Ana içeriğe geç
Sözlük

düzeltmek ile cümle

düzeltmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Yanlış yaptığımız şeyi düzeltmek zorundayız.We have to put right what we have done wrong.
Düzeltmek için masayı baş aşağı çevirdim.I turned the table upside down to fix it.
Dişlerimi düzeltmek istiyorum.I would like to have my teeth straightened.
Test kağıtlarını düzeltmekle meşgul.He is busy correcting test papers.
Öyleyse, birisinin hatasını düzeltmekte geç kalmak diye bir şey yoktur.Well, there's no such thing as being too late to correct one's faults.
Onları düzeltmek için cümleleri benimsiyor musun?Have you been adopting sentences in order to correct them?
Shishir son zamanlarda bir sürü cümle düzeltmektedir.Shishir has been correcting a lot of sentences lately.
Bazen düzeltmek yazmaktan zordur.Sometimes to correct is harder than to write.
Onu düzeltmek için bitkiye bir çubuk bağladım.I tied a stick to the plant to straighten it.
Onu düzeltmek birkaç saatimi aldı.It took me several hours to correct it.
Ben bu makaleyi düzeltmek zorundayım.I have to correct this article.
Onların işi makaleleri düzeltmek.Their job is to correct articles.
Düzeltmek için isteklilik bir bilgelik işaretidir.Willingness to correct is a sign of wisdom.
Tom işleri Mary için düzeltmek için bazen uğradı.Tom stopped by occasionally to fix things for Mary.
Bunu düzeltmek zorundayız.We have to fix this.
Sanırım hataları düzeltmek için çalışıyorsun.I assume you're working on correcting the mistakes.
LASIK, kornea yüzeyini düzeltmek için kullanılan bir lazerdir.In LASIK, a laser is used to adjust the surface of the cornea.
Raporunu düzeltmek için zamanın yoktu.You didn't have time to proofread your report.
Raporumu düzeltmek için zamanım yoktu.I didn't have time to proofread my report.
İşlerimi düzeltmek yaklaşık bir hafta alacak.It'll take about a week to straighten out my affairs.
Kötü bir anlaşmayı elden geldiği kadar düzeltmek zorundaydık.We had to make the best of a bad deal.
Durumu düzeltmek için daha çok çalışmalıyız.To improve the situation, we must work harder.
Sızıntıyı düzeltmek için yardım ettim.I helped fix the leak.
Tom test kağıtlarını düzeltmekle meşgul.Tom is busy correcting test papers.
Yanlışlarımı düzeltmekten vazgeçmeni istemiyorum.I don't want you to quit correcting my mistakes.
İşleri düzeltmek için yalnızca birkaç güne daha ihtiyacım var.I only need another few days to make things right.
Bunu düzeltmek imkansız.It's impossible to fix.
Ben bu makaleyi düzeltmek istiyorum.I want to correct this article.
Tom onu düzeltmek için ne zaman uğruyor?When's Tom coming over to fix that?
Tom ve Mary evliliklerini düzeltmek istediler.Tom and Mary wanted to fix their marriage.
Onu düzeltmek Tom'un sadece beş dakikasını aldı.It only took Tom a few minutes to fix that.
Biz onu düzeltmek zorundayız.We have to correct it.
Tom onu düzeltmek istedi.Tom wanted to fix that.
Bunu düzeltmek zorundayım.I'm obligated to fix this.
Bozuk olmayan bir şeyi düzeltmek için bir neden yoktur.There's no reason to fix something that isn't broken.
Saçımı ütüyle düzeltmek sonsuza kadar sürüyor.Flat ironing my hair takes forever.
Bazı şeyleri düzeltmek zorundayız.We've got to fix some things.
Biz hatalarımızı düzeltmek zorundayız.We have to correct our mistakes.
Bu Titanik'te şezlongları yeniden düzeltmek gibi.This is like rearranging the deckchairs on the Titanic.
Onu düzeltmek için bir yol bulmak zorundayız.We have to find a way to correct that.
Bu sorunu düzeltmek için çok çalışmak zorundayız.We have to work hard to fix this problem.
Bu sistemi düzeltmek zorundayız.We've got to fix this system.
Durumu düzeltmek zorundayım.I have to make it right.
Seni düzeltmekten nefret ediyorum.I hate to correct you.
Tom saatleri düzeltmekte iyidir.Tom is good at fixing watches.
Bunu düzeltmek ne kadar sürer?How long will it take to fix this?
Onu düzeltmek için ne gerekiyorsa yapacağım.I'll do whatever it takes to make it right.
İşleri düzeltmek için ne gerekiyorsa yapacağım.I'll do whatever it takes to make things right.
Hatamı düzeltmek için ne gerekiyorsa yapacağım.I'll do whatever it takes to correct my mistake.
Onu düzeltmek istiyorum.I want to fix that.
Ben hala bunu düzeltmek zorundayım.I still have to fix this.
Denememi düzeltmek için okuyorum.I'm proofreading my essay.
Leyla onun hatasını düzeltmek için hiçbir şey yapmadı.Layla did nothing to correct his mistake.
Düzeltmek zordu.It was difficult to fix.
Tom bunu düzeltmek istemiyor.Tom doesn't want to fix that.
Tom Mary'nin moralini düzeltmek istiyordu.Tom wanted to cheer Mary up.
Tom bunu düzeltmek istemedi.Tom didn't want to fix that.
Birçok madde önceki hükümetlerin yanlışlarını düzeltmek için belirgin bir açıklıkla yazıldı.Many articles were written explicitly to rectify the wrongs of previous governments.
Amacı intikam değil; aslında dünyayı düzeltmek istiyor.He's not bent on revenge; he's actually trying to heal the world.
Bazıları Microsoft'un Web Fayansını kullanarak durumu düzeltmek için çabalar gösterdi.Some have made efforts to rectify the situation using Microsoft’s Web Tiles.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod