a bachelor party.
Her şeyi düzenleyeceğim.I'll arrange everything.
Tom odasını düzenli tutar.Tom keeps his room tidy.
Oda çok düzensizdi.The room was very untidy.
Her şey düzenli mi?Is everything in order?
Keşke İngilizce, Esperanto kadar düzenli olsaydı.If only English were as regular as Esperanto.
Ellerinizi düzenli olarak yıkamak kendinizi hastalıklardan korumak için iyi bir yoldur.Washing your hands regularly is a good way to protect yourself from diseases.
O beni düzenli olarak ziyaret etti.She visited me regularly.
O beni düzenli olarak ziyaret ediyordu.She was visiting me regularly.
Biz düzenli olarak bir araya gelme alışkanlığını edindik.We made a habit of getting together regularly.
Bütün düzenlemeler Tom tarafından yapıldı.All the arrangements were made by Tom.
Her şey düzenliydi.Everything was in order.
Konser nerede düzenlenecek?Where will the concert be held?
Her şeyi düzenledik.We've arranged everything.
Tom'un düzenlediği parti büyük bir başarıydı.The party organized by Tom was a huge success.
Hemşireler yatak yaralarını önlemek için düzenli olarak hastayı çevirdi.The nurses turned the patient regularly in order to prevent bedsores.