Futbol kulübünün düzenli bir üyesiydi.He was a regular member of the soccer club.
O, o piyano müziğini keman için düzenledi.He arranged that piano music for the violin.
O, odayı düzenledi.He put the room in order.
En kısa sürede bir toplantı düzenlenmesini önerdi.He suggested that a meeting be held as soon as possible.
O, bir yaz rock festivali düzenledi.He organized a summer rock festival.
O, gölün çevresinde bir tur düzenledi.He conducted us on a tour around the lake.
O, şimdi odasındaki şeyleri düzenliyor.He is now setting things in order in his room.
Onun katılımı düzensiz.His attendance is irregular.
Düzenleme ile ilgili biraz bilgisi var.He has some knowledge of editing.
O, odasını düzenledi.He put his room in order.
Onlar burada toplantı düzenledi.They held the meeting here.
Onlar Tom'un doğum günü için parti düzenleyecekler.They will get up a party for Tom's birthday.
Onlar neden bir yolcu listesi düzenlemedi?Why didn't they draw up a passenger list?
Onlar bir toplantı düzenlediler.They arranged a meeting.
Özgürlük için bir protesto yürüyüşü düzenlediler.They held a protest march for freedom.
Onlar bir kutlama ziyafeti düzenledi.They held a congratulatory banquet.
Onlar yeni cumhurbaşkanı için bir akşam yemeği düzenlediler.They held a dinner for the new president.
Başkana suikast düzenlemeye kalkıştılar.They attempted to assassinate the president.
Onlar işçilerine düzenli istihdamı garantiledi.They guaranteed regular employment to their workers.
Bir işçi sendikası düzenleyecekler.They will organize a labor union.
Onun için bir hoş geldin partisi düzenledik.We had a welcome party for her.
Onun düğünü ne zaman düzenlenir?When will her wedding be held?
O düzenli bir güzellik.She is a regular beauty.
Çiçekleri güzel düzenledi.She arranged the flowers beautifully.
O, çiçekleri düzenlemeyi seviyor.She likes to arrange flowers.
O her zaman temiz ve düzenli.She is always neat and tidy.
O, beni düzenli olarak ziyaret ederdi.She used to visit me regularly.
O düzenli olarak beni ziyaret ederdi.She used to visit me regularly.
O düzenli olarak piyano çalışması yapar.She practices playing the piano regularly.
Odasını her zaman temiz ve düzenli tutar.She always keeps her room neat and tidy.
Düzensiz bir nabzım var.I have an irregular pulse.
Eşyalara çeki düzen vermek çok zordur.It's very difficult to put things in order.
Pirinç fiyatları hükümet tarafından düzenlenir.Rice prices are regulated by the government.
Avukat benim vasiyetimi düzenledi.The lawyer drew up my will.
Şerif, kasabada düzen tesis etti.The sheriff established order in the town.
Annem odamın düzensiz olmasından hoşlanmıyor.My mother doesn't like my room being untidy.
Annem çiçek düzenleme öğretir.My mother teaches flower arranging.
Ben dışarıdayken odama çeki düzen verin lütfen.Please put my room in order while I am out.
Bir evin düzensiz olmasına katlanabilirim ama kirli olmasından hoşlanmıyorum.I can put up with a house being untidy, but I don't like it to be dirty.
Ayda bir kez toplantı düzenleriz.We hold a meeting once a month.
Düzenli bir hayat sürdürmenin çok iyi olduğunu düşünüyorum.I think it is very good to lead a regular life.
Yarın bu zamana kadar her şeyi düzenli istiyorum.I want everything in order by this time tomorrow.
Yarınki parti için yeme içme işini düzenledim.I arranged catering for tomorrow's party.
İthalat düzenlemeleri son zamanlarda gevşetilmiştir.Import regulations have been relaxed recently.
Düzenli olarak kıyafetler alacak kadar para kazanmıyorum.I don't earn enough money to buy clothes regularly.
Ziyaret eden yazarın onuruna bir parti düzenlendi.A party was held in honor of the visiting writer.
Sıraya gir ve kapıya doğru düzenli olarak yürü.Line up and walk to the door in order.
Düğün töreni hava koşullarından bağımsız olarak düzenlenecek.The wedding ceremony will be held regardless of the weather.
Bu yıl da, amatör müzisyenler için düzenlenen çok sayıda düzenli konserler var.This year too there are many regular concerts for amateur musicians being held.
Ayrıca şirket bilgisi oturumundan sonra bile biz bazen şirket turları düzenleriz.Furthermore, even after the company information session, we sometimes hold company tours.
Öğretmenimize sorduk: "Düğün nerede düzenlenecek?"We asked our teacher: "Where will the wedding be held?"
Alfabeyi yeniden düzenleyebilseydim, U ve I'ı birlikte koyardım.If I could rearrange the alphabet, I would put U and I together.
Toplumsal düzen doğadan gelmez. Gelenekler üzerine kurulmuştur.Social order does not come from nature. It is founded on customs.
Uygurlar arasında, isim verme töreni bir çocuğa isim verildikten sonra düzenlenir.Among the Uighurs, a "Naming Celebration" is held after a child is given a name.
Sünnet partisi ne zaman düzenlenecek.When will the circumcision party be held?
Onlar evlendiğinde bazı Şangaylılar büyük ziyafetler düzenlerler.Some Shanghainese hold large banquets when they get married.
Annemizin memnun olması için odamıza çeki düzen vereceğiz.We will tidy up our room so that Mom is satisfied.
Lütfen en kısa sürede faturamı düzenle.Please make out my bill as soon as possible?
Yarın bir toplantı düzenlenecek.Tomorrow, a meeting will be held.
Oda düzenlenmedi.The room hasn't been made up.